11 Şubat 2010 05:00

Kalemini satmayan çok satar

Çok satan kitapların yazarlarının hayatları, belki romanların kendisi kadar değil ama ilginç hikayeler içerebiliyor.

Paylaş

Çok satan kitapların yazarlarının hayatları, belki romanların kendisi kadar değil ama ilginç hikayeler içerebiliyor. Yazmanın diyalektiği de var işin içinde, her hayatın anlatmaya değer olması da...
Geçenlere İstanbul’a da gelen Dan Brown’un şifreli mistik öykülerle dolu kitaplar yazan ve bunları bir iş adamı gibi pazarlayan biri olması, bir rastlantı değil tabii. Mistik olanın bezirganlığını yapmayı bir hayat tarzı olarak belirlemiş adam. Ya da vampirli ilişki hikayesi Alacakaranlık serisinin yazarı Stephanie Meyer’in, kendi “gündüz düşlerini” yazan, Amerika’nın en tutucu bölgesinden bir ev kadını olması, manzarayı tamamlayan bir unsur. Afganistanlı Halit Hüseyni’nin, bizde bile adı Khaled Hosseini diye yazılacak kadar Amerikalılaşmış biri olması, Uçurtma Avcısı ve diğer çok satan kitaplarında kendi hayatından ve fikirlerinden esinlenmiş olmasıyla çok ilgili elbette.
YAZARI, MÜCADELECİ BİR GAZETECİ
Stieg Larsson adlı İsveçli gazetecinin Millenium üçlemesi olarak bilinen romanlarının çok satan kitaplar listelerinde yer alması, ilk bakışta Larsson’un da onlar gibi bir hayal tacirliği işi yaptığını düşündürebilir. Türkçeye yeni kazandırılan Ejderha Dövmeli Kız’la başlayan seriden birileri büyük paralar kazanıyor elbette, ciddi bir ticaret yapıyor ama bu Larsson’un kendisi değil. Yazar, 2004’te öldü ve arkasında bıraktığı el yazmaları ölümünden sonra yayınlandı. Roman üçlemesinin İngilizceye çevrildiği 2008’de, Khaled Hosseini’den sonra kitapları dünyada en çok satılan ikinci yazar oldu. Bu, 2009 yılı için dünya çapında 21 milyon kitap anlamına geliyor. Oysa hayatı boyunca, kitapları çok satan bir yazar değil, mücadeleci bir gazeteci olarak biliniyordu.
1954 doğumlu Larsson, yıllarca İsveç’in en büyük haber ajansında grafik tasarımcı olarak çalışmış. Politik görüşlerinin yanı sıra gazetecilik tecrübesi de onu bu alanda bir tutum almaya yöneltmiş ve aşırı sağa ve ırkçılığa karşı hareket eden bir dernek kurup, yayın organı Expo’yu yönetmeye başlamış. Irkçılığa karşı mücadelenin en etkin isimlerinden biri olarak biliniyor, sağcıların da fena halde hedefindeymiş. 2004’te ise bir kalp krizinden hayatını kaybetmiş.
PAZARLAMAYI GÖRSE, MEZARINDA DÖNER!
İleride satış rekorları kıracak bir politik polisiye roman üçlemesinin el yazmalarını yayınlamayıp arkasında bırakmak, Larsson’un gönlünün zenginliği. Ama bu alçakgönüllülük, sonradan bir satış stratejisinin unsuru oldu; bunda Larsson’un bir payı yok elbet. Şu, kaç çok satarın başına gelebilir ki: Mirasını Komünist İşçiler Derneği’ne bırakmak istemiş ama yasal olarak bu mümkün olmadığı için tahmin edemediği kadar yüklü bir hale gelen mirası akrabalarına kalmış.
Dahası da var; sıradan polisiye romanlar yok karşımızda. Irkçılığa ve patronlara karşı verdiği mücadele, Millenium üçlemesinin de satırlarına hakim. Örneğin, ilk kitabın teması, aslında kadına yönelik şiddet. İsveççe “Män Som Hatar Kvinnor” başlığının anlamı, “Kadınlardan Nefret Eden Adamlar” imiş. Buralı okura ise İngilizcede yayınlanan piyasa işi başlığıyla ulaşıyor: “Ejderha Dövmeli Kız...”
Neredeyse bütün pazarlama stratejisi, adamcağızın hayatı boyunca karşısında mücadele ettiği ne varsa içeriyor. Neyse ki kitabı, kendi kendini ve yazarını savunacak kadar güçlü.
KADINA YÖNELİK ŞİDDET ÜZERİNE
Ejderha Dövmeli Kız’da anlatılan, bir büyük şirketin içyüzü. Kitabın ve üçlemenin diğer kitaplarının kahramanı olan Mikael Blomkvist, bir ekonomi muhabiri. Bir patron, onu geçmişle ilgili bir araştırma için tutuyor. Olaylar ilerledikçe işin içine, şirketlerin şimdiki ve geçmişteki sicilleri, İsveç’teki Nazi iş birlikçiliği, ülkenin kadına yönelik şiddet bilançosu girip, cinayetin çözülmesine doğru okurun gözleri önüne seriliyor.
Bir aile şirketine dalıp polisiye meseleler çözen romanlar, kötü patronları önce güzelce bir tokatlayıp, iyi patronları öne çıkaran ve kurtarıcı ilan eden hikayeler anlatırlar. Larsson’un haliyle bu noktada bir farkı var; onun “iyi patronlar” ile ilgili bir batıl inanışı yok. Bütün şirketlerin ve patronların dolandırıcı olduğu yargısı, kitabın girişinden itibaren ifade ediliyor. Her ne kadar, bu yargıyı kapitalizmin işleyişine ve doğasına dayandırmasa da, niyeti, bir şeyleri sermaye sınıfı içindeki kimilerinin ahlakıyla açıklamak değil.
Ejderha Dövmeli Kız, adının çağrışımlarına, büyük puntolarına, pazarlama stratejisine rağmen politik bir kitap. Uyduruk ve mistik çok satar kitaplar dünyasında okura anlamlı bir şeyler anlatmak derdinde olan bir roman olduğunu bilmek güzel.

Ejderha Dövmeli Kız
Stieg Larsson
Pegasus Yayınları
Çeviren: Ali Arda
646 sayfa
Çağdaş Günerbüyük
ÖNCEKİ HABER

ADI DENİZ OLANDAN Ahmet Erhan’a mektup

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu seçim kampanyasını çarşamba günü başlatacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa