24 Ocak 2010 00:00

Asya-Pasifik’te bu hafta (129)

ETP (2008), Güneydoğu Asya (GDA) kalkınmasıyla Doğu Asya (DA) kalkınmasını ayırıyor.

Paylaş

ETP (2008), Güneydoğu Asya (GDA) kalkınmasıyla Doğu Asya (DA) kalkınmasını ayırıyor. Birincilerin (temel olarak Malezya, Tayland, Endonezya) tutumyapısal büyümesinin sürdürülebilir olmadığını; ikincilerin ise (Japonya, Tayvan, Güney Kore, Hong Kong, Singapur -GDA’da olmasına karşın Singapur, kalkınma kipçiği açısından DA sayılıyor bu yazanakta-) sürdürülebilir olduğunu söylüyor.
Çin ve Vietnam’ı ikisinin arasında bir yere koyuyor. Buna göre Doğu Asyalılar varsıl ve sağlıklı; bu ülkelerde çevre kirliliği az ve dünya çapında üniversitelere sahipler. GDA ise ucuz işgücüne ve doğal kaynakların kullanımına dayanıyor. Malezya dışında tüm GDA ülkelerinde toplumsal karışıklıklar var ve rüşvet yaygın. Endonezya’da, Tayland’da ve Filipinler’de kitle gösterileri ve askeri darbelerle yönetimler değişti. GDA’da kentin içinde akan ırmaklar pis ve gecekondular yaygın. Son olarak Güneydoğu Asyalılar, nitelikli eğitim ve sağlık hizmeti alamıyor.
Kısacası, FETP’ye göre GDA, siyasal süreksizlik ve toplumsal eşitsizlikle nitelendiriliyor. FETP’nin bu ayrımında az da olsa doğruluk payı var; ancak, görüşlerin çoğu yanlış ve bu yanlış görüşlerin, tutumbilim alanında sıklıkla yapıldığı gibi, sonul doğrular olarak sunulması, insanı çileden çıkarıyor.
Bir kere Güney Kore’de de, GDA’da olduğu gibi darbe oldu; 1961’deki darbeden sonra, darbecibaşı Park Chung-Hee (1917-1979), ülkeyi OHAL’le yönetti; 1979’da ölene dek 18 yıl, ülkenin başına kara bir bulut gibi çöktü. O öldükten sonra, bir başka general Chun Doo-hwan (d.1931) çöktü ülkenin üstüne bu kez, 1980’den 1988’e. O gitti, yerine bir general daha geldi: Roh Tae-woo (d.1932), o da 1988-1993 arası Korelilerin anasını ağlattı.
Sonra, Güney Kore halkı, kitle gösterileriyle bilinen bir halktır. Diğer bir deyişle, FETP’in değerlendirmesinde Güney Kore, ‘Doğu Asyalı kalkınma’ nitelemesine uymuyor; ama yine de, en yüksek gelirli ülkelerden. Rüşvete gelirsek, rüşvette de Japonya ve Tayvan üst sıralarda. Tayvan’ın eski generk (devlet) başkanının, yönetimi sırasındaki yolsuzluk ve rüşvet olayları nedeniyle ömürboyu hapis cezası aldığını burada anımsatalım. Dolayısıyla, Japonya ve Tayvan da ‘Doğu Asyalı kalkınma’ nitelemesine uymuyor.
Eğitime gelirsek, eğitimde Doğu Asyalıların dünya çapında üniversiteler kurduğu doğru; bunların bu noktaya nasıl geldiklerini başka bir yazıda incelemeli. Ancak, eğitime erişim konusunda, en azından Japonya ve Güney Kore’de adaletsizlik var; çünkü bu iki ülkedeki okulların çoğu özel. “Parayı veren düdüğü çalıyor.” Üstelik, gelir adaletsizliği de GDA’ya özgü değil.
Güney Kore ve Japonya’nın gelir göstergeleri, gelir uçurumunun bu ülkelerde de yüksek olduğunu gösteriyor. Kirlilik konusunda ise FETP haklı: DA’da çevre kirliliği, büyük oranda denetim altında; GDA’da ise yaygın. Fakat bunun bu DA-GDA ayrımıyla açıklanamayacak nedenleri var: Bir kere, GDA’da işgücü ucuz ve çevre düzenlemeleri zayıf. Emek-yoğun olan birçok uluslararası yapımevi, GDA’ya kayıyor.
Emek-yoğun olanlar en kirli kesimler. Diğer bir deyişle, bölgedeki çevre kirliliğinin, bir küresel iş bölümü boyutu var. DA, kirli yapımevlerini GDA’ya kaydırarak kendisini temiz tutuyor. Yabancı sermayeyi çekmek için neredeyse kalkıp göbek atacak GDA ülkeleri, yabancı şirketlerin yarattığı kirliliğe göz yumuyor. İşleyimsel (endüstriyel) kirlilik yanında, GDA’da hane kirliliği de gözlemleniyor; kentliler de kenti kirletiyor. Bu ise çarpık kentleşmeden, kırdan kente hızlı göçten, insanların gelir düzeyinin çevre için ek ödeme yapacak kadar yüksek olmamasından vb. ileri geliyor (bkz. Gezgin, 2009).
Dolayısıyla, soru, DA ülkelerinin kırsal göçü engellemek için ne yaptığıdır. Bir de ne görelim: ‘DA’ diye sayılan beş ülkeden ikisi (Hong Kong ve Singapur), kent-generki! Bu ülkelerde kırsal kesim diye bir bölge zaten yok. Dolayısıyla, uzak bölgelere eğitim, sağlık ve uray (belediyecilik) hizmeti sunmak gibi yüksek giderli sorunları da yok! Bu nedenle, karşılaştırma, anlamsız. Yine de Güney Kore, Japonya ve Tayvan’ın, kırsal göçü engellemek için neler yaptıklarını incelemek gerekir.
Son olarak, başarı öyküsü olarak sunulan Japon tutumyapısı, 1990’lardan beri durgunluk yaşıyor. Japonya, örnek alınacak bir tutumyapı olsaydı; durgunluğa girmemesi gerekirdi. Kaldı ki, FETP’in kimi değerlendirmeleri, 2008 Akçal Bunalımı’ndan (Finansal Kriz) sonra geçersiz durumda. Bunalımdan en çok etkilenenler, küresel pazarlara en çok bağlı olanlar oldu (özellikle Singapur ve Japonya). Güneydoğu Asya’nın akıl hocalarının şapkayı önlerine koyup düşünmeleri için zaman geldi de geçiyor bile…

İlgilisine Kaynak

FETP (2008) “Choosing success: The Lessons of East and Southeast Asia and Vietnam’s Future. A Policy Framework for Vietnam’s Socioeconomic Development, 2011-2020.” Siyaset Tartışma Yazanağı No.1. Fulbright Tutumbilimsel Öğretim İzlencesi (FETP), Harvard Vietnam İzlencesi. Ho Çi Min Kenti, Ocak.

Gezgin, U.B. (2009). The social consequences of environmental degradation in Vietnam: A country-level and city-level pollution haven analysis. 9. Asya Pasifik Toplumbilim Derneği Konferansı, 13-15 Haziran 2009, Bali, Endonezya.
Dr. Ulaş Başar Gezgin
ÖNCEKİ HABER

Ne şanşlı adamım ki Roman doğmuşum

SONRAKİ HABER

Dolar/TL kuru saniyeler içerisinde 6,39’a çıkıp geriledi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa