HAYATIN İÇİNDEN

HAYATIN İÇİNDEN

  • Üniversiteye girişte uygulanan katsayı uygulaması, liseli gençler için bir kabus olmaya başladı.


    Üniversiteye girişte uygulanan katsayı uygulaması, liseli gençler için bir kabus olmaya başladı. İşin bir tarafında YÖK, diğer tarafında yargı. Yüksek Öğretim Kurumu öyle sokaktan geçerken içeri alınmış insanlardan oluşmuyor. Çoğu akademik unvanlı ya da üst düzey bürokrat... Başkan, profesör, sosyolog... Kurul üyesi olmayan ancak kurulun işlerini süzgeçten geçiren hukuk danışmanları filan da vardır herhalde.
    Peki o zaman, meslek liselerinin üniversiteye giriş sınavlarında uğradıkları katsayı haksızlığını ortadan kaldırmak için çıkarılan yönetmelikler, neden sürekli mahkemede iptal ediliyor? Yönetmeliği hazırlayanlar, yazdıkları cümlelerin yürürlükteki yasalara ya da Anayasa’ya uygun olmadığını göremiyorlar mı? Görüyorlarsa, neden ısrarla iptal edilecek yönetmelikler hazırlıyorlar? Göremiyorlarsa, neden yazdıklarını bir anayasa hukukçusuna sormuyorlar?
    Sonuçlara bakınca insanın aklına başka şeyler geliyor. Bir varsayım, bu katsayı düzeltme işinin bu anayasa ile olamayacağını YÖK de biliyor ama hiçbir şey yapmasalar o koltukta oturma nedenlerinin karşılığı olan görevi başaramamış olacaklarını düşünüyorlar. Ya da farklı katsayı yönetmelikleri hazırlayıp, bir mafya üyesinin dediği gibi, kamuoyunu “katsayı manyağı” yapmak istiyorlar. Hem bu arada belki Danıştay da gündemden bunalır ya da bir gece yarısı molasına denk gelir de, yönetmelik iptal olmadan geçer diye düşünüyor olabilirler.
    Aslında itiraz edenler ve savunanlar samimi olsa, katsayı sorunu kolaylıkla çözülebilir. Bir kere, “katsayı olmasın” diyen tarafın bilinçaltında ve bilinçüstünde meslek liselilerin sorunundan çok imam hatiplilerin durumu var. “Katsayı kalsın” diyenlerin en büyük korkusu da hukuk fakültelerine, kamu yönetimi bölümlerine imam hatip mezunlarının dolacağı ve yakın gelecekte tüm devlet birimlerinin imam hatip mezunları tarafından işgal edileceği.
    Meslek lisesi mezunlarının kendi alanlarında iki yıllık yüksekokula devam edebilme haklarının verilmiş olmasının pratikte hiçbir anlamı yok. Meslek lisesinin elektronik bölümünden mezun olan bir genç, örneğin İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü’ne girebiliyor mu? Girebilse belki mesleki olarak bir adım önde olacak.
    İki yıllık meslek yüksekokulları toplumsal yapımıza uygun değil. Siz hiç çocuğu için “Benim oğlum büyüyünce iki yıllık meslek yüksekokulunu bitirecek, ara eleman olacak amcası” diyen bir ana baba gördünüz mü? Biz dahil çoğumuz, çocuk daha beze yaparken, “Oğlum mühendis, doktor, avukat, hakim, vali olacak. Masası olacak. Bize bakacak” diye çırpınmıyor muyuz?
    Katsayı sorununu çözerek, meslek liselilerin sorunlarını çözmek iddiasında olanlar, eğer samimilerse, iki yıllık Meslek Yüksek Okullarını kesinlikle dört yıllık yüksekokullara dönüştürülmeliler. Almanya’dan alınan ancak yarım yamalak uygulanan şu andaki meslek yüksekokulu formülü bize uygun değil. Bir Alman genci büyüyünce, berber, aşçı, oto tamircisi olmayı isteyebiliyor. Çoğu durumlarda, bazı zanaat işleri bizde çok gözde olan mühendislikten daha fazla kazandırabiliyor da.
    Dört yıllık eğitim verecek ve öğretimini ağırlıklı olarak “uygulama yoğun” yapacak bu meslek yüksekokullarından mezun olacak gençlere, “uygulama mühendisi”, “saha mühendisi” gibi unvanlar da verilirse ve ilgili meslek lisesi mezunlarının bu okullara girmesinde öncelik sağlanırsa, mezunlarına askerlikle ilgili avantajlar sağlanırsa, katsayı sorunu daha baştan çözülmüş olur. Tabii eğer amaç, sadece imam hatip mezunlarının hukuk fakültelerine de girebilmelerini sağlamak değilse!..
    ARİF NACAROĞLU
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.