08 Şubat 2010 00:00

Evrensel okuyan gence linç!

28 yaşındaki Adanalı Mehmet Mengi, Bağcılar’da girdiği bir kafede Evrensel gazetesi okuduğu için önce sözle taciz edildi.

Paylaş

28 yaşındaki Adanalı Mehmet Mengi, Bağcılar’da girdiği bir kafede Evrensel gazetesi okuduğu için önce sözle taciz edildi. Ardından sopalarla saldıran saldırganlar, Mengi’yi hastanelik etti. Gözünü hastanede açan gence, doktor raporu da verilmeyerek “Polisten yazı al, öyle vereceğiz” denildi. Yürümekte bile zorlanan genç, çalışma hayali ile geldiği İstanbul’dan yara bere içinde memleketine döndü.
İSTANBUL’A YENİ GELMİŞTİ
Adana’da yaşayan Mehmet Mengi, birçok gencin yaptığı gibi zaman zaman İstanbul’a çalışmaya geliyordu. Geçen hafta da yine çalışmak için gelmiş, iyi bir iş bulduğu için sevinçliydi. Mengi, cuma akşamı Evrensel gazetesi alarak Bağcılar Meydanı’nda bir kafeye girdi. Bir çay söyledi ve gazeteyi okumaya başladı. Ancak yan masadan sözlü tacizlerle karşılaştı. Gerisini şöyle anlatıyor: “Cuma akşamı 5 buçuk-6 civarında oldu olay. Bir mimarlık şirketinde şoför olarak çalışacaktım. Bağcılar’da Evren Mahallesi’ndeydi işyeri. Bağcılar’a çıktım. Tam meydanda bir kafeye girdim. Geçerken de bayiden bir Evrensel gazetesi aldım. Kafede Evrensel’i açtım, bir de çay söyledim. Yan masadan sataşmalar oldu. ‘Komünist! Burada Evrensel okuyor!’ diye laf attılar. Önce okumaya devam ettim, sonra kalkmak istedim. Ama kalkarken saldırdılar. Kaç kişi olduklarını da bilmiyorum. Gözümü açtığımda hastanedeydim. Kim olduklarını bilmiyorum, ülkücülere benziyorlardı. Sopaları sırtımda kırdıklarını hatırlıyorum. Ellerimde izler var, jilet mi atmışlar bıçak mı atmışlar bilmiyorum ama kesmişler...”
‘HASTANE RAPOR VERMEDİ’
Saldırı sırasında bayılan Mengi, gözünü Bakırköy Devlet Hastanesi’nde açtığını söylüyor. Burada polis olduklarını söyleyen sivil kıyafetli iki kişi, olayı anlatmasını istemiş: “Ben uyandığımda hastanedeydim, serum bağlanmıştı. Uyandığımda iki kişi vardı yanımda. ‘Ne oldu sana?’ dediler. Şikayetçiyim dedim. Onlar da ‘Havanı alırsın’ dediler, gittiler. İlk başta polisiz demişlerdi. Ellerinde kitaplar, telefonlar vardı, hemen not almaya başladılar. Gözümü açtığımda adımı söylediler; ‘Mehmet Bey biz polisiz, bazı sorular soracağız’ dediler...”
Mehmet Mengi, saat 14.20 gibi hastaneden taburcu edildiğini, doktor raporu istediğinde ise “Polisten yazı almadan rapor veremeyiz” dendiğini söylüyor: “Bakırköy Devlet Hastanesi T1 Bölümü’nde yattım. Nöbetçi doktorlar vardı ama isimlerini bilmiyorum. Beni tomografiye götürmüşler. Onları da istedim vermediler. ‘Bunlar bizde kalacak’ dediler. Doktor raporu alamadım...”
‘SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIM’
Suç duyurusunda bulunmak isteyen, ancak elinde bir doktor raporu bile bulunmayan Mehmet Mengi, İstanbul’da kimsesi olmadığı için Adana’ya ailesinin yanına geri döndü. Ayağını sürüyerek yürüyen, konuşurken bile zorlanan Mengi, gazetemizden otogara doğru yola çıkarken yaşadıklarına isyan ediyor: “Adana’dan tek başıma geldim. Daha önce Bayrampaşa’da şoförlük yapmıştım. Şoförlüğüm iyiydi. Burada da güzel, dolgun ücret vereceklerdi. Kalacak yer, yemek vereceklerdi, sigorta yapacaklardı. Ama bunlar geldi başıma. Suç duyurusunda bulunacağım, gereken neyse yapacağım. Omuzlarımda çürükler var. Mosmor oldu, bacaklarım yine aynı. Baldır kısımlarım çok darbe almış, şu an oturmakta bile zorlanıyorum. Fırça sapının kafamda kırıldığını hatırlıyorum. Burada hep birlikte yaşayacaksak herkes birbirine saygı göstermek zorunda. Adana’dan sevinçli bir şekilde geldim ama bu olay oldu. Artık işe de gidemiyorum, bu şekilde çalıştığım takdirde kaza yapıp birilerinin canına zarar verebilirim, kollarım bile tutmuyor...”
(İstanbul/EVRENSEL)
Elif Görgü
ÖNCEKİ HABER

HALK ‘BAŞBAKANLIĞA’ GÜVENMİYOR

SONRAKİ HABER

Fındıklı Festivalinde polis provokasyonu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa