25 Ocak 2010 05:00

Kadına yönelik görünmeyen şiddet; ekonomik şiddet

Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD), ev dışında çalışan veya çalışmayan hemen bütün kadınların maruz kaldığı “ekonomik şiddeti”, “Türkiye’de Kadına Yönelik Ekonomik Şiddet; Süper Kadın Süper Zor” adlı kitapta ortaya koydu.

Paylaş

Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD), ev dışında çalışan veya çalışmayan hemen bütün kadınların maruz kaldığı “ekonomik şiddeti”, “Türkiye’de Kadına Yönelik Ekonomik Şiddet; Süper Kadın Süper Zor” adlı kitapta ortaya koydu.
Aile içinde geleneksel, dinsel veya “sevgi-güven-bağlılık” gibi gerekçelerle miras, mal edinme gibi haklarını tam olarak kullanamayan kadınların, ev dışında çalıştıkları zaman da erkek meslektaşlarına göre düşük ücret aldığını gösteren kitap, işçilerin yanı sıra kadın hafız, kadın ölü yıkayıcısı, kadın şarkıcının bile erkek meslektaşlarına göre daha az ücret aldığına dikkat çekiyor.
KADININ EVİ DE OLMUYOR
Eğitim görmüş, memur olarak görev yapan kadınların bile ilk yıllarda maaşlarını aldıkları bankamatikleri ya babalarına ya da kocalarına vermek zorunda kaldığını ortaya koyan kitap, kadınların, günlük harcamaları yapabilmelerine karşın, aile yatırımları konusunda söz sahibi olmadıklarına da dikkat çekiyor. Kadınlar, evlerinin tapusuna, ancak kendi adlarına kredi çekilmişse veya kocaları uygun görürse sahip olabiliyorlar.
Ekonomi Muhabirleri Derneği’nin yayını olan kitap, Yazar ve Gazeteci Filiz Bingölçe’nin, tarım işçiliğinden ölü yıkayıcılığına, şarkıcılıktan devlet memurluğuna kadar değişik alanlarda çalışan 55 kadınla görüşmesinden oluşuyor; kadınların mesleklerinde ve hayatlarında yaşadığı ekonomik ayrımcılığı ortaya koyuyor.
ÇALIŞAN KADIN İKİ KAT EKONOMİK ŞİDDETE UĞRUYOR
Kitabın içeriği hakkında bilgi veren Bingölçe, kadının maruz kaldığı ekonomik ayrımcılığı “aile içi ekonomik şiddet” ve “çalışma hayatındaki ekonomik şiddet” olarak ayırmanın mümkün olduğunu söyledi. Aile içi şiddetin kadında bir şekilde görüldüğünü belirten Bingölçe, ancak ekonomik şiddetin görünmediğine dikkat çekti. Bingölçe, ev dışında çalışan kadının uğradığı ekonomik şiddetin ikiye katlandığını söyledi.
Bingölçe, aile içi ekonomik şiddetin “ana, baba, kardeş, koca, evlat ve akrabalar tarafından kadının çalışmasına izin verilmemesi veya işinde ilerlemesine engel olunması, zorla istemediği işte çalıştırılması; bankamatik kartına, gelirine, malvarlıklarına el konulması, kadının gelirinin kumar ve içkide kullanılması, mirastan pay vermemek veya eksik pay vermek, ziynet eşyalarına el koymak, yatırımını kısıtlamak” biçiminde somutlaştığını anlattı.
Yapısal sorunlar giderilemediği için hâlâ kadının esas işinin annelik, ev kadınlığı olarak görüldüğünü, bu nedenle aslında ev dışında çalışan kadının “çifte mesai” yaptığını kaydeden Bingölçe, bunun da maruz kalınan ekonomik şiddeti ikiye katladığının altını çizdi. Bingölçe, “Kapitalizm, kadının önüne ‘çocuk da yaparım kariyer de’ diyerek bir idol koyuyor. Bu da kadının daha fazla hırpalanmasına yol açıyor. Kadın, ‘süper kadın’ olmaya zorlanıyor. Altyapısal sorunlar çözülmediği için bu şartlarda kadının, süper değil ‘hiper kadın-atom karınca’ bile olsa bu işlerin altından kalkması zor” diye konuştu.

İKİNCİL YEDEK GÜÇ
Özellikle eşinden ayrılmış veya eşi ölmüş ailelerde kadınların, ekonomik hayata katılmakta zorlandığını, çoğu zaman “sadaka kültürü” ile yaşamak zorunda kaldığını anlatan Bingölçe, ekonomik gelişmelerin, kadını “ikincil-yedek iş gücü” konumuna getirdiğini, “esnek çalışma” sisteminin kadını çoğu zaman sosyal güvenceden mahrum bıraktığını, ücretinin düşmesine neden olduğunu söyledi. Tarım gibi bazı sektörlerde kadınların erkeklerin yarısı kadar ücret alabildiklerine de vurgu yapan Bingölçe, “Görüştüğüm kadınların neredeyse tamamının yoksulluk sınırının altında yaşadığını söylemek çok da abartı değil” dedi. (Ankara/EVRENSEL)

SÜPER KADIN SÜPER ZOR
Kitap, Bingölçe ve EMD Başkanı Özlem Doğaner tarafından basın toplantısıyla tanıtıldı. Burada konuşan Doğaner, kadına yönelik fiziki şiddetin her zaman gözle görünmesine ve medyada da sergilenmesine karşın, ekonomik şiddetin çoğu zaman göz ardı edildiğini, fazla gündeme getirilmediğini söyledi. Dünyada nüfusun yüzde 51’ini oluşturan kadınların, bazı istatistiklere göre dünyadaki işlerin 3’te 2’sini yapmasına karşın toplam gelirden ancak 10’da 1’i kadar pay aldığını vurgulayan Doğaner, “Dünya, bu süper kadınların emekleri ile dönüyor, ama dünya toplam gelirinden kadınlar ancak 10’da biri kadar pay alıyor” dedi.
Kadının maruz kaldığı “ekonomik şiddetin” üzerinde aslında çok fazla çalışılmadığını, kadınların pek çoğunun maruz kaldıkları bu şiddetin farkında bile olmadığını kaydeden Doğaner, “23 yıllık EMD’nin ilk kadın başkanı olarak, derneğin kitap olarak ilk yayınının, Bingölçe’nin 55 kadınla röportajlarından oluşan ‘Süper Kadın Süper Zor’ olmasından büyük mutluluk duyuyorum” dedi.

KADININ MAAŞ KARTI BİLE ELİNDE DEĞİL
Özellikle eğitim görmüş, memur olarak çalışan kadınların bile ilk yıllarda maaşlarını aldıkları bankamatikleri kocalarına veya babalarına vermelerini ilginç bulduğunu belirten Bingölçe, bu kadınların, gelirlerini baba veya eşlerine vermeyi, “sevgi, gelenek, saygı, aşk, bağlılık” gibi gerekçelerle “aşkınladığını” söyledi. Bingölçe, yine bu kadınların, günlük harcamaları yapmaya yetkili olsalar bile aile yatırımlarına ilişkin kararlarda söz sahibi olamadıklarını, hatta ancak adlarına kredi çekilince veya kocaları uygun görürse evlerinin tapusunda isimlerinin olabildiğini anlattı.
Kamusal alanda da kadına erkeklere göre daha düşük ücret uygulandığını, kadın-erkek işi ayrımı yapıldığını ve bazı işlerde erkeklerin ücretinin 2-3 kat daha fazla olduğunu belirten Bingölçe, kitap için görüştüğü hafız, ölü yıkayıcısı, şarkıcı kadınların, erkek meslektaşlarına göre daha düşük ücret aldığına vurgu yaptı. Hatta evli olanlara bekarlara göre daha fazla ücret verildiğine işaret eden Bingölçe, bunun da bir tür ekonomik ayrımcılık olduğunu dile getirdi.
Türkiye’de 200 bin dolayında kadının ölü yıkayıcısı, mevlithan, hafız olarak çalıştığı bilgisine kitabında yer veren Bingölçe, bu mesleklerin kadınlar açısından diğer mesleklere göre daha prestijli kabul edildiğine de dikkat çekti.
ÖNCEKİ HABER

Zorla ya da emirle kitap okutulmaz

SONRAKİ HABER

Erdoğan "oy çalındı" iddiasında ısrarcı: Oy hırsızlığı tam bir felakettir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa