26 Ocak 2010 00:00

GERÇEĞİN GÖZÜYLE

Tekel işçilerinin hak istemlerine dayalı Ankara’da başlattıkları direniş çetin kış koşullarına karşın sürüyor.

Paylaş

Tekel işçilerinin hak istemlerine dayalı Ankara’da başlattıkları direniş çetin kış koşullarına karşın sürüyor. Emeğin sesine ses vermeyen iktidar partisinin demokratik açılım söylemleri ise giderek inandırıcılığını yitiriyor. Güneydoğu il ve ilçelerinde seçimle iş başına gelen belediye başkanlarına yapılan baskılar, toplu gözaltılar sürerken, AKP çalışanların sorunlarına eğilmez, sendikal örgütlenmelere karşı durur, bilinçli bir sermaye partisi olma özelliğini her gün biraz daha pekiştirirken kamuoyunda güven kaybetmesinden daha doğal ne olabilir? Şimdilerde AKP’liler “demokratik açılım” konusunda hazırladıkları bir kitapçıkla halka ulaşmaya çalışıyorlar. Kitapçık değil roman yazsalar daha verimli olur diye düşünüyorum. Romanların gerçeklerle bağdaşması da gerekmez üstelik.
Demokrasiden söz açılmışken birbiri peşi sıra gündeme gelen darbe senaryolarına da değinmek gerek. Üç darbe, iki darbe kalkışması içinde ömür sürmüş bir yurttaş olarak ortaya atılan iddiaları yadırgamadığımı söylemem gerek. Elbette iddiaların ve belgelerin gerçekliği yönündeki kararı yargı verecek. Ama Silahlı kuvvetlerimizin nicedir dış düşmandan çok iç düşmanla uğraştığı da yadsınamaz bir olgu. Polisimizin de suçu önleme, suçluyu yakalama görevinden çok milli hisleri rencide olan linç sever yurttaşların yanında yer alması gibi. Görüldüğü üzere ülkemde demokrasi baş aşağı edilmiş bir piramit. Üstte devlet erkleri, sonra sermaye ve güdümlü medya, altta da kafası her daim karışık halkımız. Piramitin ucunda ise sıkışmış kalmış, haktan, emekten, barıştan yana bir kitle ki onların seslerini duyurmaları bu ortamda olanaksız.
Günümüz medyası da bir alem. Medyaya giren holding sermayeleri kriz bahanesiyle el değiştirdikçe iktidar partisinin medyadaki portföyü şişiyor. Bu zaten gazeteciler arasındaki ayrışmanın kaçınılmaz nedenlerinden biriyken şimdi de Taraf gazetesinin ortaya attığı isimler yeni bir rahatsızlığın yolunu açtı. Gazete yöneticileri yerinde olsam, belgeye yüzde yüz güvensem de zaten dibe vurmuş ülke gazeteciliğine bir darbe de ben vurmaz bu isimleri yayınlamazdım. Böylelikle haber atlama pahasına da olsa, meslek ilkeleri gereği yansız ve doğru gazetecilik yaptıklarını varsaydığım bu arkadaşları kamuoyu önünde töhmet altında bırakmazdım.
Yine de ülkedeki tabloya bakıp karamsar olmamak gerek. Hiç değilse artık tabular yıkılmasa da sarsılıyor, sesler daha yüksek çıkıyor. Derin devlete ulaşılamasa da kenarında dolaşılıyor. Hukukun herkese bir gün mutlaka gerekeceği gerçeği de kafalara iyice yerleşiyor. Tekel direnişi ise inançlı ve onurlu tutumuyla yeni bir emek duruşunu ortaya çıkardı. Örgütlülüğün emek hareketinin olmazsa olmazı olduğunu kanıtladı. Bundan sonrası sendikalara, konfederasyonlara, onların birlikteliğine kalmış. Eh tüm bunlar aksak adım gittiğimiz demokrasi yolunda az şey mi?
TURGAY OLCAYTO
ÖNCEKİ HABER

‘Hakkını ararsan alkolik derler’

SONRAKİ HABER

Mansur Yavaş'ın istifa çağrısı yaptığı Halk Ekmek Genel Müdürü istifa etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa