08 Şubat 2010 00:00

TEKEL işçilerinin direnişi ve 4 Şubat grevinin gösterdikleri

TEKEL işçilerinin iki aydan beri Ankara’da verdiği onurlu ve haklı mücadele işçi sınıfının, sivil toplum kuruluşlarının ve muhalefetin desteğini alarak devam ediyor.

Paylaş

TEKEL işçilerinin iki aydan beri Ankara’da verdiği onurlu ve haklı mücadele işçi sınıfının, sivil toplum kuruluşlarının ve muhalefetin desteğini alarak devam ediyor. Özelleştirme adı altında yıllardan beri ülkemizin önemli stratejik kurumları satıldı. Binlerce emekçi özelleştirmeler sonucu işinden oldu. Bir kısım çalışanlar ise, şu anda TEKEL işçilerine dayatılan 4-c yasasıyla açlığa güvencesizliğe ve örgütsüzlüğe mahkum edildiler. Özelleştirmeler başlayıp insanlar haklarından mahrum olmaya başladıklarında böyle bir karşı duruş sergilenseydi belki bugün durum çok daha farklı noktalarda olabilirdi. Ancak özelleştirilen her kurumun çalışanları kendi çapında ne kadar mücadele etmeye çalışsa da, yeteri desteği bulamadı ve işçi sınıfı dayanışmasını sağlayamadı. Geçte olsa TEKEL işçilerinin ortaya koymuş olduğu kararlı mücadele takdiri hak ediyor.
Bugün TEKEL işçileri, işçi sınıfının üzerinden ölü toprağını atıp, kendi küllerinden yeniden nasıl dirilebileceğine en güzel örneği teşkil etmekteler. Yağmur, çamur, kar ve soğuk havaya karşı gece gündüz direniyorlar. TEKEL işçisinin mücadelesi nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, işçi sınıfı mücadelesine çok önemli katkıları olduğu bilinmelidir. Son olarak TEKEL işçileri ile dayanışma amaçlı yapılan genel grev Türkiye’nin her tarafında etkili bir şekilde gerçekleştirildi. Ancak alınan genel grev kararının genel eylem söylemine dönüşmesi, katılım inisiyatifini federasyonlara ve federasyonlarda kendi şubelerine, şubelerin ise temsilcilerinin inisiyatiflerine bırakması, her iş yerinde farklı uygulamaların yaşanmasına, kimi işyerlerinde ise hiçbir şey yapılmamasına neden oldu. Bazı sendikaların ise aldıkları karardan geri adım atması ve kimi sendikaların ise dolaylı destek vermesi (1 saat işe geç başlama vb.) grevin yeteri kadar etkili olmamasına neden olmuştur. İşçi sınıfı, ülke,emekçilerin ve yoksul halkın geleceği gibi bir derdi olmayan kimi (sarı) sendikacılar her zaman olduğu gibi işçi sınıfının kalesine gol atmaya devam ediyorlar. Mevcut sistemle hiç bir sorunu olmayan bu anlayışlar, iktidarların çıkarları doğrultusunda uzlaşmacı pratikler sergilemektedirler. Nasıl ki TEKEL işçileri Ankara’ya yürüyüp şanlı bir direnişle, tabandan gelen gücünü ortaya koyarak, sendika başkanlarını harekete geçirdilerse. Bu anlayıştaki sendikaların üyeleri de tabandan gelen güçlerini kullanıp, bu sendika ağalarını
al aşağı edip, kendi gerçek temsilcilerini seçmelidirler. Aksi takdirde bu iktidar yandaşı zihniyetler sendikaların önemli noktalarında var olduğu sürece işçi sınıfı hak ve kan kaybetmeye mahkum bırakılacaktır.
TEKEL işçilerinin mücadelesi etrafında çelikten duvarlar örmek zorundayız. Çünkü TEKEL işçilerinin kazanması işçi sınıfının ve ülkenin bütün ezilen kesiminin kazanması demektir. Aksi durumda özelleştirmeler devam edecek ve işçi sınıfının kazanılmış hakları birer birer ellerinden alınacaktır. TEKEL işçileri ile dayanışmayı daha da büyütmeli. Türkiye’nin bütün kentlerinde eylemler süreklileştirilmelidir. Bizler çocuklarımıza daha güzel bir gelecek ve yaşanılabilir bir hayatı örmek zorundayız. Biz işçiler birleşip örgütlü olursak hiç bir kuvvet bizi yenemez. İnsanlık ve demokrasi adına bu gücü kullanmak dileği ile...
Şivan Kırmızıçiçek (Petrol-İş Gebze Şube Yönetim Kurulu Üyesi, Mecaplast İşyeri Baş Temsilcisi)
ÖNCEKİ HABER

Bandista’dan TEKEL işçisine: Şu Anda! Şimdi!

SONRAKİ HABER

Omar ve Tlaib, kongre üyelerine Filistin'e gitme çağrısı yaptı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa