25 Ocak 2010 00:00

ROJEV

Türkiye, darbecilerin hazırlattığı bir anayasa ile yönetiliyor. Ordu, bugün de ülkenin en önemli/etkili politik mihraklarından biri olmayı sürdürüyor.

Paylaş

Türkiye, darbecilerin hazırlattığı bir anayasa ile yönetiliyor. Ordu, bugün de ülkenin en önemli/etkili politik mihraklarından biri olmayı sürdürüyor. Ülkenin önemli bir politik aktörü olmasına olanak sağlayan yasal dayanaklar ve koşullar ortadan kaldırılmadan, ordunun bu rolü oynamaktan kendiliğinden vazgeçmeyeceği de açıktır. Taraf gazetesinin ifşa ettiği 2003 tarihli ‘Balyoz Harekatı’ planı, öncesi ve sonrasındaki ‘darbe planları’ gibi ordunun politik etkinliğini korumaya/sürdürmeye yönelik arayışlar olarak anlam kazanmaktadır. Fakat AKP yanlısı medyanın, bu gelişmeleri yeni bir ‘keşif’ yapmış gibi ve üstelik egemenler cephesindeki başka bir politik mihrakı mağdur, demokrasi savaşçısı gibi sunmak üzere büyük bir gürültüyle gündeme getirmesi de ikiyüzlü bir tutumdur. Çünkü bu çevreler, yaratılan toz-duman içinde herkesi AKP’nin arkasında saf tutmaya çağırmakta; TEKEL işçilerinin haklı davasını savunmayı, hatta BDP’lilerin tutuklanmalarına karşı çıkmayı bile, neredeyse darbe destekçiliği, demokrasi düşmanlığı ile izah etmeye çalışmaktadırlar.
İlginç bir tesadüf olsa gerek(!) Zaman ve Taraf gazeteleri, ‘Balyoz Harekatı’yla ilgili haberlerinde, darbecilerin Kürtlere, İsrail’in Filistinlilere karşı uyguladığı yöntemleri kullanmayı planladıklarını öne çıkardılar. Herhalde bize “bakın, bu darbe planlarının uygulanması engellendi de kurtuldunuz” demek istiyorlar. Ya da “sizlere İsrail gibi zulüm yapmak isteyenlere karşı, gelin sizin gibi ‘darbe mağduru’ AKP ile birleşin” mi demek isteniyor? O zaman kısa birkaç hatırlatma yapalım: Şemdinli’de halka bomba atılması (Kasım-2005), çocukların polis kurşunlarıyla katledilmesi (Mart-Nisan 2006), Newroz’da halkın bayramını kutlamasının yasaklanarak kadın ve çocuk demeden saldırılması (Mart-2007), Hakkari’de Özel Harekatçıların herkesin gözü önünde bir çocuğun kolunu kırması (Mart-2008), 23 Nisan’da yine Özel Harekatçıların, Hakkari’de bir çocuğun kafasını dipçikle parçalaması (2009) gibi olayların İsrail’de yapılanlardan geri kalır tarafı var mıdır? Ve soruyoruz: AKP, taş atan çocukların hapislere doldurulması, 29 Mart seçimlerinden bu yana sayıları bine yaklaşan DTP’li/BDP’lilerin tutuklanması ve gerilla cesetlerine bile işkence yapacak kadar insanlıktan çıkmış bu vahşetin neresindedir? Başta Cemil Çiçek olmak üzere AKP’liler ve Başbakan Erdoğan, defalarca bu uygulamaların arkasında durduklarını açıklamadılar mı? Biz planlardan değil, icraatlardan bahsediyoruz. Genelkurmayı da AKP’si de bu icraatların arkasındadır. Bu zulmün suç ortaklarıdır. Peki, şimdi “mağdur” ve “demokrasi kahramanı” AKP, Kürt halkının seçilmiş temsilcilerini ardı sıra hapishanelere gönderirken, gözümüzün içine baka baka bize “Size, İsrail’in Filistinlilere yaptığını yapacaklardı” diyenlere inanalım mı?
8 yıldır hükümette olduğu halde 12 Eylül darbesinin anayasası olan ‘82 Anayasası’nı değiştirmek için hiçbir ciddi adım atmayan; MGK, EMASYA gibi Genelkurmay’a ülke siyasetiyle ilgili dolaysızca söz söyleme ortamı sağlayan mekanizmaların varlığını devam ettiren, ötesinde Genelkurmay başkanıyla haftalık olağan toplantılar yapan bir hükümetin, darbelerle ve darbecilerle hesaplaşması mümkün değildir. Bunların da ötesinde, Bölge’de sürdürülen savaş politikalarından beslenen ve çatışmalı ortamı politik etkisini artırmak için kullanan çeteci, darbeci karanlık güç odaklarıyla hesaplaşmanın ilk adımı, savaş ve çatışma ortamına son vermek olmalıdır. Oysa AKP Hükümeti, bu politikaların uygulanması konusunda bu güç odaklarıyla tam bir uyum ve iş birliği içindedir. Bölge’de yıllarca JİTEM, kontrgerilla örgütlenmesinin başında yer alıp bugün yine darbe planları nedeniyle hapiste bulunan Ergenekoncuların Bölge’deki suçlarının yargılamaların dışında tutulması, bu iş birliğinin en somut göstergesidir.
Kürtler, işçiler, halk güçleri, ‘balyoz’un askeriyenin elinden alınıp AKP’nin eline verilmesini mi destekleyecektir; yoksa el birliğiyle bu moloz yığınını temizleyip, insanca yaşayabilecekleri demokratik bir gelecek mi inşa edecektir? Bugün yanıtlanması gereken soru budur!
ÇETİN DİYAR
ÖNCEKİ HABER

Seçilen, masrafları kısacak

SONRAKİ HABER

Asansör boşluğuna düşüp hayatını kaybeden işçi saatler sonra bulundu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa