25 Ocak 2010 00:00

ÖZGÜRLÜK YOLU

Geçtiğimiz günlerde Haiti’de yaşanan doğal afet, ülkeyi bir kez daha dünyanın gündemine oturttu.

Paylaş

Geçtiğimiz günlerde Haiti’de yaşanan doğal afet, ülkeyi bir kez daha dünyanın gündemine oturttu. Bu olay, içimizdeki en iyileri de en kötüleri de ortaya çıkardı. İnsani feryatların en saf hali, uzaktaki hükümetlerin, kendilerine yardım edemeyen bu halka yardım götürmek için seferber olmasıyla daha da belirginleşti.
Bir zamanların kolonisi, Antillerin incisi, devrimlerin anası Haiti, yaklaşık iki yüzyıl boyunca Avrupa sömürgeciliğine ve yağmacılığına karşı savaşmaya cesaret etmiş ve özgürlüğünü kazanmıştır.
Kolektif medyanın bizi bilgilendirdiği üzere Haiti, batıdaki en fakir uluslardan biri. Fakat, bizlere nasıl bu hale geldiği hakkında hiçbir bilgi verilmiyor. Kaçımız ABD’nin Haiti’yi acımasızca işgal ederek yirmi yıldan fazla süre ülkede kaldığını biliyor? Bir değil, iki değil, tam üç sömürgeci orduyu yenme kabahatini(!) gösteren Haiti, önce Fransızlar, sonra İngilizler, sonra da İspanyollar tarafından işgal edilmişti. Ve 200 yıl boyunca Fransız yağmalarını karşılamaya zorlandı. Bu, savaşı kazanan tarafın yendiği ulusa geri ödeme yapmak zorunda kaldığı ilk ve tek olaydı.
Haiti sadece fakir değil, küresel sömürge sistemi ve kapitalist ekonomi tarafından fakirleştirilmiş bir ülke. Bu durum, siyah ırktan intikam almak için tasarlanmıştı. Büyük Devrimci Eylemci Cyril Lionel Robert James, Haiti devriminin insanlık tarihinde görülen tek olay olduğunu söylemiştir.
Fransız ve Amerikan devrimlerinden daha farklı olarak, Haiti devrimi, Amerika kıtasındaki Fransız emperyalizmine son vermiştir. Napolyon, Haiti’yi kaybetmiş olarak ABD’ye kaçmak istemiş, ABD’nin topraklarını bir günde iki katına çıkarmıştır. İlginçtir ki, bu devrimlerin hiçbiri, gerçekten şeytani olan bir müessesenin, “köleliğin”sonunu getirememiştir. Hatta tam tersi doğrudur. George Washington ve Thomas Jefferson köle sahipleriydi ve Napolyon Bonapart ordusunu Haiti’ye köleliği savunması için gönderdi.
ABD destekli diktatörlerle geçen on yıllar boyunca, kapitalizm kaynaklı bir sömürgecilik mirası varlığını sürdürdü. Bush dönemindeki iktidar değiştirme manevraları gibi: Başkan John-Bertrand Aristide’nin seçtirilmesi ve Haitili işçilerin kolektif baskılara maruz kalması. Bu sayede, Haiti büyük ölçüde gelişmemiş olarak kaldı ve doğal afetlerle baş etmede daha az muktedir hale getirildi.
Birkaç yıl önce, bir kasırga dünyanın en zengin ulusunun bir şehrini vurduğunda, zenginler ve orta sınıflar en kötü senaryo gerçekleşmeden kaçacak kaynaklara sahiplerdi. Haiti’de bir deprem ya da kasırga durumunda bu kaynaklar neredeyse hiç yok. Japonya gibi birçok ülke, depremlere karşı dayanıklı binalar inşa ediyorlar. Bu gibi teknikler Haiti okullarına, evlerine, ofislerine uygulansaydı kayıplar büyük ölçüde azalır ve acılar giderilebilirdi.
Eğer yüzyıllar boyunca kanamış ve sömürülmüş olmasaydı; Haiti insanlarını mümkün olduğunca koruyacak kaynaklara sahip olabilirdi. Buna engel olundu. Haiti’nin geleceği sömürgecilik sonrası geçmişinden daha parlak olabilirdi.
MUMIA ABU JAMAL
ÖNCEKİ HABER

İzmirli kadınların kaleminden

SONRAKİ HABER

Barışa renk kat: Elazığ'da mahalleli duvarlara barışı çizdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa