10 Şubat 2010 00:00

UFUK

Hrant Dink davasının önceki günkü duruşması gece geç saatlere kadar sürdü. Gazetemizin baskı saatine yetişen duruşmanın öğleden önceki bölümünü dün yazmıştık.

Paylaş

Hrant Dink davasının önceki günkü duruşması gece geç saatlere kadar sürdü. Gazetemizin baskı saatine yetişen duruşmanın öğleden önceki bölümünü dün yazmıştık. Sonraki bölümünde dikkat çeken önemli noktaları da bugün burada paylaşmak istiyoruz.
Hrant Dink davasında, Beşiktaş’taki salonda uzunca bir süredir bilinen sanıklar üzerinden devam eden duruşmaların ileriye doğru yol alabilmesi için, mahkeme heyetinin müdahil avukatlardan gelen taleplere kulak vermesi gerektiği biliniyor. Eğer, Dink davasında savcılık ve mahkeme heyeti Ergenekon davasında olduğu gibi ‘general de olsa’ sorumlu gördüklerini mahkeme önüne çıkaracak çabayı kendileri göstermiyor ise bu durumda en azından davanın müdahil avukatlarının taleplerinin karşılanması gerekir ki, olay, tetiği çeken ve azmettiren üç beş kişinin basit bir eylemine indirgenip örtülmesin.
Ancak ne var ki, özellikle Dink davasının polis ayağıyla ilgili kısmında ciddi bir direnç devam ediyor ve müdahil avukatların bu direnci kırmaya yönelik ısrarlı talepleri de mahkeme heyetinden dönüyor. Son duruşmada da Dink ailesinin avukatlarının talepleri kısmen kabul edilirken, önemli bazı talepleri de reddedildi.
Trabzon eski Emniyet Müdürü ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi eski Başkanı Ramazan Akyürek ile ilgili talebi bunların başında sayabiliriz.
Akyürek’in imzası ile mahkemeye iletilmiş olan bilgiler arasında, önceki gün duruşmada dinlenen Orhan Özbaş, Turhan Meral ve Kaan Gerçek’in, Hrant Dink’i katleden tetiği çeken Ogün Samast’ı cinayetten bir gün önce İstanbul’da otogarda karşıladıkları belirtiliyordu. Duruşmada tanık olarak dinlenen bu kişiler, Ogün Samast ile Bayrampaşa’da görüştüklerini, kendilerini otogardan almadıklarını öne sürdüler. Tanıklardan ikisinin, poliste verdikleri ifadelerle önceki gün duruşmada verdikleri ifadeler arasındaki çelişkiler bulunması nedeniyle, müdahil avukatlar, iki tanığın yalancı tanıklıktan tutuklanmalarını talep etmişti.
Daha da önemlisi, müdahil avukatların, Ramazan Akyürek ile ilgili taleplerini, bu vesileyle bir kez daha yinelemeleriydi. Avukatlar, Akyürek’in gönderdiği istihbarat bilgileri arasında bu kişilerin Ogün Samast’ı otogarda karşıladıklarının bulunduğu, ayrıca Ogün Samast Trabzon’dan otobüse binerken zaten izlendiği ve mantıksal olarak da, İstanbul’da kendisinin takip edilmesi gerektiğini dile getirerek, tanıkların anlatımlarıyla Akyürek’in gönderdiği bilgiler arasındaki çelişkinin açığa kavuşması için kendisinin mahkeme huzurunda dinlenmesi gerektiğini vurguladılar. Mahkeme bu talebi reddetti.
Bilindiği gibi eski Trabzon Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Öz, Gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesi davasında 2008 yılı Temmuz ayında tanık olarak Bursa Adliyesi’nde ifade vermişti. Gerçi Öz, Dink’in öldürüleceğine dair kendisine bilgi verilip verilmediğini hatırlamadığını öne sürmüş ve kendisine yöneltilen her soruya ‘Hatırlamıyorum’ yanıtını vermişti; ancak sonuçta dinlenmişti.
Akyürek neden mahkeme huzurunda dinlenemiyor? Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Cerrah neden dinlenmedi?
Trabzon Emniyeti’nin İstihbarat Şube Müdürlüğü neden kendisinden, cinayet günü, Trabzon Emniyeti istihbarat elemanlarının telefon görüşmelerinin gönderilmesiyle ilgili talebe “istihbarat zaafı yaratabileceği” iddiasıyla direniyor? Daha da önemlisi, Dink davasında mahkeme heyetinin tüm bu süreçlerde daha inisiyatifli olması gerekmez mi?
Cinayetin işlendiği anda, Agos’un önünde telefonla konuştuğu ve Ogün Samast kaçarken arkasından baktığı görülen şüpheli şahsın telefon görüşmelerinin dökümünün mahkemeye gönderilmesine talebine, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) gösterdiği direnç de bir o kadar incelenmeye değerdir. Başka davalarda konuyla ilgisi dahi olmayan insanların özel görüşmeleri bile internet sitelerinde, dolaşmayı bırakın adeta uçuşurken, Dink davasında gösterilen bu direnç neden? Müdahil avukatlar, cinayet anının kamera görüntüleri eşliğinde önceki günkü duruşmada olay anında Agos’un önünde görülen ve çok uzun süre orada bulunan, arada telefonla görüşen bu kişinin telefon görüşmelerinin kendileri için önemli olduğunu bir kez daha belirterek, yeniden talepte bulundular ve bu talep kabul edildi. Eğer TİB, bu telefon kayıtlarını göstermemekte direnirse, mahkeme heyetinin bu aşamadan sonra TİB hakkında suç duyurusunda bulunması bir zorunluluk haline gelecektir.
Tüm bu süreçleri dikkatle izlemeye devam edeceğiz.
FATİH POLAT
ÖNCEKİ HABER

Dayanışma büyüyor direniş güçleniyor

SONRAKİ HABER

Düzce'de fındık işçilerini taşıyan traktör devrildi: 14 yaralı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa