26 Ocak 2010 00:00

GÜNCEL

Gazetelerin yazdığına göre Maliye bakanı Mehmet Şimşek Ankara’da 43 gündür direnen TEKEL işçilerine “sert” konuşmuş. “Eğer hükümetin bir hatası varsa, o da merhametli olunmasıdır.

Paylaş

Gazetelerin yazdığına göre Maliye bakanı Mehmet Şimşek Ankara’da 43 gündür direnen TEKEL işçilerine “sert” konuşmuş. “Eğer hükümetin bir hatası varsa, o da merhametli olunmasıdır. Özelleştirme sonrasında ortaya çıkan, açıkta kalan işçilere merhamet göstermesidir” diyen [RTF bookmark start: aspx1]Bakan[RTF bookmark end: aspx1] Şimşek, vatandaşın parasını çarçur etme gibi bir lüksleri olmadığını ifade etmiş.
Bakan Şimşek Başbakan Erdoğan’dan cesaret alarak konuşuyor. Erdoğan işçi düşmanlığı ile maruf. Herkese siyaseten taviz verebilir ama işçilere asla. Yedi yıllık iktidarında bunu kanıtladı.
Fakat, Başbakan ve Bakan’ın kimseyi inandıramayacakları yalanlara başvurmaları TEKEL işçilerinin onları rahatsız ettiğini, halkın TEKEL işçilerinin haklı davasına sahip çıktığını kanıtlıyor.
TEKEL işçilerinin merhamete ihtiyacı yoktur. Belki bir gün Başbakan ve bakanın merhamete ihtiyacı olacaktır. Ama TEKEL işçileri haklarını koruma kavgası veriyorlar. Çünkü, onların hakları ellerinden AKP tarafından alınıyor. Çalınıyor.
TEKEL işçileri bir iş sözleşmesi çerçevesinde kamu işletmesinde işçi olarak çalışmaya başladı. Patronu önlerine iş koyduğu sürece çalışıyorlar. Çalışmak istiyorlar. Patron önüne iş koyamadığı takdirde iş hukukuna göre “işçiler yattığı yerden, çalışmadan para alıyor” diyemezsiniz. Fabrikalar işçilerin olmadığı sürece, patronlar işçilerin çalışma saatlerinde onlara iş vermekle yükümlüdür. Veremedikleri takdirde sorumlu patrondur. Hükümet bir kamu işyerini kapatıyorsa orada çalışan işçisini kamuda işçi ihtiyacı olan herhangi bir iş yerine işçi istediği takdirde yerleştirebilir. TEKEL işçisi de bunu istiyor. Daha önce kamu işyerlerinde çalışan onbinlerce işçi bu şekilde başka işyerlerine yerleştirilmiştir.
Özelleştirmeler sonucu işten atılan binlerce kamu işçisi açtığı davaları kazanmış ve mahkemeler de yukarıda anlatılan şekilde kararlar vermiştir.
Üstelik AKP Hükümeti ve bizzat Başbakan özelleştirmeleri savunurken defalarca işçiyi mağdur etmeyeceğiz diye söz vermiştir. Bu sözler TV arşivlerinde hala kayıtlıdır. Başbakan ve AKP’li bakanlar açısından verilen sözlerin önemi olmayabilir, yalan söylemeyi onlar meslek edinebilir ama bu sözlerin hukuki değeri vardır.
Hukukun bir diğer önemli ilkesi de kazanılmış hakların geri alınamayacağı kuralıdır. Yani bir işçi 1500-TL ücret alıyorsa, yılda bir ay ikramiye alıyorsa, yılda bir ay tatil hakkı varsa; bu hakları 600-TL ücrete, on gün tatil hakkına indiremezsiniz. AKP’nin TEKEL işçilerine dayattığı budur.
TEKEL işçisine iki senedir çalıştırmadan para veriyorsan; saçı bitmemiş yetini hakkını ya da vatandaştan aldığın vergiyi TEKEL işçisi gasp etmiyor, sen çarçur ediyorsun. O TEKEL işçilerini üretebilecekleri bir işe yerleştireceksin, haklarını aynen vereceksin ve vatandaşın hakkı zayi olmayacak.
Yarın birgün, devran dönse AKP icraatı nedeniyle hukuk terazisinin bir kefesine oturtulsa, TEKEL işçileri davasında müşteki değil, sanık olur. Yani, merhamete ihtiyacı olan taraf olur.


KAMİL TEKİN SÜREK
ÖNCEKİ HABER

Türkiye’nin nüfusu 72.6 milyon oldu

SONRAKİ HABER

İŞKUR'a göre işsiz sayısı 379 bin azalarak 4 milyon 39 bin oldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa