CiNAYETiN SIRRI  DEVLETTE!

CiNAYETiN SIRRI DEVLETTE!

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik suikast iddiaları söz konusu olduğunda kozmik odaları açılarak ‘yargıya teslim edilen’ ‘devlet sırrı’, bir kez daha gerçeklere kalkan edildi.


Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik suikast iddiaları söz konusu olduğunda kozmik odaları açılarak ‘yargıya teslim edilen’ ‘devlet sırrı’, bir kez daha gerçeklere kalkan edildi.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetinin üzerinden geçen 3 yıla rağmen, göstermelik yargılamada yine değişen bir şey olmadı. 12’nci duruşma da geride kalırken, geçtiğimiz hafta görevine dönen, olayın baş kahramanlarından Ramazan Akyürek imzalı notlar yine değişmedi: “devlet sırrı ve gizlilik…”
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün 5’i tutuklu 15 sanığın katıldığı duruşma, bir kez daha ‘devlet sırrı’yla başladı.
BİLDİK GEREKÇELER
Mahkeme başkanı, mahkemeye ulaşan belgeleri okurken, azınlıklara yönelik belgeler ele geçirilen Kafes Eylem Planı ile ilgili bilgilerin davayı yürüten mahkemenin tarafından henüz gönderilmemsi dikkat çekti. Geçtiğimiz haftalarda İdare Mahkemesi’nin iptal kararıyla görevine dönen Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek’in gönderdiği belgeler yine bildik ifadelerle doluydu: “devlet sırrı… gizlilik… imha edilmesi…”
Emniyet yine, istihbarat elemanlarının hayati tehlikesinin bulunduğunu ve ‘bu bilgilerin deşifre olması durumunda istihbarat zafiyeti yaşanacağı ve bu durumda da telafisi mümkün olmayan gelişmeler olabileceği’ gibi gerekçelerle istenen telefon bilgilerini göndermedi.
SUÇUN KANITI GİZLİ OLAMAZ
Dink ailesi avukatlarından Bahri Belen bu duruma, “Suça ilişkin hiçbir kanıt gizli olamaz, devlet sırrı niteliğinde görülemez. Bu yanıtı dikkate almayın” diyerek tepki gösterdi.
Ayrıca emniyetten gelen yazıda, 155 ihbar hattı ve ihbar mailine, Dink ile yazar Orhan Pamuk’un öldürüleceğine ilişkin birçok ihbar geldiği de belirtildi.
Azmettirici istihbarat elemanı Erhan Tuncel ise cinayetin BBP’ye mal edilmek istendiğini ileri sürerek BBP’li tutuksuz sanıklar BBP Trabzon eski İl Başkanı Yaşar Cihan ve Halis Egemen’e “Siz bu cinayeti onaylıyor musunuz?” diye sorarak adeta BBP propagandası yaptı.
GÖRÜNTÜLER İZLENDİ
Öğleden sonraki oturumda, Dink’in öldürüldüğü gün olay yerinde olan şüpheli şahsın yer aldığı görüntüler sinevizyonda izlendi. Dink ailesi avukatları, bu kişinin kimliğinin öğrenilmesi için Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan istenen baz istasyonu kayıtlarının inatla gönderilmediğine dikkat çekti ve bunun bir ‘delil toplama işlemi’ olduğunu hatırlattı.
Görüntülerde, siyah ceketli kotlu bir erkek, sabah saatlerinden cinayetin işlendiği saate kadar ortalığı kolaçan ediyor, arada telefonla konuşuyor. Cinayetin ardından şüpheli şahsın, tetikçi Ogün Samast’ın koştuğu Şafak Sokak içinde bulunan bir inşaata kaçarak ortadan kaybolması ise dikkat çekiyor.
AKYÜREK’E MAHKEME HUZURUNA ÇIKSIN
Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlığı’nın raporunda, Samast’ı cinayetten birkaç gün önce İstanbul otogarda karşıladığı belirtilen kişiler, duruşmada tanık sıfatıyla ifade verdi. Bu ifadelerle, cinayetten 12 gün sonra emniyet ve savcılıkta verdikleri ifadeler arasındaki çelişkiler ise akıllarda soru işaretleri bıraktı. Tanıklar, Samast’ı otogarda karşıladıkları yönündeki iddiaları, İstihbarat Dairesi Başkanlığı hatırlatılmasına rağmen kabul etmedi. İlk dinlenen tanık Turan Meral’in ifadesindeki çelişkiler şöyle:
*Arkadaşı Orhan Özbaş’ın Samast’ı kendilerine, “internetten tanıştım” diye tanıttığını söyledi. Oysa emniyet ifadesinde, “köylüm” olarak tanıttığını söylemişti.
*“Samast arabada size birini vuracağını söyledi mi? Silah ve fotoğraf gösterdi mi?” sorusuna “Hayır, göstermedi” yanıtını verdi. Oysa önceki ifadesinde “evet silahı gördüm” demişti.
*Önce, cinayetten haftalar sonra haberi olduğunu söyledi, sonra “birkaç gün sonra” dedi. Zaten emniyetteki ifadesi, cinayetten 12 gün sonra alınmıştı.
Dink ailesi avukatları, ifadeleri çelişkilerle dolu olan 2 tanık hakkında “yalancı tanıklıktan” işlem yapılmasını istedi. Avukatlar silahı gördüğünü söyleyen tanığın ise “işlenecek suçu ihbar etmemekten” tutuklanmasını talep etti.
YENİ SKANDAL
Dink’in öldürülmesiyle ilgili davada dün gizli bir tanık dinlenecekti. Ancak her duruşması başka bir skandala sahne olan davada yine bir skandal yaşandı. Ses ve görüntüsünün değiştirilerek mahkeme salonuna verilecek olan gizli tanığın korunması için ifade vereceği odanın kapısına mühür vuruldu. Ancak duruşmada polisin gizli tanığı almayı unuttuğu ortaya çıktı.
(İstanbul/EVRENSEL)

Adaletsizlik buluşturdu!

Elif Görgü

Dava öncesinde Beşiktaş Meydanı’nda toplananlar arasında ise siyasi cinayetlerle yakınlarını kaybedenler vardı. Dink ailesine destek vermek eyleme için aralarında Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe, Abdi İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi, Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali, Uğur Mumcu’nun çocukları Özge ve Özgür Mumcu ile Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok’un da bulunduğu birçok kişi katıldı. Eyleme ayrıca, Hrant’ın arkadaşları, Türk Tabipleri Birliği Genel Başkanı Gençay Gürsoy, Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ender İmrek ve İstanbul İl Başkanı Güven Gerçek, Hayat Televizyonu Genel Yayın Yönetmeni Aydın Çubukçu, İstanbul Milletvekili Ufuk Uras ve Oyuncu Nur Sürer gibi çok sayıda kitle örgütü temsilcisi, aydın ve siyasi parti yöneticileri ve gençler katıldı.
BUNU DA ÖRTBAS ETMESİNLER
Basın açıklamasını ise Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali okudu. Ali, “Biz, Hrant Dink’in derin ailesiyiz. Yıllardır yaşadığımız ortak adaletsizliği paylaşmaya, bunun tanıklığını yapmaya geldik” dedi. Ali, “Dosyalarımızın çoğu kapatıldı, zamanaşımına uğradı. Hrant Dink cinayeti ise henüz örtbas edilme sürecinin içinde. Suçlular daha zamanlarını aşmadılar. Hâlâ bir fırsatı var” diye konuştu.
SORUMLUSU DEVLET
Sözlerine “Bizi öldürenlerin ardındaki örgütlenmeyi ortaya çıkarmakla yükümlü olan bütün devlet kurumlarını sorumlu sayıyoruz” diyerek devam eden Ali, “Biz de bu davanın müdahiliyiz takipçi olacağız” dedi.
ADALET İÇİN BİR TEST
Paris Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Vincent Niore, Paris Barosu Ermeni Avukat ve Hukukçular Derneği (AFAJA) Başkan Yardımcısı Alexandre Aslanian, Paris Barosu Gençlik Konferansı Üyesi Kee-Yoon Kim ve Sınır Tanımaz Gazeteciler (RSF) Avrupa Masası Yetkilisi Elsa Vidal da, Dink için adalet nöbeti tutanlar arasındaydı.
Hukukçular, cinayette yer alan devlet görevlilerine dikkat çekti ve bu davanın ifade özgürlüğü ile adalet için bir test olduğunu vurguladı.

ÖZÜR OLMADIÇA
Adliye önünde Rakel Dink ve 1978’de öldürülen Savcı Doğan Öz’ün eşi Sezen Öz, gazetecilerin sorularını cevapladı. Rakel Dink, “Tek diyeceğim şey, ikrar, tövbe ve özür olmadıkça kurtuluş gelmez” dedi. Sezen Öz de, cinayetleri işleyenlerin ve yardım edenlerin artık vicdani muhasebe yapmasının zamanının geldiğini vurguladı.

‘GÜZEL’HABERLER!
Adalet talebine ve aradan geçen 3 yıla rağmen yargılamadan beklenen güzel haberler gelmezken sanıklar cephesinden ‘birbirinden güzel’ haberler geldi.
*Yargılama, tetikçi zanlısı Ogün Samast cezaevinde evlendi, şahitlerinin infaz koruma memurları oldu.
*Azmettirici olarak yargılanan tutuklu Erhan Tuncel’in de infaz koruma memuru olmak için sınavlara girdi.
*Bir “güzel haber” de, İdare Mahkemesi’nden, İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek için geldi. Bu mahkeme, Akyürek’in görevden alınmasına ilişkin kararı iptal etti. Böylece, cinayetten bugüne kadar devletin yaptığı tek fiili işlem geri çekilmiş ve Akyürek, yeniden eski görevine döndü.
ERGENEKON, HRAND DİNK CADDESİ OLSUN
Davanın görüldüğü gün İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’ne anlamlı bir önerge verildi. Bu önergede Dink’in öldürüldüğü Ergenekon Caddesi’nin isminin Hrant Dink olarak değiştirilmesi isterdi. Önerge sahibi CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Özgen Nama “Bu ülkenin kardeşliğine, bütünlüğüne ve demokrasi mücadelesinde hayatı boyunca kalemi ve zihni ile emek vermiş,bu ülkenin sadık bir yurttaşıydı” ifadelerini kullandı.
Dink ölümünün 3. yılında adalet isteyenler Ergenekon Caddesi tabelasının üzerine “Hrant Dink” ismini asarak temsili olarak caddenin ismini değiştirmişti.
Ceren Saran
www.evrensel.net