28 Ocak 2010 00:00

BAŞYAZI

“Balyoz Eylem Planı” tartışmalarını Başbakan Erdoğan, gerçeklerin karartılması ve kendisine yönelik her eleştiriyi, her muhalefeti bastırmanın bir dayanağı olarak kullanıyor.

Paylaş

“Balyoz Eylem Planı” tartışmalarını Başbakan Erdoğan, gerçeklerin karartılması ve kendisine yönelik her eleştiriyi, her muhalefeti bastırmanın bir dayanağı olarak kullanıyor. Nitekim Başbakan, sadece muhalefete değil, gazetecilere de ayar vermeye başladı!
Önceki gün yaptığı konuşmada, muhalefetin (MHP ve CHP) belki de ilk kez; “Darbe girişimcilerinin, yasa dışı faaliyet içindeki askerlerin yargılanması” konusunda hükümete destek vereceğini açıklayan Baykal ve Bahçeli’yi, “Bizi gaza getiriyorlar. Gaza gelmeyiz, nerede nasıl davranacağımızı iyi biliriz biz!” diyerek çok sert biçimde eleştirdi. Başbakan, bu konuşmasında gazetecileri de ikiye ayırdı. Gazeteci çoğunluğuna da “Sekiz yıl önce bu yazdıklarınızı yazabiliyor muydunuz?” diye soran Başbakan, “Benim orduyu hizaya getirmem sayesinde askeri eleştiren yazılar yazabiliyorsunuz” demeye getirdi! Ama onun “iyi gazetecileri” de vardı! Herhalde yandaş basın ve yandaş gazeteci takımını kastederek, eskiden de askeri eleştiren, bugün yazdığı gibi yazılar yazabilen gazeteciler olarak onları övdü!
Her şeyden önce başbakan, artık darbe yapmanın olanaklarını ve desteğini yitirmiş, en ileri gittiğinde bile darbe planı yapıp onun üstünden “Harp oyunu” yapan, ya da “darbe hazırlıklarını” bile yüzüne gözüne bulaştıran bir askerle uğraşmanın rahatlığıyla esip gürlemektedir. Askerin gerçek darbeler yaptığı ve sivil siyaseti de belirlediği dönemlerde Erdoğan’ın mensubu olduğu gelenek, askerin ve ABD’nin “Yeşil Kuşak” stratejisinin ön cephesinde, birlikte savaşıyordu. Ve onlar darbelerin de alkışlayıcısıydı! Dolayısıyla, o askerin darbe yaptığı dönemleri 12 Martlar, 12 Eylüller zamanında Erdoğan ve arkadaşları, askerin emrindeyken, askerin darbeciliğine karşı yazılar yazdığı için, darbecilere direndiği için bu ülkenin aydınlarının, gençlerinin, devrimcilerinin, gazetecilerinin binlercesi, on binlercesi işkence görmüş, yıllarca cezaevlerinde yatmış, kentlerinde, kırlarında öldürülmüştür. Peki, bu dönemlerin genç Tayyip Erdoğan’ı, onun şimdiki omuzdaşları, milletvekilleri, bakanları nerededir; bunu söyleyebilir mi?
Daha yakına gelelim. Bugün Ergenekon’un “ilk ortaya çıkışı” olan “Susurluk Çetesi” karşısında Erdoğan’ın partisi ve yandaşların tutumu nedir?
Erbakan o günlerde Tansu Çiller’in Başbakan Yardımcısıydı ve Susurluk’ta ortaya çıkan çete ile ilgili “devlet içinde örgütlenmiş çete organizasyonu” iddiaları için “fasa fiso” demişti. Devleti içindeki çete organizasyonlarının, “kontrgerilla”nın ortaya çıkarılması için sokağa dökülen halkı da Erbakan; “Glu glu dansı yapıyorlar” diye aşağılamıştı. Erdoğan da o zaman o siyasi partinin önde gelenlerinden de kendisini Erbakan’dan farklı bir tutum aldığını da kimse bilmiyor!
Erdoğan’ın “onurlandırdığı” gazetecilerin çoğunun sicili de hiç temiz değildir ve pek çoğunun da cunta destekçiliğini biraz arşiv karıştırarak çıkarmak mümkündür. Eskiye de gitmeye gerek yok, birçoğu da 28 Şubat’ta bile “andıç” ayarına göre gazetecilik yapmıştır.
Dolayısıyla bugün Erdoğan’ın şimdi üstünde yalancı pehlivanlık yaptığı zeminin düzenlenmesinde, son 50 yılda bu mücadeleyi vermiş on binlerce, Erdoğan’a hiç de yakın ideolojik bir zeminde olmayan kişinin emeği vardır. Ve Erdoğan şimdi gerçek bir darbe riskinin bile asgari olduğu (pratikte olmadığı) koşullarda darbe karşıtlığı yaparak prim toplamaya çalışmaktadır.
Bu gerçek görülmesin diye de her eleştiriye karşı “darbeci yandaşlığı” suçlaması yapan Başbakan, darbe heveslerinin ortaya çıkarılıp hesap sorulması konusunda gerçek bir adım atmadığının fark edilmemesi için de “Hadi yap!” diyenlere, “Beni gaza getirmek istiyorlar” diye saldırmaktadır.
Eğer suç işleyeni ortaya çıkarmak ve hesap sorumak “gaza gelmek”se ve Erdoğan da “gaza gelmem” dediğine göre demek ki, bütün bu patırtı, sadece AKP’nin propagandasının etkili olması, politik ortamı saptırmak içindir.
Eğer Erdoğan ve partisi, bir siyasi güç olduğunu unutup, “İş yargıya gitti”ye sığınıp; bu gücü kullanmak yerine “mağdur” ve propaganda yapan bir mihrak olarak kalacaksa, eleştiriler ve “Bu hükümet ne yapmak istiyor?” sorusu da giderek büyüyecektir!
İHSAN ÇARALAN
ÖNCEKİ HABER

DERSİM TUNÇ EL’İYLE VURULDU 1

SONRAKİ HABER

23 yaşındaki asansör teknisyeni akıma kapılarak öldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa