24 Ocak 2010 05:00

Okuyucudan özür yazısı

Ne bir okuyucudan bu konuda bir mektup geldi…Ne mahkemeden tekzip yazısı…

Paylaş

Ne bir okuyucudan bu konuda bir mektup geldi…
Ne mahkemeden tekzip yazısı…
Buna rağmen bu bir özür yazısı olup, içimizdeki demokrasi aşkının nasıl sağlam ve kalıcı olduğunu göstermesi bakımından mühimdir.
Hatta tarihsel bir dönüm noktası olarak da görülebilir!
Şimdi bu son sözlere bakıp, amma abarttın, diyenler olabilir.
Ki, bizim toplumumuz karışık bir yapıya sahip olduğundan, her toplumda olduğu gibi bizim toplumsal yapılanmamızda da bu türler çıkabilir!
Anlayışla karşılamak lazım!
Bizim bu türden okuyucu kısmına vereceğimiz gayet açık ve sarih yanıt şudur:
Bu memlekette TV ekranlarında saatte otuz iki tarihsel dönüm noktası tespit ediliyor…
Köşe yazarları, satır başı ve sonu olmak üzere her paragrafta tarihsel dönüm noktası tespitinde bulunuyor…
Biz kırk yılın başında bir tarihsel dönüm noktası tespit etmişiz, çok mu yani?
Şimdi bu kısmı geçelim, konunun özüne gelelim.
Ne oldu da okuyucudan özür diliyoruz?
Okumuş olanlar anımsayacaktır, Evrensel’in yılbaşı ekinde biz yeni yıla ilişkin bir fal açmış; neler olabileceğini, kimin başına devlet kuşu, kimin başına devlet copu konacağını kamuoyuna açıklamıştık.
Bu bilimsel falımızda her bir şeyi yazmış…
Her bir şeye parmak atmışız…
Fakat bu Tekel işçilerinin başına gelen olay ile ilgili tek kahve damlası tahminde bulunmamışız.
Ama kimin aklına gelirdi ki, falın aklına gelsin, ekmek-iş isteyen tekel işçileri, eşleri, çocukları ile bu karda kışta, soğuk ayazda Ankara’ya mitinge gidecek…
Türk-İş Merkezi ise onlara Alişan konseri verecek!
Falın bile aklına gelecek şey değil!
Demek işçisi iş-ekmek talep edince Türk-İş başkanının aklına şarkı türkü çığırmak geliyor!
Ki, bu noktada Fransız Kraliçesi Marie Antoinette’yi bile aşmıştır!
***
Çünkü kraliçenin bu sözleri, 1789’da Versay önüne gelen ve ekmek isteyen yoksul kadınlar için -ekmek yoksa pasta yesinler- dediği rivayet edilir.
Hiç değilse kraliçe ekmek yerine pasta öneriyor…
Türk-İş Merkezi ise iş-ekmek isteyene konser veriyor!
Demek Türk-İş başkanı, müzik ruhun gıdasıdır sözünü, ruhu doyuruyorsa karın da doyuruyordur biçiminde algılıyor!
Gerçi işçiler iş-ekmek yerine verilen Alişan’ı istemediler, alanı terk ettiler.
Kim bilir belki de başkan Kumlu, danışmanlarına şöyle diyordur:
“Bence hatayı şarkıcı seçiminde yaptık! Strateji doğru, taktik yanlıştı! Doğru bir şarkıcı seçimi ile işi halledebilirdik!”
Meselenin bir de diğer yönleri var:
İşçiler eylem yapar, Başefendi kimseye yattığı yerden para yok derken, o sırada yabancı tütünün vergisi sıfırlandı!
Yani tütün işletmelerini yok eden…
Marlboro ve diğerlerine kul köle olan zihniyet, vergiyi kaldırarak yabancı tütüne kapıları sonuna kadar açtı.
İşçiye dayak…
Yabancı tütüne kırmızı halı!
Malum, bu arada işçiler açlık grevine yattı.
Bakarsınız başefendi şimdi o işçileri gösterir ve;
“Bakınız yattıkları yerden para kazanıyorlar, işte kanıtı” diyebilir!
Neyse biz yeniden konumuza dönelim…
Konser işini irdeleyelim:
Bundan sonra Türk-İş başkanı daha uygun konseptler ve tercihler geliştirebilir.
Misal, işçiler dövüldükten sonra;
Müslüm Baba sahneye çıkar, “Paramparççaaaa” şarkısını çığırır.
Biber gazı saldırısından sonra da, Sezen Aksu “Yanarım yanarım!” diye somut durum tahlili yapabilir.
İbrahim Tatlıses, “Ayağında kundura, polis gelir vurar vura” diye bağırırken, herkesin el şaplatmasını isteyebilir.
Ya da Türk-İş başkanı, Hadise’yi sahneye çıkartabilir…
İşçilere de;
“Arkadaşlar biz Hadise’yi getirdik, ayrıca sizin hadise çıkarmanıza gerek kalmadı” diyebilir!..
Yücel Sarpdere
ÖNCEKİ HABER

Kaza ‘geliyorum’ demiş

SONRAKİ HABER

Dersim'de askeri aracın ezdiği 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa