25 Ocak 2010 00:00

BAYKUŞ

Antisosyal kişilik bozukluğu bu haftanın konuşulanlarından biri olarak karşımıza çıktı.

Paylaş

Antisosyal kişilik bozukluğu bu haftanın konuşulanlarından biri olarak karşımıza çıktı. Mehmet Ali Ağca’nın bir kahraman edasıyla ortalara salınıvermesi ile birlikte yapılan gösteriler, karşılamaya gidenlerin ruhsal durumu konusunda da düşünmeye zorladı beni. Elbette haddimi aşmak niyetinde değilim. Ruh sağlığı üzerine söz söylemek bana düşmez. Bu işi uzmanlarına bırakacağım. Bugün antisosyal kişilik bozukluğuna dair bir takım özelliklerden ve özellikle geçen hafta Guardian’da okuduğum bir haberden söz etmek istiyorum.
Düşünmeden ani hareketler ve doğabilecek sonuçlara karşı umursamazlık, başkalarının duygularını umursamamak, empati yapmamak, acıma duygusunun olmaması, bencillik, sinirlilik, saldırganlık ve şiddet uygulamak, kişisel çıkar ya da zevk için yalan söyleme, aldatma ve kanunsuz işler yapmak, güvenlik ya da sorumluluk üstlenmek gibi konulara kayıtsız kalmak şeklinde davranış bozuklukları tanımlanıyor antisosyal kişilik bozukluğu olanlarda. Çekici bulundukları da vurgulanıyor.
Genetik aktarımdan söz edenler de olmakla birlikte, bu tablonun ortaya çıkışı üzerine kesin veriler henüz yok. Ortaya çıkışında rol oynayan aile özellikleri veya sosyal ortamlardan söz ediliyor. Çocukluk döneminde şiddete tanıklık etme ve/veya şiddete maruz kalma öne çıkan etkenlerden birisi. Aile bireylerinde alkol veya diğer maddelerin kötüye kullanımı da antisosyal kişilik bozukluğu olanlarda daha sık görülüyormuş.
Okuduğum haber de antisosyal kişilik bozukluğu olduğu saptanan iki çocuğa dair. Britanya’nın zamanında madencilikle geçinen kasabalarından birinde yaşıyor bu çocuklar. Antisosyal kişilik bozukluğu tanısı almalarına neden olan son olay ise iki çocuğa uyguladıkları şiddet ve cinsel saldırı. Çocuklardan biri neredeyse ölmek üzereymiş bulunduğunda. Yargılanan çocuklara şiddet uygulamaya neden son verdikleri sorulduğunda verdikleri yanıt tüyler ürpertici gelecektir eminim hepinize. Kolları yorulup, ağrıdığı için durmuşlar. Evet, bencillik önemli bir özellik bu kişilik bozukluğunda. Sosyal çalışmacılar, psikologlar ve yargıç saldırganların hiçbir pişmanlık belirtisi göstermediklerini belirtiyorlar.
Bizim antisosyal kişilik bozukluğu olan iki çocuğumuzun ailesine de bakmak gerekiyor. Baba işsiz. Alkolik. Ayrıca bahçede esrar yetiştiriyor. Anneyi sürekli dövüyor. Ayrıca çocuklar da bu fiziksel şiddetten nasibini alıyor. Sosyal çalışmacılar birkaç kez aile ile görüşmeye, ev ziyareti yapmaya çalışmışlar ama başarılı olamamışlar. Yeterli çaba göstermedikleri söyleniyor. Daha geniş bir çevreyi değerlendirmekte de yarar olacak. Yaşadıkları yerin eski bir madenci kasabası olduğunu söylemiştim. Bu kasaba sakinleri artık madencilikle geçinemiyor ve işsizlik, yoksulluk alabildiğine derinleşmiş.
Pek çok kere aile içi şiddet üzerine, bu şiddete tanıklık eden veya doğrudan şiddete maruz kalan çocukların gelecekte nasıl şiddet üretebilecekleri üzerine yazılar yazmıştım. Bu kişilik bozukluğu tanısı geçen hafta gündeme gelip de, kalabalıklar tarafından bir kahraman gibi karşılanınca, bir de üstüne Britanya’daki çocuklara dair haberle birleşince aklıma düştü. Yeniden üzerine yazma ihtiyacı duydum. Geçen hafta da yükselen faşizmden söz etmiştim. Aileye dair Reich’ın söylediklerinden. Hepsi birden eklemlendi, karşıma dikildi.
Bu ruhsal durumla ilgili son bir görüşten de bahsetmeden olmayacak. Antisosyal kişilik bozukluğunda saldırgan tutumun kendisine saldırılmasını engellemeye dönük bir davranış olduğunu belirten araştırmacılar var. Dünyayı bir tehdit olarak algılayan, o nedenle de önceden önlemini alıp kendisini korumak için saldırıya uğramadan saldırmayı hedefleyen bir yaklaşım içinde olduklarını belirtiyorlar. Tanıdık geldi mi bu tutum acaba?
ŞEBNEM KORUR FİNCANCI
ÖNCEKİ HABER

Ligna Dekor büyüdükçe işçiler fakirleşiyor

SONRAKİ HABER

23 yaşındaki asansör teknisyeni akıma kapılarak öldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa