12 Şubat 2010 00:00

GENÇLİĞİN SESİ

TEKEL işçilerinin eylemi iki ayını doldurdu. Ankara’da işçiler, umutlarından ve heyecanlarından hiçbir şey kaybetmeden direnmeye devam ediyorlar.

Paylaş

TEKEL işçilerinin eylemi iki ayını doldurdu. Ankara’da işçiler, umutlarından ve heyecanlarından hiçbir şey kaybetmeden direnmeye devam ediyorlar. Mücadelenin başarıya ulaşması için Türkiye’nin her yerinin eylem alanına çevrilmesi gerektiğinin farkındalar.
Artık TEKEL direnişinden bahsetmeyen haber programı, gazete, köşe yazarı kalmadı. Herkes bu direnişi konuşurken, geçen hafta gazetelerin üçüncü sayfalarını bir başka haber işgal etti. 16 yaşındaki Medine Memi, dedesi ve babası tarafında diri diri toprağa gömülmüş, ardından üzerine beton dökülmüştü. Bu vahşetin yaşandığı yer, Adıyaman’ın Kahta ilçesi.
Kahta’nın en büyük geçim kaynağı tütündü. Tütündü, çünkü TEKEL fabrikası özelleştirildikten sonra ilçeye bağlı köylerde topraksız köylüler ve fabrikada çalışan işçiler, işsizlik ve yoksulluğun içine itildiler. Kahta’nın köylerinde yetişen tütün, birçok topraksız köylü için geçim kaynağıydı. Hükümetin tarım politikaları, ilçede köylerin satılığa çıkarılması gibi ilginç olaylara neden oldu. Kahta’yı, geçen sene gerçekleşen bir trafik kazasından da tanıyoruz. Giresun’a fındık toplamaya giden mevsimlik işçiler, Sivas’ın Kangal ilçesinde bir trafik kazası geçirmiş ve 24 işçi hayatını kaybetmişti.
TEKEL işçilerinin Türk-İş binası önüne kurdukları çadırlardan biri de Adıyaman Kahta’nın çadırı. Çadırdaki işçilere soruyorum, Medine’nin ölümü hakkında ne düşündüklerini. İşçiler, Kahta için bu olayın bir utanç kaynağı olduğunu söylüyorlar. İlginç bir tablo çıkıyor karşınıza. Bir tarafta yaşanan vahşet, diğer tarafta direnen işçiler... İki taraf da yakın mahallelerde oturup, aynı yerlerden alışverişini yapıyor. Biri diri diri kızını toprağa gömerken, diğeri kızının geleceği için direniyor.
“Mesele silah kaçakçılığı” diyor Kahta’dan direnişe gelen TEKEL işçisi; Mehmet abi; “tütün bittikten sonra ilçede kaçakçılık iyice arttı. Medine babasını ihbar ettiği için öldürüldü. Keşke ölmeseydi...” Seçimde AKP’nin belediyeyi aldığını söyleyen Mehmet abi, torununu, kızını öldürmenin hiçbir dinde ve mezhepte yeri olmadığını söylüyor. Ve ekliyor: “Böyle bir olay tüm Kahta halkına mal edilemez.”
Olayda devletin ihmalinin de oluğunu görüyoruz. Medine dört defa polise dayak yediği için başvursa da, koruma altına alınmamış. Emniyete son gidişinde evde ruhsatsız silah bulunduğunu söylemiş. Polis ise genç kız emniyet binasındayken operasyonu düzenlemiş. Yani bir bakıma hiç okula gitmeyen Medine’nin ölümüne sebep olan, devletin ihmalkarlığı.
Mehmet abi bir öngörüde de bulunuyor. Yakında böyle olayların artacağını söylüyor. Mehmet abi, “İşim olursa, çalışırsam silah veya uyuşturucu kaçakçılığı yapmam. Aç kalmamak için her şeyi yaparsın” diyor. İş güvenceli ve insanca bir ücretle geçinmek için direnen TEKEL işçileri, toplumda böylesi olayların yaşanmasına zemin hazırlayan bütün nedenleri ortadan kaldırmak için direniyor. Bu nedenler ekonomik sıkıntı, devletin ihmalkarlığı, kadının toplumsal yaşamdaki rolü, eğitimsizlik gibi sıralanabilir.
Ülkenin her yerinde kadına karşı şiddet farklı şekillerde devam ediyor. Kimi zaman vahşet boyutunda karşımıza çıkan bu olayları yaratan sistem, yenilerini üretmeye de devam ediyor. Ancak, TEKEL işçilerinin direnişini ülke geneline yayarak, bu sistemi tehdit edebilir ve değiştirebiliriz.
*ODTÜ İktisat Bölümü 3. sınıf öğrencisi
Burcu Yılmaz*
ÖNCEKİ HABER

BU DAVA BİTMEZ

SONRAKİ HABER

Rasim Ozan Kütahyalı, Beyaz TV'ye geri döndü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa