28 Ocak 2010 00:00

ÖZGÜRLÜKLER

TEKEL işçileri başka şeyler yanında, toplumun ekonomik ve sosyal hak kavramına da ilgisini çekmekte.

Paylaş

TEKEL işçileri başka şeyler yanında, toplumun ekonomik ve sosyal hak kavramına da ilgisini çekmekte. Başbakan bugün işçi temsilcilerine ne diyecek? İşçiler şimdiye kadar diyeceklerini dediler. Özetle, talep ediyorlar, itiraz ediyorlar, şikayet ediyorlar. Hak arayışı ve hakların şekil alışı böyle oluyor. Kısa bir açıklama yapalım.
İnsan haklarının bir bütün olduğu, birinin diğerine tercih edilemeyeceği genelde kabul edilir. Öğretide, insan haklarının doğuştan tanındığı fikri üzerinde durulur. Pek çok hak bakımından doğrudur da söylenenler. Fakat, sosyal haklar bakımından ve insan haklarının mücadeleye dayalı kavranışı ve kazanmaya, kullanmaya, korunmaya ve geliştirmeye tabi oluşunu bir bakıma atlar bu doğuştan kazanma yaklaşımı. Aynı zamanda insan haklarının dinamik karakteri ile de çelişebilir doğuştan tanınma yaklaşımı. Hayatla bağı da kopma riski taşır bu durumda insan haklarının. Halbuki biliyoruz ki, insan haklarının kaynağı hayatın kendisidir. Dinamik karakteri de oradan gelir. Yine de bu doğuştan sahip oluş fikri felsefi açıdan ve tarihsel temeller bakımından güçlüdür ve insan haklarının korunması bakımından işlevseldir.
“Demokratik devlete doğru” başlıklı yazımızda (03.07.2008) sosyal hak ve sosyal devlet meselesine dair bazı değerlendirmelerde bulunmuşuz. Demişiz ki;
“Tarihselliği bakımından hukuk devletine giden yolu ticaret devrimi ve o devrimin motor gücü ticaret burjuvazisi açmıştır.
Bugünün demokratik hukuk devleti nitelemesindeki ‘hukuk devleti’; biliyorsunuz, hukukun üstünlüğü ilkesine dayanır. Hukuk devleti de hukukla bağlı, hukuka uyan devlet demek. Bütün devlet organları için de geçerli. Hukukun dışında ve üstünde kimse olmamak gerekir hukuk devletinde.
Özgürlük algısında eksikler olsa da tarihselliği bakımından devrimci bir gelişmedir hukuk devleti.
Peki sanayi devriminin getirdiği nedir?
Sanayi devriminin devleti, sosyal devlettir. Motor gücü de çalışanlardır. Motor güç demekle, öncü gücü, işçi sınıfını kastediyoruz.
Peki sosyal devletin özelliği ne ve neden ortaya çıkmış?(…)
Sosyal devlet, yurttaşına asgari de olsa onun insan onurunu korumayı sağlayacak olanakları sunan, şartlarını hazırlayan devlettir. Demek ki, devletin bir temel özelliği de vatandaşının sosyal durumuyla ilgilenmek oluyor bu anlayışta. Bu ilgi başka şeylerin yanında, temel olarak iki ilkeye dayanır. Bir: Sosyal adalet ilkesi, İki: Sosyal güvenlik ilkesi.
Özgürlük algısında da değişim gözlenir, sanayi devrimiyle birlikte.. Artık salt özgürlükten değil, Marx’ın geliştirdiği gibi, insanın ‘özgürleşmesinden, özgürleştirilmesinden’ söz edilebilir.
Dolayısıyla, insan hakları açısından anahtar kavram olan insan onuru kavramının tam ve olgun manada yerini bulabilmesi, insan onurunun korunabilmesi, insanın yalnızca soyut olarak özgür doğması, özgür olması ile yetinilemeyeceğini gösterir. Devlet olanaklar sağlayacaktır, koşulları yaratacaktır, insanın onurunun korunması için. Olanaklardan ve şartlardan yoksun bırakılmış insanın özgürlüğünden ve onurunun korunduğundan söz edilemez.
Sosyal adalet bir ilkedir ama, sosyal adaletsizlik bir durumdur. Gelir dağılımı adaletsizliği de diyoruz, durum için. Toplumsal sınıf ve tabakalar arasındaki adaletsizlik, eşitsizliği de aşan durumlar var. Bölgeler arasındaki adaletsizliği de eklemeliyiz. Tümü bölüşüm ilişkilerindeki, sakatlığı anlatıyor.Örnekler verilebilir.Nüfusun en zengin yüzde 20’lik dilimi toplam üretimin-gelirin neredeyse yüzde 60-80’nine el koyuyor. En yoksul kesim, -ki nüfusun yüzde 70’ini aşıyor- onlar da toplam üretimin -gelirin- yüzde 15-20’sine sahip oluyor. Bu durumlar özü itibariyle değişmiyor ve ilkenin aksine pratik yaşamda sorunların olduğunu gösteriyor. Sosyal devletin ikinci özeliği olan sosyal güvenlik alanında yaşananlar da acıdır. Yaşlılık, hastalık, engellilik alanlarındaki ve çalışma yaşamı içersindeyken yaşanan sorunlar, o arada sayılabilir.(…)
‘Ne yapmalı?’ sorusu hep soruluyor.
Siyasal özgürlükler alanını temel kabul edip,siyasal özgürlükler mücadelesi yükseltilmeli. Ekonomik ve sosyal haklar bu temel üzerinde yükselmeli. Siyasal özgürlükler için mücadele verilmezse, kazanımların bir güvencesi olmaz ve orta ve uzun erimde faydası da olmaz. O nedenle, devletin hem hukuk devleti, hem sosyal devlet ve hem de demokratik devlet özelliğine dikkat etmek lazım.”
HÜSNÜ ÖNDÜL
ÖNCEKİ HABER

Yardımları neden askerler dağıtıyor?

SONRAKİ HABER

Adalet Bakanı Gül'e "daha kaç suçlu aramızda?" sorusu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa