01 Şubat 2010 00:00

BAŞYAZI

Türk-İş ve Tes-İş’in Genel Başkanı Mustafa Kumlu, cumartesi günü, Elazığ’da Tes-İş’in şube kongresinde konuşmuş.

Paylaş

Türk-İş ve Tes-İş’in Genel Başkanı Mustafa Kumlu, cumartesi günü, Elazığ’da Tes-İş’in şube kongresinde konuşmuş. Kumlu, bir yandan sendikal hareketin sorunlarına değinirken, öte yandan da TEKEL işçilerinin mücadelesini ve bu mücadele karşısında kimi sendikacıların “genel grev çağrısı” yapmasını eleştirmiş. Eleştiriyi sadece eleştiri olarak da bırakmamış, Başbakan’dan öğrendiği intibaı uyandıran bir benzetmeyle; “Önüne iki koyunu katsan güdemeyip birini kaybedecek olan birileri, mangalda kül bırakmayan genel grev laflarıyla alkış alıyor” diye onları aşağılamış!
Elbette Kumlu, sadece “hamaset yapan sendikacıları” eleştirmekle de kalmamış; sadece TEKEL işçilerinin, Kumlu’nun tutumuna yönelik kimi eylemlerini onların “şuursuzluğu”na bağlamış, ziyarete gelen grupları provokatif davranmak, işçileri yanlış yönlendirmekle suçlamış!
Türk-İş gibi önemli bir konfederasyonun genel başkanı, elbette ki başka sendikacıların bir konudaki tutumunu, kimi çevrelerin bir işçi eylemine katılış biçimlerini eleştirebilir, hatta mahkum edebilir! Ya da konfederasyon başkanı, işçilerin bir eylemini, eylemin içindeki davranışları yanlış bulup eleştirebilir. Ve böyle yapan bir konfederasyon başkanı, yanlış bile söylese, bunları yapma hakkına sahiptir. Ve bu hakkını kullandı diye eleştirilemez. Bir konfederasyon başkanı, bunları uygun zemin ve zamanda yaparsa, bu hakkın kullanılması savunulabilir. Ama Türk-İş’in başkanı, TEKEL işçilerinin mücadelesi 50 güne dayanmışken; ertesi gün hükümet, TEKEL işçileriyle ilgili yeni bir teklif sunacakken ve eğer bu teklif işçileri tatmin etmezse, iki gün sonra tüm sendikal merkezlerin, ortak iş bırakacağı; kendi deyimiyle “üretimden gelen gücünü kullanacağı” bir zamanda yapıyorsa, bu ya “şuursuzca” yapılmış bir açıklamadır ya da süreci akamete uğratma amacıyla yapılmıştır!
Çünkü Kumlu gibi akıllı bir genel başkanın, böyle bir zamanda bir yandan mücadelenin sıcak noktasındaki işçileri, öte yandan onlara iyi kötü destek vermek için uğraşan sendikaları ve emekten yana çevreleri eleştirirken, hükümete yönelik eleştirilerini “genel” ve “4-c kötüdür” çizgisinde tutması; bütün bu mücadelenin böyle bir aşamaya gelmesinde hükümetin aymazlığını es geçmesi, elbette ki iyi niyetli bir değerlendirmenin sınırlarını çok zorlar.
Örneğin bizim de, Kumlu’nun hükümetle ilişkileri ve TEKEL işçilerinin mücadelesindeki tutumuna ilişkin ciddi eleştirilerimiz vardır.
- Kumlu’nun, hükümetle ilişkilerini; işçi sınıfı mücadelesinin, sermaye ve hükümetin emek düşmanı politikalarına karşı birleştirilmesinden çok, kontrol altına alınması için kullanması.
- Hükümetle ilişkilerinin sendikal camia içinde sorunlara yol açması.
- TEKEL işçilerinin mücadelesini, Türk-İş’in kapısına dayanıncaya kadar görmezden gelmesi.
- Mücadele eden işçinin önünden kaçması.
- Emek örgütlerini birleştirmede yeterince inisiyatifli davranmaması.
- Bir gözünü sürekli hükümetin gözünden ayırmaması...gibi ve daha başka çok daha sert biçimde ifade edilebilecek eleştirilerimiz vardır ama; şimdi böyle, hükümetle sendikaların karşı karşıyla gelmesi ve Kumlu’nun burada işçilerin sözcüsü olarak hareket ediyor olması nedeniyle, bunları öne çıkarmayı uygun bulmuyoruz.
Ancak çok daha sorumlu davranması gereken Sayın Kumlu, sanki TEKEL işçilerinin moralini bozmak, mücadele eden ve birleşen emek güçlerini bölmek; mücadelenin bitmesini ister gibi konuşuyor.
Bu elbette ki, Türk-İş’in başkanına; bugün hükümetle görüşme yapmaya hazırlanan ve arkasında bütün emek güçlerinin tek yumruk harekete hazır olduğunu söylemesi gereken kişiye yakışmayan, bölücü, tahrip edici bir tutumdur!..
(*) Nitekim Başbakan Erdoğan, dün TRT-1’de yaptığı konuşmada, “Gerçekten kıdem tazminatının devamına yönelik bir imkan varsa bunu yapacağız. Ama yoksa o zaman paralarını almış olacaklar ve yeni bir süreci başlatacağız” diyerek, 4-c’den vazgeçmeyeceklerini açıklayıp (Bu konuşmada Başbakan’ın söyledikleri haber sayfalarımızda yer alıyor), TEKEL işçileriyle ve sendikalarla uzlaşmayı kabul etmeyeceklerini ilan etti.
İHSAN ÇARALAN
ÖNCEKİ HABER

Acıları 2.yılda da dinmedi

SONRAKİ HABER

Menemen'de işçiler hak gasplarına karşı bir araya geldi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa