BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • Dün, Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu’nun katledilmesinin 17. yılıydı.Mumcu, 24 Ocak 1993’te, arabasına konan C-4 plastik patlayıcıyla, evinin önünde katledilmişti!


    Dün, Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu’nun katledilmesinin 17. yılıydı.
    Mumcu, 24 Ocak 1993’te, arabasına konan C-4 plastik patlayıcıyla, evinin önünde katledilmişti!
    O günden bugüne, Uğur Mumcu’nun kim ya da kimler tarafından öldürüldüğü ortaya çıkarılmadı. Bu yüzden dün de, ülkenin çeşitli yerlerinde yapılan anmalarda, 17 yıldan beri dillendirilen talep yinelendi: Uğur Mumcu’nun katilleri bulunsun!
    Dün Milliyet gazetesinin manşetinde, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi’nin katili M. Ali Ağca’nın yakalanması sırasında olayın arkasındaki kişilerin bulunamamasına ilişkin bir tartışmaya yer verildi. Dönemin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş ve emniyet yetkilileri, yıllardır Ağca dosyasını İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Orgeneral Necdet Üruğ’un önlediğini söylemekteydi. Üruğ ve Ağca iddianamesini hazırlayan Sıkıyönetim Savcısı Ahmet Koç, Ağca’nın emniyette gözaltında kaldığı 20 günde gerekli araştırmayı yapmadığı için, dosyanın bir an önce sıkıyönetime alındığı iddia ediliyor. Yani onlara göre de İstanbul Emniyeti, elindeki ipuçları kullanılmadığı için soruşturma başarıyla bitirilememiştir!
    2007’nin 19 Ocak’ında öldürülen Hrant Dink’in avukatları ve yakınları ise Dink’in katlinin üçüncü yılında, “Bu dava ne zaman başlayacak” diye soruyorlardı. Çünkü olayın üstünden 3 yıl geçmesine rağmen, bırakalım tetikçinin arkasındaki güçlerin kimler olduğunu, “Ogün Samast’ın yanında kaç kişi vardı” ya da “Yalnız mıydı” sorusuna bile yanıt verilmiş değil. Dahası; cinayetten bir yıl öncesinden haberdar olan ve adım adım cinayetin gerçekleşmesini izleyen Reşat Altay (dönemin Trabzon Emniyet Müdürü) ve Ramazan Özyürek (Altay’dan önceki İl Emniyet Müdürü ve dönemin İstihbarat Daire Başkanı), dönemin İstanbul emniyet müdürü ve istihbarat yetkilileri görevlerinin başındadır!
    Bu, Türkiye’nin suikastlar ve siyasi cinayetler tarihindeki üç önemli olayın durumu bile, devletin en üst makamlarındakilerin, emniyet ve çeşitli istihbarat örgütlerinin, katillerle ve arkalarındaki organizasyonlarla yakın temasta, hatta içli dışlı olduklarını göstermektedir. Bu yüzden Türkiye, faili meçhul siyasi cinayetler laboratuvarı gibidir.
    Bu, bir yandan Memurin Muhakematı Yasası ile idare, emniyet ve adliye arasındaki meslek dayanışmasını, bir yandan da iktidarların, aslında bütün bu olup bitenleri kendilerine karşı olmadıkça umursamadıklarını göstermektedir. Tıpkı bugün AKP Hükümeti’nin, Ergenekon davasının kontrgerilla davası olacağını ilan edip, sonra davayı kendine karşı eylemlerle sınırlı bir davaya dönüştürmesi gibi!
    Bu nedenle gelmiş geçmiş iktidarlar, toplumda büyük kırılmalara yol açan bu cinayetlerin arkasındaki organizasyonları ortaya çıkarmak için gerekli iradeyi göstermekten çekinmişlerdir. Burada, gerek bu üç cinayet, gerekse başka pek çok siyasi cinayete bakıldığında; iktidarların, cinayet odaklarıyla ne kadar yakın olduklarının, ideolojik ortaklıklarının ortaya çıkmasından çekinmelerinin önemli rolü olduğu görülür.
    Bu tartışmalar göstermektedir ki; faili meçhul cinayetler, birer adi tetikçi bulma, basitçe bir kışkırtıcı, yardım-yataklıkçıyı bulma sorunu değil Türkiye’nin demokratikleştirilmesi davasıdır. Bu sorun, Türkiye’nin gelmiş geçmiş iktidarlarının kendi geçmişleriyle, kendi politikalarıyla hesaplaşması davasıdır ve ancak bunu yapabilenler, yarın için demokrasiden, özgürlüklerden söz edebilirler. Örneğin Demirel’ler, Yılmaz’lar, Çiller’ler, Erdoğan’lar, bu siyasi cinayetlerin üstüne gidip toplum vicdanında beraat etmeden, katillerin ortaya çıkarılamamasında kendi rollerini görmezden gelerek demokratlık yapamazlar. Bu halde yapacakları ancak demokratlık taslamak olur.
    Yıllar ilerledikçe bu cinayetlerin ortaya çıkarılmamış olmasının, toplum üstünde nasıl bir ağırlık oluşturduğu daha iyi görülmektedir. Ve geçen yıllar bu cinayetleri unutturmayacaktır. Ancak gerçeklerin açığa çıkması, toplumsal vicdanı rahatlatacaktır.
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net