11 Şubat 2010 05:00

İlaç tekellerine bulunmaz hizmet

Tüm ilaçların, piyasaya sürüldükleri andan satıldıkları ana kadar ilaç şirketleri tarafından izlenmesini sağlayacak “İlaç Takip Sistemi (İTS)” yavaş yavaş uygulanmaya başlıyor.

Paylaş

Tüm ilaçların, piyasaya sürüldükleri andan satıldıkları ana kadar ilaç şirketleri tarafından izlenmesini sağlayacak “İlaç Takip Sistemi (İTS)” yavaş yavaş uygulanmaya başlıyor.
İlaçların üzerindeki fiyat kupürleri yerine konacak “karekod”larla ilaç takibinin yapılmasının sağlanacağı sistem ile hükümet, “ilaçta sahteciliğin önleneceğini” iddia ediyor, ancak ortada bir sorun var: Türkiye’de ilaçta sahtecilik yok denecek kadar az.
“O zaman bu sistem neden Türkiye’de uygulanmak isteniyor” sorusunu, İstanbul Eczacı Odası Başkanı Ecz. Semih Güngör’e sorduk. Güngör, hükümetin gerekçeleri ve yaşanacak sorunlarla ilgili şu noktalara dikkat çekti:
uBu sistemden tek yararlanacak olan ilaç tekelleri.
uTürkiye kobay olarak kullanılıyor.
uDevasa maliyetli altyapı gerektiriyor.
uMaliyetin çoğunu eczacıya yüklüyor.
uİlaçta veresiye kalkıyor.
uUfukta işlemeyen bir sistem ve uzun ilaç kuyrukları görünüyor.

İlaç Takip Sistemi ile tüm ilaçların tek tek takip edilmesi mümkün olacak. Hükümet sahteciliğin önceleneceğini iddia ediyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu gerekçeyi?
Önce şunu vurgulamak gerekiyor: Türkiye’de eczacılar, ilaçta sahtecilik varsa, önlenmesine karşı değiller. İlaç Takip Sistemi’ne karşı çıkan eczacılar, Türkiye’deki sahteciliğin, ilaçtaki yolsuzlukların arkasında duruyormuş havası yaratılmak isteniyor. Ancak Bakanlığı verilerinin de doğruladığı bir gerçek var; Türkiye’de bugüne kadar tespit edilmiş ilaç sahteciliği yok. Sahte olarak değerlendirilen birkaç ilaç, eczanelerde olmayan, Tahtakale’de tezgah altında satılan ürünlerdir. Bunları göstererek, “Türkiye’de sahtecilik var” demek, doğru değil. Devasa bir altyapı gerektiren ve çok tartışma yaratan bir sistemi, “olmayan sahteciliği” önlemek adına Türkiye’ye getiriyorum demek, gerçeklerle örtüşmüyor.

Sahtecilik sorunu dışında sisteme karşı olma nedenleriniz nedir? Nasıl sorunlar yaratacak bu İlaç Takip Sistemi?
En büyük sorun, devasa boyuttaki bir teknolojik altyapıya ihtiyaç duyması. Bugün çok basit bir altyapı ile çalışan Provizyon Sistemi bile düzgün çalışmazken, devasa bir başka sistemle birleştirilmesi öngörülüyor. Demek oluyor ki, tam olarak hayata geçtiği zaman Türkiye’de gerçek bir kaos yaşanacak. Provizyon sisteminde sık sık kesintiler yaşanıyor, hatta günlerce aksıyor. Bu sistemin yanına bir de anında ilacın sorgulanmasını yapacak, ilacın sahte olmadığını tespit ederek ilacı satabilmeniz için onay verecek büyük bir yeni sistem eklenmek isteniyor. Bunun pratikte olması mümkün değil.
Yani öyle bir kaos oluşacak ki, vatandaş ilaç almak için saatlerce beklemek zorunda kalacak. Çünkü eczacı sistem izin vermeden tek bir ilaç bile satamayacak.
Ayrıca yine vurgulamak istiyorum, Ortadoğu gibi Mısır, Çin gibi ülkelerde ilaçta sahtecilik çok yaygın. Ancak Türkiye’de değil. Neden Türkiye halkı, eczacısı denek olarak deneniyor? Gerçek anlamda sahtecilikle savaşacaksanız, böyle bir sistem yerine değişik ülkelerin uyguladığı maliyet olarak da çok düşük olan halogram, fligram sistemler uygulanabilir.

Peki hem “gerekli olmadığını” belirttiniz hem de hükümetin “sağlıkta tasarruf yapılacak” diye tutturduğu bir dönemde bu kadar ciddi yatırım gerektiren bir sistemde neden ısrar ediliyor?
İTS ilacın üretimden hastaya ulaşmasına kadar her noktada kontrolünün ve takibinin yapılması anlamına geliyor. Uluslararası sermaye, ilaç tekelleri için tür bilgiler çok önemli.
Bir büyük uluslararası ilaç şirketinin, Türkiye’de her ilacının birim bazında, hangi eczanede ne kadar sattığını; hangi semtte ne kadar satın alındığı, hangi doktor tarafından ne kadar yazıldığı, hangi hasta tarafından ne kadar kullanıldığı; kendi ürününün yerine hangi ilaçların tüketildiğini görebiliyor.
İlaç politikalarını, ilaç stratejilerini baştan aşağı yeniden değerlendirip hayata geçirebilecekleri ve bunun üzerinden milyarlarca dolar kazanabilecekleri bir sistem inşa ediliyor.
Bugün başka kurumların ve SGK’nın takip ettiği birtakım veriler var ama bu bahsettiğimiz birebir takip sistemi sırasında elde edilebilecek bilgiler kat be kat değerli. ABD’de ilgili firmanın genel müdürü oturduğu yerde bir düğmeye basarak benim eczanemdeki bir kalem ilacın günde ne kadar tüketildiğini öğrenebilecek. Böyle bir veri ilaç sanayi açısından bulunmaz bir veridir. Bir ülkede bunu başardığınızda dünyaya yaymak mümkün.
Bu arada gözden kaçan bir şey daha var. Hükümet, İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu diye Sağlık Bakanlığı’nın tüm yetkilerini alacak özerk bir kurum kurmak istiyor. Yasa taslakları hazırladı. Bu taslak bekletiliyor ileride karşımıza çıkacak.
Çok önemli bir özelliği var bu kurumun; kurumun finansı, giderleri ile ilgili tüm masraflarını ilaç üreticilerinin, ilaç sanayisinin yaptığı bağışlar ve yine onlardan sağlanacak gelirlerle oluşturulması hedefleniyor. Yani ilaç sanayisinin desteklediği bir kurum oluşturulacak.
İTS ile oluşacak verilerin değerlendirileceği bir kurum olacak bu.

İstanbul Eczacı Odası olarak eczacıları üzerinde fiyat kupürü olmayan, İTS’nin karecod’u bulunan ürünleri satmaması çağrısı yaptınız...
Biz İTS’yi reddediyoruz. Ama Sağlık Bakanlığı adımları yavaş yavaş atıyor. Ancak eczacı karşı çıktığı sürece bu sistem hayata geçemez.
Şu anda yürürlükte olan ve ilacın üretiminden satışına kadar her noktasını kapsayan 1262 sayılı Yasa var. Yasada açık ve net olarak ilacın üzerinde fiyat kupürünün olması zorunluluğu belirtiliyor. Yine 6197 sayılı Yasa’da da “Eczacılar üzerinde fiyat etiketi olan ürünleri satarlar” diyor. SGK ile imzaladığımız ilaç alım protokolünde de fiyat kupürü olmayan bir ilacın satılması durumunda eczacının sözleşmenin feshine kadar gidebilecek bir ceza alacağı maddesi var. Yani yürürlükteki yasalar bizi bağlıyor.
Biz de meslektaşlarımıza diyoruz ki: Üzerinde fiyat etiketini bulunmayan karekod bulunan ilaçları almayın, satmayın. Ayrıca konuyla ilgili açtığımız davalar da sürüyor.
Şu ana kadar İTS’nin arkasında sağlam duran sadece uluslararası ilaç tekelleridir. Yerli sanayiler de bu altyapıyı hazırlayabilmiş değiller.
İstanbul Eczacı Odası olarak sonuna kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz. (İstanbul/EVRENSEL)

ABD TÜRKİYE’Yİ BEKLİYOR
Dünyada benzer bir örneği var mı bu sistemin?
Dünyada örneği yok. Bir dönem ABD benzer bir uygulamanın çalışmalarını başlatmış, ama bakmışlar ki Türkiye gönüllü, durdurmuşlar çalışmaları. Bizdeki uygulamanın belli bir sonuca ulaşmasını bekliyorlar.
Yine İtalya bir ara uygulamak istemiş bu sistemi, ancak görmüşler ki uygulanabilir bir sistem değil, vazgeçmişler. Avrupa Birliği de, 2012 yılında yine benzer bir sistemin kurulmasına önerdi ama Türkiye’de uygulanan sistemin aynısı mı olacak henüz bilmiyoruz.
Yani dünyanın hiçbir yerinde uygulanmamış böyle bir sistem için Türkiye’deki 24 bin eczacıyı denek, milyonlarca vatandaşı da kobay olarak kullanmanın bir mantığı yok.

MALİYETİ ECZACIYA YÜKLENECEK
Sistemin eczanelere yükleyeceği maliyet nedir?
Eczaneler zaten ekonomik olarak bir batak içindeler. Şimdi bir de maliyeti tümüyle eczacının yüklenmiş bir sistem getiriliyor. Ayrı bir bilgisayar programı, yeni barkod okuyucular, en az iki eleman gibi birçok şeye ihtiyaç var. Bunları eczacı cebinden karşılayacak. Sistem arıza yaptığında da vatandaşla karşı karşıya kalacak olan yine eczacılar.
Çünkü öyle bir hizmet ki bu, siz o an reçetede yazılı tüm ilacı eczanede bulundurmak zorundasınız. İkisini şimdi vereyim diğerini sonra veririm, daha sonra gel teyzecim demek gibi bir şansınız yok. Bir eczanenin ekonomik olarak güçlü olması, her ilacı karşılayacak kadar fazla ilaç bulundurması lazım. Türkiye’de ilaç fiyatlarının gerilemesinin eczacıya yüklendiği bir dönemde siz ezacıya milyarlarca liralık stokla çalışın diyorsunuz. Bunun altından kaç eczacı kalkabilir?
Elif Görgü
ÖNCEKİ HABER

‘İşsizler kervanına 60 bin kişi ekleniyor’

SONRAKİ HABER

Cannes Film Festivali'nde ödüller sahiplerini buldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa