GERÇEK

GERÇEK

  • CHP ve MHP her gün hükümeti düşürmekten söz ediyor. Gazeteler ve gazeteciler, anket kuruluşlarının yaptığı anketler de söylüyor bunu.


    CHP ve MHP her gün hükümeti düşürmekten söz ediyor. Gazeteler ve gazeteciler, anket kuruluşlarının yaptığı anketler de söylüyor bunu. Başbakan bunlara da kızıyor ama politik bir polemiğin çerçevesinde yanıt veriyor. Ama TEKEL işçilerinin sendikası Tek Gıda-İş’in Başkanı Mustafa Türkel, bir konuşması içinde; “Gerekirse hükümeti düşürürüz” dediği için Başbakan, “Siz kim oluyorsunuz”dan başlayıp, “sendikanın kaç üyesi olduğuna kadar” sorguluyor; hızını alamıyor, “Avcunuzu yalayın!” diyecek kadar küçültüyor kendisini!
    Tabii o gün bu lafları edip bırakmadı Başbakan. O günden sonra nerede kürsüye çıkarsa (bu her gün demek), TEKEL işçilerine, konuşmalarında “en mutena yeri” ayırdı; onları, hakları için direndikleri için aşağıladı, suçladı, tehdit etti!
    Başbakan bu kadar saldırınca yanındakiler de bu saldırıya katıldı. Fakir bir aileden gelen ama kendisi en zenginlerin sözcülüğünü yapan maliye bakanı da Başbakan’ı izledi. “Özelleştirmeden sonra, hükümetin varsa hatası merhamet göstermesidir” diyerek, işçileri, başbakanı gibi nasıl hakir gördüğünü, dilenci yerine koyduğunu gösterdi!
    Böyle masum bir söze bu kadar tepki Başbakan Erdoğan için bile normal değil! Çünkü Başbakan, daha önce de direnen, hak talep eden emekçilere hakaretamiz sözlerle saldırmış, içinde sakladığı emek düşmanlığını bir “patlama” biçiminde ortaya koymuştur; ama böyle, günlerce sert üslupla emekçilere saldırması, görülmemişti.
    Peki Başbakan’ın, Türkel’in; “Gerekirse hükümeti düşürürüz” sözünden bu kadar alınmasının nedeni nedir?
    Bunun tek nedeni olabilir; Türkel’in bu, bir konuşma içindeki sözlerinin, Başbakan’a asıl gerçeği hatırlatmasıdır! Çünkü Başbakan biliyor olmalıdır ki, ne Baykal ne Bahçeli ne de Genelkurmay, ne kadar üstüne gelirse gelsin, hükümeti düşüremezler. Hatta onlar ne kadar çok üstüne gelirse Başbakan o kadar puan topluyor. Ama işçiden emekçiden gelen “Hükümeti düşürürüz ha” tehdidi, onu can evinden vurmaktır. Hele bu sözün gereğini yapan bir mücadele hattına girerlerse!..
    İşte ANAP’ın o 25-50 yıl ömür biçilen iktidarına 1989’da başlayan Bahar Eylemleri son vermiştir. Bunu 1993 Türk-İş Genel Kongresi’nde Mesut Yılmaz açıkça kabul etmiştir. Sonraki hükümetlerin tümü de, sermayenin ekonomik programını yürürlüğe koymak için emekçilerle çatıştığı için iktidardan düşmüştür. Bu yüzden, TEKEL işçilerinin duygu ve düşüncelerinin bir ifadesi olan “Gerekirse hükümeti düşürürüz” sözü, Başbakan’ı en acıyacak yerinden vurmuştur.
    Bu saldırılarıyla Başbakan, TEKEL işçilerini gerçek ve etkin bir muhalefet odağı olarak gördüğünü göstermiştir.
    Başbakan, bu tutumunu TEKEL işçilerini ve sendikalarını kamuoyuna şikayet için kullansa bile, bu bir gerçeğin de itirafıdır. Ki o gerçek de, sermaye partilerinin asıl korkularının, emekçilerin hükümeti düşürmek için güçlerinin bulunduğu ve bu gücü kullanmaları durumunda, hükümetlerin düşeceği gerçeğidir. Yani, hükümetleri düşürecek bir gücü vardır emekçilerin.
    Burada sorun, emekçilerin adına hareket eden sendikacıların, sınıfın ileri kesimlerinin, bu gücün farkına varıp; emeğin, yeri geldiğinde de ülkenin çıkarları için kullanmasıdır.
    Eğer AKP iktidardan düşürülecekse, bunun, eninde sonunda Türkiye’nin işçi sınıfı ve emekçileriyle, halkıyla bu partinin izlediği (demokratikleşme ya da ekonomik alanda) politikaların çatışması sonunda olacağı da bir gerçektir. Bundan farklı bir nedenle iktidardan düşme, ya “darbeyle” ya da parti içindeki klikler birbirine karşı kışkırtılarak, partiyi içeriden bölen bir müdahaleyle olabilir.
    Dolayısıyla TEKEL işçilerinin mücadelesi, beklendiği gibi işçi sınıfı ve emekçilerin geniş kesimlerinin talepleriyle birleşip ilerleyen bir çizgiye evrilirse, ancak o zaman hükümeti dize getirecek bir etkinliğe ulaşacaktır.
    Emek mücadelesi böyle, sermaye saldırısını püskürtme imkanını yakalayacağı bir eşiğe gelmiştir.
    Dün akşam sendika ve emek örgütlerinin temsilcileri, bundan sonra nasıl hareket edeceklerini belirlediler. Karar, emek örgütü yöneticilerinin bu mücadeleden ne anladıklarını gösterecek. Bu yazı yazıldığında bu kararlar henüz alınmamıştı. Umalım ki kararlar; mücadelenin, TEKEL işçilerinin ve tüm emekçilerin onlardan beklediği kararlar olsun!
    İ. Sabri Durmaz
    www.evrensel.net