23 Ocak 2010 05:00

BAŞYAZI

“Balyoz Eylem Planı”, “Balyoz Darbesi”, “Plan Seminer”, “Tatbikat Programı” tartışmalarının ortasında, Anayasa Mahkemesi’nin “askeri kişilerin sivil ...

Paylaş

“Balyoz Eylem Planı”, “Balyoz Darbesi”, “Plan Seminer”, “Tatbikat Programı” tartışmalarının ortasında, Anayasa Mahkemesi’nin “askeri kişilerin sivil mahkemelerde yargılanmasını” sağlayan yasa değişikliğini iptal ettiği haberi, bu toz-duman gündeme bomba gibi düştü.
İlk bakışta CHP’nin, askeri kişileri “sivil mahkemelerde” yargılanmaktan kurtarmak için giriştiği kötü niyetli bir girişim gibi görünse de, bu da gerçeği yansıtmaz. Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin, kararı “oybirliği” ile almış olması gösteriyor ki, AKP Meclis çoğunluğunu bu yasa değişikliğini, kör gözüm parmağına, bu yasanın iptal edileceğini bilerek yapmıştır. Yoksa, bu yasa “oybirliği” ile değil 6-5 ya da 7-4 gibi iptal edilirdi!
Bu yüzden de ortaya çıkan kaos, sadece CHP ya da Anayasa Mahkemesi’nin “siyasi davranmasının” sonucu olarak açıklanamaz. Ve bu durumda Ergenekon davası, JİTEM davası, kimi faili meçhullerle ilgili bölgede sürmekte olan davaların “sil baştan” olup askeri mahkemelere gideceği düşünüldüğünde, AKP’nin, yasa değişikliğini, bu davaların kadük olması için bir dayanak oluşturacağını bilerek yaptığı sonucu çıkmaktadır.
“Balyoz Darbesi” ile ilgili tartışmalarda da AKP Hükümeti ve Başbakan Erdoğan’ın ne dediği anlaşılmıyor.
Yandaş basın ve yandaş basının yandaşları, “AKP Hükümeti’ne karşı yeni bir darbe planı bulduk” diye birbirini çiğniyor; ama önceki gün Genelkurmay Başkanı Başbuğ ile 80 dakika görüşen Başbakan Erdoğan, bu görüşmeden sonra bir açıklama yapma gereğini duymuyor. Bununla da yetinmiyor Başbakan, her konuda görüş belirttiği dünkü konuşmasında, bu konuyu es geçti.
“Es geçti” derken; “o konuda bir şey demedi” demek istemiyoruz elbette.
Başbakan Erdoğan, dün partisinin genel merkezinde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda her konuya değindi. “Balyoz Darbesi”ne de adını vermeden değindi; “Bizi Ankara’nın karanlık koridorlarına çekmek istiyorlar ama çekilmeyeceğiz”, “Bugüne kadar baskılara boyun eğmedik, eğmeyeceğiz” diye esti gürledi. Ama öyle anlaşılıyor ki, daha çok da Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mutafa Türkel’in “Gerekirse hükümeti yıkarız” sözüne alınmış. Ve Erdoğan, Tek Gıda-İş başkanına, TEKEL işçilerine bildik tarzda verdi veriştirdi. TEKEL işçilerine ve Tek Gıda-İş başkanına duyduğu öfkeyi Başbakan, “Balyoz darbecileri”ne göstermedi. Acaba “darbeciler” üstünden propaganda yaparken iktidardan düşme konusunda asıl korkusu, TEKEL işçilerinin başını çektiği emekçi mücadelesi midir; öfkesi bundan mıdır?
Ankara’da bunca sorunla uğraşırken konuşmasının en önemli bölümünü TEKEL işçilerine saldırmaya ayırması, bu korkunun derinliğinden değilse nedendir?
TEKEL işçilerine açıkça saldıran Başbakan, “darbe hazırlığı yaptığı iddia edilen Balyoz harekatçıları”na açıkça bir şey söylemiyor; “Bu tür baskılara boyun eğmedik, eğmeyeceğiz” gibi laflar etse de Başbakan, “darbe hazırlıkçıları” olarak suçladığı kesime “karnından konuşmakla” yetindi. Yani açıkça bir şey söylemeden şikayet etti. Sorulursa, “Ben öyle bir şey demedim”, “Ben sizi kastetmedim” diyebilmek içindi herhalde!
Burada bir soru gündeme geliyor: Yandaş basının “darbe planları” gürültüsü doğruysa, hükümet neden böyle önemli bir konuda sessizdir ve halka gerekli açıklamayı yapıp hemen harekete geçmiyor; yok, eğer Genelkurmay’ın açıklaması doğruysa, bu ortalığı velveleye veren propaganda nedir?
Evet, CHP’nin Ergenekon ya da öteki kontra davalardaki tutumu bellidir. Ama hükümetin de bu davaların gerçeklerin ortaya çıkmasına hizmet edecek biçimde ilerlemesi için üstüne düşeni yaptığı söylenebilir mi?
Elbette söylenemez. Dahası, AKP Hükümeti her geçen gün biraz daha demokrasiyi, özgürlükleri sadece kendisi içini isteyen ve kendi iktidar alanını genişletme ötesinde hiçbir kaygı gütmeyen bir iktidar görünümü sergilemektedir.
Elbette hükümet ve başının, hak mücadelesi veren işçiye, emekçiye öfkesinin de giderek arttığı gözlenmektedir.
İktidardan, emekçiler tarafından alaşağı edileceği korkusunun alameti olsa gerek!..
İHSAN ÇARALAN
ÖNCEKİ HABER

Dayanışmayı bırakmadılar

SONRAKİ HABER

Mardin'de eylem ve etkinlik yasağı 30 gün uzatıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa