YOLCULAR İÇİN EL AYNASI

YOLCULAR İÇİN EL AYNASI

  • Bir yolcu gördüm,


    Bir yolcu gördüm,
    Bu tuhaf yolcu sadece bir kez rastlayıp geçtiğim biri değildi. Her gittiğim yerde karşıma çıkıyordu. Sanki bir sıçrayışta, benim günler sonra varacağım yere ulaşıyor, orada beni bekliyordu.
    Eski kentlerin terkedilmiş limanlarında, unutulmuş deniz fenerlerinde, yıllar önce sönmüş ışıldakların yanı başında ya da kimsenin bakmadığı saat kulelerinin dibinde buluyordum onu. Daima, hiç şaşırmadan ve aksatmadan orada oluyordu. Usulca dokunup geçiyordum bedenine. Zaten benim her gelişim onun ayrılma vaktiydi. Usulca dokunup öyle giderdi.
    Gittiğim yerlerde, feneri sönmüş kulelerin merdiven boşluklarına kazınmış suretim gibi her seferinde karşıma çıktığına göre, belli ki o da yollardaydı. Üstelik konakladığı yerlerde kendisini dinleyecek birilerini bulur bulmaz, bu yollardaki yolcuların çoğu gibi o da maceralarını anlatırdı. Anlattığı her hikaye, ya bir saat kulesiyle ilgiliydi ya da hikayenin içinde mutlaka bir saat kulesi gelip geçerdi.
    Ancak sözlerinden çıkardığım şuydu ki, hep aynı mevsimlerde ve aynı yerlerde dolaşıyordu. Durumun böyle olduğunu şimdiye kadar fark etmemişti, kendisine ben söyledim.
    Daima önümden giderek, yaptığı bu tuhaf yolculuklarda esas neyi aradığını anlamam ise uzun sürmedi, meselenin aslını şu sözlerinden çıkardım:
    “Zamanı durdurmanın biricik yolu budur” demişti “Ve benim en iyi bildiğim yer, zamanın durduğu yerdir, bütün yolculuklarım orada gerçekleşir.”
    Aynaları mı kastediyor, deniz fenerlerini mi anlatıyor yoksa saat kulelerinden mi tam çıkaramamıştım. Telaşla sordum:
    “İyi ama ben bir gittiğim yere bir daha gitmem ki, ne de aynı mevsimlerde geçer yolculuklarım. Nasıl oluyor da her durakta karşılaşabiliyoruz seninle?..” doğrusu endişelenmiştim söylediklerinden.
    “Korkma,” dedi “Eğer mevsimleri durduramazsan tek bir yol kalır geriye ki o da hiç kıpırdamadan duran kulelere dokunarak geçip gitmektir, ben öyle yaparım.”
    “Peki, o zaman durmakta olan kim, ikimizden hangisi?”
    “Ne sensin ne de ben. Her karşılaşmamız, iki firari saat kulesinin buluşmasından başka bir şey değil.”
    ÖZCAN YURDALAN
    www.evrensel.net