YENİGÜN

YENİGÜN

  • 46. günündeki TEKEL direnişi, işçi sınıfının örgütlü gücünün ne anlama geldiğini gösterdi.


    46. günündeki TEKEL direnişi, işçi sınıfının örgütlü gücünün ne anlama geldiğini gösterdi. Üstelik, makineleri sökülmüş, üretimleri ellerinden alınmış, fabrikaları dağıtılmış, işletmeleri peşkeş çekilmiş, yıllardır ülkenin bir ucundan diğer ucuna gönderilen işçilerin direnişi, ortaya böylesine devasa bir güç ve moral çıkardı.
    Henüz Türkiye genelinde ortaya konmuş, üretimden ve hizmetten gelen sınıf tutumu, genel direniş, genel grev oluşmamışken bile, hükümet, TEKEL işçilerinin kararlı duruşu karşısında ‘bir yol bulma’ arayışına girdiğini açıklamış bulunuyor.
    Düşünsenize, başta Türk-İş’e bağlı tüm üretim ve hizmet birimlerinde işçilerin üretim ve hizmetten ellerini çektiklerini...
    DİSK’in, Hak-İş’in etkili ve yetkili oldukları tüm üretim ve hizmet alanlarında yaptıkları çağrı ile işçilerin, üretimi ve hizmetleri durdurduklarını...
    KESK’in, Kamu-Sen, Memur-Sen ve diğer sendika, dernek ve birliklerin, üretim ve hizmet alanlarında güçlü bir mücadele ve dayanışma tutumu sergilediklerini; kamu emekçilerinin hastanelerde, okullarda, vergi dairelerinde, illerdeki tüm ‘hükümet daireleri’nde işleri durdurduğunu düşünün...
    Meslek odalarının, TMMOB’un, TTB’nin, baroların, eczacıların ve diğer meslek gruplarının ortak hareketle hizmetlerini durdurduğunu düşünün...
    İşçiler öne geçsin; kamu emekçileri, meslek oda ve birlikleri, üretici köylüler, küçük esnaf, kadınlar, gençler, üretim ve hizmet birimlerinden çıkarak harekete geçsinler, ortaklaştırsınlar mücadeleyi; bakın Türkiye’nin rengi nasıl değişiyor.
    Türkiye’nin dört bir yanında ayağa kalksınlar; aynı saat, aynı günde göstersinler işçinin, emekçinin, milyonların üretimden ve hizmetten gelen gücünü ve taleplerin karşılanmaması halinde bunun günlerce sürebileceğini ilan etsinler. Bakın bakalım, bu denli ölçüsüz baskı, sömürü ve şiddet, bu pervasızlık devam eder mi?
    Bu vurdumduymazlık, bu işçi ve emekçi düşmanlığı, işçileri iki aya yakın süre Ankara’nın ayazında bekletmek mümkün olur mu?
    Sendikacılar, hükümet yandaşı değil hükümet karşısında işçi ve emekçi iradesinin temsilcileri gibi davransın, bakın o zaman, “Sendikalar da kim oluyor, hükümetleri millet getirir, millet götürür” diyerek demagoji yapılabiliyor mu?
    Bakın o zaman, her şey ortadayken, 44. günden sonra “Birkaç gün daha bekleyin” diyebilirler miydi?
    “Birkaç gün daha oyalayalım; soğukta, karda kışta fazla direnemezler, çözülürler, gevşerler, bizim dediğimize gelirler” numaraları çekilebiliyor mu?
    İşçiler ve emekçiler birleşsin, sınıf olarak gelişmelere müdahale etsin, TEKEL direnişine el koysun, bakın görün siz o zaman, AKP Hükümeti’nin hal-i pür melalini.
    Bakalım Başbakan Tayyip Erdoğan öyle kükreyebiliyor, öyle hakaret edip işçi ve emekçileri yetim hakkı yemekle suçlayabiliyor mu?
    Bakın siz o zaman, sendika da işçi de nelere kadirmiş...
    Bakalım o zaman, maliye bakanı, babasının malını koruyormuş havalarına girip, işçilere maraba muamelesi çekebiliyor mu?
    Bakalım o zaman, kökü özelleştirmeci, tümü IMF’ci, hepsi sömürü ve baskıdan nemalanan “sağ”da ve “sol” gözüken, mayası aynı kapta çalınmış partiler, böyle hareket edebiliyor mu?
    Konfederasyonlar, meslek birlikleri, meslek odaları, esnaf odaları, üretici sendikalarının arkasında olduğu, işçilerin iradesiyle oluşmuş komitelerin, işçi ve emekçi temsilcileri, vursun yumruğunu masaya; gün ve saat versinler, “Yeter artık!” desinler, bakalım hükümet ne yapıyor...
    Türkiye’nin demokratikleşmesinin, hak ve adaletin yolu da buradan geçiyor. Sadece TEKEL işçilerinin değil tüm işçi sınıfının, emekçilerin, ezilen ve sömürülen kesimlerin dertlerini çözmenin tek yolu buradan; TEKEL işçilerinin gösterdiği kararlı tutumu tüm ülkeye yaymaktan geçiyor.
    TEKEL işçileri sık sık ‘Türk, Kürt, Alevi, Çerkez hep birlikteyiz. Açılımı burada yapıyoruz’ diyor. Her milletten, her inançtan Türkiye halklarının eşit, özgür ve demokratik bir ortamda yaşayabilmelerinin, işçi ve emekçi iktidarının yolu da buradan geçiyor.
    ENDER İMREK
    www.evrensel.net