‘12 Eylül cezaevleri müze olsun’

‘12 Eylül cezaevleri müze olsun’

DEVRİMCİ 78’liler Federasyonu Genel Başkanı Nejat Kangal, 12 Eylül dönemi cezaevlerinden Diyarbakır, Mamak, Metris, Sinop ve Bartın’ın...


DEVRİMCİ 78’liler Federasyonu Genel Başkanı Nejat Kangal, 12 Eylül dönemi cezaevlerinden Diyarbakır, Mamak, Metris, Sinop ve Bartın’ın müze yapılması başvurusunda bulunduklarını belirterek, taleplerinin kabul edilmemesi halinde seyyar müzeler açacaklarını söyledi.
Federasyon Genel Başkanı Nejat Kangal, Ergenekon’larla, Balyoz’larla tekrar karşılaşmamak için ve insanların bilinçlenmesi için 12 Eylül dönemi cezaevlerinin müzeye dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.
MAĞDURLARDAN BİLGİ YAĞIYOR
Kangal, 12 Eylül 2004 tarihinde Ankara’da yapılan “12 Eylül Anayasası kaldırılsın, darbeciler yargılansın” mitingi ile darbe mağdurları ile iletişime geçtiklerini belirterek, sonrasında federasyona çok sayıda bilgi, belge ve doküman geldiğini söyledi. Kangal, “Biz neredeyse senede bir Ankara’da ve diğer şehirlerde sergiler açtık. Bu açtığımız sergiler, zaten 12 Eylül dönemine ilişkin sergilerdi. Son 2 yıl içerisinde ise idam edilen ama son mektupları ailelerine verilmeyen arkadaşların mektuplarına ulaştık. Bunlar da sergilerin önemli parçalarıydı. Bunların yanında on binlerce sayfa doküman gelmeye başladı. Bu konuya iki türlü bakmak lazım. Bir taraftan elimizde var olan malzemeler var. Öbür taraftan da elimizde olmayanları da yaptığımız çağrılarla istiyoruz. Vatandaşların ellerinde 12 Eylül ile ilgili ne varsa bize ulaştırmalarını istiyoruz. Dönemin yayınları olabilir ya da cezaevi içindeki ve dışındaki hayatı anlatan her şey” dedi.
SEYYAR MÜZELER KURACAĞIZ
Dönemin cezaevlerinin müze olması için Adalet Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı’na başvuruda bulunduklarını ifade eden Kangal, söz konusu bakanlıklardan Diyarbakır, Metris, Mamak, Sinop ve Bartın cezaevlerini istediklerini kaydetti. Kangal, bu cezaevlerinin verilmemesi durumunda seyyar müzeler oluşturacaklarına dikkat çekerek, “Bütün bunların sonucunda bunlardan herhangi birini ya da hepsini alamazsak, o zaman seyyar müzeler söz konusu olur. Her şehirde sergi şeklinde müzeler oluştururuz” şeklinde konuştu. Kangal, özellikle Diyarbakır, Metris ve Mamak cezaevlerini müze yapmak istediklerini vurgulayarak, Türkiye’nin demokratikleşmesi için, şimdiye kadar yapılmış olan darbeleri özellikle toplum önünde yargılamak ve unutturmamak gerektiğini ifade etti. Kangal, müzenin ilk bölümünün 2010 yılının 12 Eylül’ünde mutlaka sergileneceğine işaret ederek, “12 Eylül 2010 tarihinde müze mutlaka açılacak. Sabit olsun ya da olmasın” dedi.
Benzer müzelerin Avrupa’nın da birçok şehrinde var olduğunu hatırlatan Kangal, Avrupa’daki bu müzelerin dönemin koşullarının olduğu gibi yansıtılması açısından önemli olduğunu belirtti. Kangal, 2. Dünya Savaşı’nda Yahudilerin katledildiği Auschwitz kampının müze olarak kullanılmasının, o dönemin toplum belleğinde korunması açısından önemli ve yararlı olduğunu söydi.


Halkı ezmek için darbeye sarıldılar

İZMİR 78’liler Federasyonu, darbenin üzerinden geçen 30 yılın “Suç yılı” olduğunu ilan ederek, kurulması planlanan müze için kamuoyuna destek çağrısı yaptı.
“Bir tutuklu mektubu, kanlı bir iç çamaşırı, 30 yıl saklanmış bir yasak yayından dönemi anlatan fotoğraflar, zula da kalmış bir cezaevi anısı ve gözbağı, kaybolmuş bir film, idam edilmiş arkadaşlarının fotoğrafları, cezaevlerinde bestelenmiş türküler ve marşlar, mahkeme tutanakları ve tutuklu ailelerinin anılarına kadar döneme ilişkin bulunabilecek bütün materyallerle müze oluşturulacak.
ABD ve yerli işbirlikçiler, emekçilerin kazanımlarına saldırmak için çözüm olarak darbeye sarıldığını belirten Devrimci 78’liler Federasyonu Temsilcisi Vefa Kaçar, darbeyle işçi ve emekçileri canından bezdirildiğini dile getirdi. İşsizliğin, düşük ücretin ve sosyal hakların gasp edilmesi gibi birçok kötü koşulun temeli o dönemlerde atıldığını belirten Kaçar, sözlerine şöyle devam etti. “Aradan geçen 30 yıla rağmen işçi ve emekçilerin gerçek ücretleri ve sosyal hakları 1980’deki düzeye ulaşamamıştır. İşkencelerle, idamlarla ve baskılarla toplumsal muhalefet darmadağın edildi. Cezaevlerinde insan aklının almayacağı uyguladıkları zulümlerle halkın mücadele azmini kırmaya çalıştılar. Partileri, sendikaları, dernekleri kapattılar. Gazeteleri toplattılar, kitapları, filmleri yaktılar. Binlerce insanı yurttaşlıktan çıkarıp, sürgünlere gönderdiler. Kürt halkı üzerinde uyguladıkları asimilasyon politikalarıyla 30 yıldır sürmekte olan kirli savaşı tetiklediler” dedi. (İZMİR)

www.evrensel.net