06 Şubat 2010 05:00

Felç kalma tehlikesine rağmen arkadaşlarını yalnız bırakmadı

MUŞ TEKEL işçisi Alican Akyıl, Abdi İpekçi Parkı'nda polisin cop ve tekmelerle saldırısı sonucu felç tehlikesiyle karşı karşıya. Saldırı sonucu kuyruk kemiği kırılan, sinir damarı zedelenen Akyıl, bir ayağında uyuşma olmasına; desteksiz, bastonsuz yürüyememesine rağmen çadırda arkadaşlarını yalnız bırakmadı.

Paylaş

MUŞ TEKEL işçisi Alican Akyıl, Abdi İpekçi Parkı'nda polisin cop ve tekmelerle saldırısı sonucu felç tehlikesiyle karşı karşıya. Saldırı sonucu kuyruk kemiği kırılan, sinir damarı zedelenen Akyıl, bir ayağında uyuşma olmasına; desteksiz, bastonsuz yürüyememesine rağmen çadırda arkadaşlarını yalnız bırakmadı. Akyıl, "Onlar karda, soğukta mücadele verirken, onları yalnız bırakmak istemedim" dedi.
Muş'tan kontrol için uçakla geldiği Ankara'da, hastaneye gitmeden önce arkadaşlarını çadırda ziyaret eden Alican Akyıl, arkadaşlarıyla tek tek öpüşüp, kendi deyimi ile "helalleşti, özlem giderdi".
Belindeki kalın korse, elinde bastonla güçlükle oturabildiği taburenin üzerinde yaşadıklarını ve direnişi gazetemize anlatan Alican Akyıl, "Biz buraya ekmeğimizi almaya geldik. Abdi İpekçi Parkı'nda saldırıya uğradık. Gözlerim yüzde 95 oranında görmüyor. Bize gaz atınca ben hiç göremedim. Yere düştüm" dedi. Yere düşünce polislerin coplu, tekmeli saldırısına uğrayan Akyıl, "Muş'tan sağlam geldim, sakat gidiyorum" dedi.
FELÇ TEHLİKESİ
YAŞIYOR
Polislerin darbeleri sonucu kuyruk kemiğinin kırıldığını, sinir damarlarında zedelenme olduğunu belirten Akyıl, "Şu anda felç durumum var, bir ayağım (sağ) uyuşuyor. Bunu yapanlar utansın" dedi.
Saldırının arkasından arkadaşlarıyla Türk-İş binasına geldiğini, belinin sıcaklığıyla kırığın farkında olmadığını ama biraz oturup da beli soğuduğunda düşüp bayıldığını anlatan Akyıl, ayıldığında kendisini hastanede bulduğunu ve o zamandan bu yana tedavisinin sürdüğünü söyledi.
Bir dairenin kirasının 400 lira olduğunu, buna kendi deyimi ile 'cereyan', çocukların servis parası, su da eklendiğinde geriye bir şey kalmadığını belirten Akyıl, "O zaman biz Türkiye'de yaşamayacak mıyız" diye sordu.
'ÇOCUKLARIMIZI OKUTMAYALIM MI?'
Milletvekillerinin yüksek maaşlarına dikkat çekerek, "Onlar bu maaşlarla 'yetmiyor' diye ağlıyorlar, bizim 650 bin lirayla geçinmemizi istiyorlar" diye konuştu.
7 çocuk, eşi ve kendisiyle 9 nüfusa baktığını, banka borçları yanı sıra sağa-sola da borçları olduğunu anlatan Akyıl, "Zaten doğru dürüst geçim yapamıyoruz, 650 lira ile nasıl geçim yapalım" diye sordu. O zaman çocuklarını okutamayacağını vurgulayan Akyıl, "Sokakta psikopat, hırsız, mafya mı olsunlar?" dedi.
Alican Akyıl, kendilerine dayatılan 4-c ve alacakları 650 liraya dikkat çekerek, "650 lirayla yemek mi yiyeceğiz, kira mı ödeyeceğiz, su, cereyan parası mı vereceğiz? Parasız olursan ne yaparsın? Küçük çocuk 'yok' anlamaz. Ne yapacağız, gidip çalacağım mecbur. İşim elimden giderse yapacağım başka şey kalmayacak" diye konuştu.
'BİZİ KİMYASAL GAZLA YOK ETSİNLER'
Ankara'dan haklarını almadan ölseler de gitmeyeceklerini belirten Akyıl, hükümete çözüm sundu: "Öldürsünler bizi. Getirsinler kimyasal gazı atsınlar bu insanların üzerine, komple öldürsünler, imha etsinler. Madem Türkiye'de yaşamaya hakkımız yok, komplemizi kimyasal gazla yok etsinler."
Hasta haliyle niye geldiğini de şöyle anlattı Alican Akyıl: "Arkadaşları görmeye geldim. Benim arkadaşlarım günlerdir soğuktan, kardan, gripten burada ölmüş, benim ne üstünlüğüm var onlardan? 'Üstün değilim' dedim, geldim. Ölsem de önemli değil. Arkadaşlarımdan daha önemli değil ki. Hepsini görüp öpeceğim, sarılacağım, ağlayacağım öyle gideceğim. Biz hakkımızı almadan dönmeyeceğiz. Biz de yaşamak istiyoruz." (Ankara/EVRENSEL)
Sultan Özer / Abidin Çınar
ÖNCEKİ HABER

TEKEL işçilerinin yolundan ilerliyorlar

SONRAKİ HABER

İngiltere’de Avam Kamarasından sorumlu bakan istifa etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa