Prometheus’un ateşi yanıyor

On iki bin TEKEL işçisi, ekmek kavgası ve beraberinde güvenceli bir gelecek için sermayeye ve onun temsilcilerine karşı 43 gündür eylemine büyük bir kararlılıkla devam ediyor.


On iki bin TEKEL işçisi, ekmek kavgası ve beraberinde güvenceli bir gelecek için sermayeye ve onun temsilcilerine karşı 43 gündür eylemine büyük bir kararlılıkla devam ediyor. Bu eylem; eylemin öznelerine, diğer emekçilere, onların sendikalarına, siyasi öznelerine ve dostlarına bir umut olmasının yanı sıra, farklı renk ve biçimde izler de bıraktı; bırakacak. İşçilerin farklı illerdeki üretim birimlerinde yaklaşık 2008 yılından beri devam eden eylemleri Ankara’ya taşındı. Sadece işçinin kendisiyle değil, eşiyle, çocuğuyla bir bütün olarak ailesiyle. Bir başka ifadeyle, işçinin emek süreci dışındaki gündelik hayatının parçaları da artık sınıf mücadelesinin bir parçası oldu. Tekel işçileri bu eylemleriyle teorik ve pratik olarak sınıfın ve onun dostlarının varlığını görünür kıldı, vücutlaştırdı; Yığınlara dönüşme olasılığı da olan bu mücadele, farklı cinsiyet, kültür, etnisite vb. alt kimlikleri sınıf kimliğinde ortaklaştırdı. İşçilerle yapılan röportajlarda doğrudan ya da dolaylı olarak, bu direnişle kendilerinin de dönüştüklerini ve aslında sınıfın bir parçası olduğunu hissettiklerini belirtiyorlar. Ayrıca, yaklaşık altı bine yakın kadın TEKEL emekçisinin eylemin önemli bir unsuru olmasının yanı sıra, eşlerine aktif ya da pasif destek veren kadınların bu mücadelenin bir parçası olması da eylemin bir başka dikkate değer özelliği.
Özellikle son otuz, otuz beş yıldır işçiler dahil toplumun pek çok emekçi kesimi; büyük bir hızla ilerleyen özelleştirmelerin, esnek istihdamın, esnek ücretlendirmelerin, iş güvencesizliğinin, işsizliğin vb. koşullara maruz kalanların özneleri olmalarına karşın, bu durumlarını “fark etmeden-edemeden” yaşayan nesneleri-izleyicileri konumundaydı. Ocak 2009’un son günlerinde bu tablo artık değişti. Özne, özne olduğunun farkına vardı. On iki bin TEKEL işçisinin neredeyse tamamı, yapılan referandum sonunda direnişine devam kararı vererek kendi mücadelesine sahip çıktı; çıkacak.
Eylemin sadece bu özellikleri dahi, emekçilerin sermaye düzenine karşı başkaldırısını ve mücadelesini onların konusu ve gündemi olmaktan çıkartıp, toplumun pek çok kesiminin konusu, sohbeti ve takipçisi haline getirdi. Böylece bu sınıf mücadelesi; okulların, üniversitelerin, hastanelerin ve dahası günlük sohbetlerin konusu ve örneği oldu. Bununla da kalmadı. Aydınların, öğrencilerin, çocukların vb. çok farklı kesimlerin desteğini aldı. Hem de sermaye sınıfının ve temsilcilerinin kimi plasebo (yalancı ilaç) etkisi olan gündemlerine ve saldırgan kimi tutumlarına karşın.
TEKEL işçileri Prometheus’un ateşini yıllardan sonra tekrar yaktı. Şimdi sıra, bir bütün olarak işçi sınıfının bu ateşi alıp, sürdürmesine ve büyütmesine -Genel Greve, Genel Direnişe- geldi.
ÖZLEM ÖZKAN Yard. Doç. Dr., Kocaeli Üniversitesi
www.evrensel.net