09 Şubat 2010 00:00

Ceyhan M Tipi Kapalı Cezaevi’nde çocuklara işkence

Medyada daha çok taş atan çocuklar olarak tanımlanan tutuklu çocukların maruz kaldığı hukuksuzluklar, yargılama sürecinin her aşamasında devam etmekte.

Paylaş

Medyada daha çok taş atan çocuklar olarak tanımlanan tutuklu çocukların maruz kaldığı hukuksuzluklar, yargılama sürecinin her aşamasında devam etmekte. Son olarak Pozantı Çocuk Tutukevi’nde kalmaktayken Ceyhan M Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderilen çocukların burada karşılaştıkları muameleler, ülkemiz cezaevlerindeki işkencelerin devam ettiğini gözler önüne sermektedir.
Tutuklu çocukların ailelerinin, Ceyhan M Tipi Kapalı Cezaevi’nde infaz koruma memurları tarafından çocuklarına işkence ve kötü muamele yapıldığı İHD Adana Şubesi’ne ve tarafımıza yapmış olduğu başvuru neticesinde 27-28.01.2010 tarihinde cezaevinde çocuklarla görüşme gerçekleştirdik. Çocuklarla görüşmemiz sırasında, infaz koruma memurlarının dayak ve işkencesinin izleri aradan geçen iki güne rağmen henüz geçmemişti.
Çocuklar, başlarından geçenleri olgunlukla anlatıyorlardı. Çocuklara, Ceyhan M Tipi Kapalı Cezaevi’ne getirilmelerinden iki gün sonra infaz koruma memurları tarafından başka bir koğuşa geçirilecekleri söyleniyor. Çocuklar, kendileri ile aynı suç türünden yetişkin tutukluların kaldığı koğuşa geçme talebini iletiyorlar. Cezaevi idaresinin, çocukların “siyasi ağbilerle” birlikte kalma isteğine cevabı sert oluyor. Tüm çocuklarda bulunan, bir an evvel büyüme isteğinin bedeli tutuklu çocuklar için ağır. Ellerinde coplarla çocukların olduğu koğuşa giren onlarca infaz koruma memuru çocukları dövmeye başlıyor. Koğuşun maltasında çocuklar yaklaşık yarım saat kadar öldüresiye dövülüyor. Koridorlara karşılıklı olarak dizilmiş olan gardiyanlar çocuklar aralarından geçirilirken bir cop fazla vurabilmek için birbirleri ile yarışıyorlar. Sonrasında üzerlerine kovalarla soğuk sular dökülen çocuklar bir taraftan da coplarla dövülmeye devam ediliyor. Çocuklardan K.F.’nin henüz ilk müdahalede kafasına aldığı çekpas darbesiyle kafası kanıyor ve bayılıyor. K.F. sonrasını hatırlamıyor, gözünü revirde kafasına dikiş atılırken açıyor. K.F.’nin kafasına aldığı darbeyle bayılması dahi gardiyanları durduramıyor. Diğer çocuklar, K.F.’nin baygınken ve kafasından kan akarken de dövülmeye devam edildiğini anlatıyorlar. Bir başka çocuk, ayaklarından çekilerek yerlerde sürüklenmiş, kafası koğuş kapısına vurulmuş. Çocukların kafası bandajlı, gözleri kanlı, vücutlarının her yeri cop izleri ve morluklarla doluydu. Çocuklara yapılan dayak ve işkenceye cezaevinde o vardiyada bulunan tüm infaz koruma memurlarının da katılmış olması yaşananların bir kaç “Çılgın Türk’ün” marifeti olarak kabul edilemeyeceğini, infaz koruma memurlarının talimatla hareket etmiş olduğunu da gösteriyor.
Dışarıda yaşıtlarının anne babaları, çocuklarının bu soğuk günlerde üşütmesinden, başlarına bir şey gelmesinden endişe ederken bu çocuklar cezaevlerinde üzerlerine soğuk sular dökülüp coplarla dövülüyor. Birçok anne babalar çocuklarına küfürbaz arkadaşlarından uzak durmalarını tembih ederken, bu çocuklar gardiyanlardan akla gelebilecek tüm küfürleri işiterek dayak yiyordu. AKP’nin açılım süreciyle birlikte “merkez medyadan” köşe yazarları ve yorumcuları dahi “PKK, bir neden değil, bir sonuçtur. Kaynağı Diyarbakır zindanlarında yaşanan vahşettir” tespitinde bulunurken, bu günün cezaevlerindeki işkenceye ve kötü muameleye duyarsız kalınmaması gerekmektedir. Bugün, Diyarbakır Cezaevi kapatılırken, Ceyhan M Tipi Cezaevi’nde çocuklara yapılan işkenceler açılım ve demokratikleşme sürecinde katedilen aşamayı göstermektedir.
İlkokul öğrencisi iki kız çocuğunun sınıflarına karşı yaptıkları konuşma geçtiğimiz hafta İnternette en çok tıklanan görüntülerdendi. Sonrasında medyanın da gözdesi olan kız çocukları, “Bunlar büyümüşte küçülmüş, bu yaşta bu zeka” yorumları ile izlendi. Bu görüntülerde çocuklardan biri konuşmasının sonunda sınıfına seslenirken “bu yaptığınız insanlığa sığar mı? Sığar mı..., sığar mı?” diye soruyordu. Bu görüntülerin çekildiği günlerde Ceyhan M Tipi Kapalı Cezaevi’nde ve diğer cezaevlerindeki işkence ve kötü muamele altındaki yüzlerce çocuk tutuklunun sözleri demir parmaklıklar, duvarların ardında duyulmuyor. İlk defa ailelerinden ayrı kalmak durumunda kalan çocuklar, maruz kaldıkları baskı, kötü muamele ve işkencenin var olan süreç ve siyasal gelişmelerle bağlantılı olduğunun bilinciyle ve olgunlukla başlarından geçenleri aktarıyordu. Ancak yetişkin insanlarda görülebilecek bir düzeyde kavrayışla ve soğuk kanlılıkla olayları anlatıyorlardı. Devletin reva gördüğü uygulamalar bu çocukları büyümek ve büyük davranmaya zorluyor olmalıydı. Anlatırken, ağlamıyor, özgür günlere ve ailelerine olan özlemlerini utangaçça dile getiriyorlardı. Başlarına gelenleri ise kişiselleştirmeden, ülkenin demokrasi ve özgürlük mücadelesi ile ilgili olduğunu biliyor ve duyarlılık bekliyorlar. Kameraların giremediği cezaevi duvarlarının ardından tutuklu çocuklar hepimize soruyor; “Bu yapılanlar insanlığa sığar mı?, sığar mı?”
TUGAY BEK Avukat
ÖNCEKİ HABER

Atilla Acartürk’ün ardından

SONRAKİ HABER

Fındıklı Festivalinde polis provokasyonu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa