12 Şubat 2010 05:00

Kaba, hâlâ kahraman

Maceralarını milletçe merak ettiğimiz “halk kahramanı” Recep İvedik, bu kez depresyona girmiş.

Paylaş

Maceralarını milletçe merak ettiğimiz “halk kahramanı” Recep İvedik, bu kez depresyona girmiş. Nedeni, yalnızlık ama dört milyonluk yalnızlık. Oradan çıkana kadar bir filmi çıkarmışlar.
Afişlerinde “bir halk kahramanı” olarak tanıttıkları kıllı, şişman, kaba, “serbest meslek erbabı”, ayı ama zaman zaman da yardımsever Recep İvedik, son yılların en çok izlenen filmlerinin kahramanı. Bu halk karakteriyle dalga geçme üstüne kurulu konusundan büyük ekmek yediler. Ama buna rağmen, yapımcısı Faruk Aksoy ile senaryo yazarı ve başrol oyuncusu Şahan Gökbakar, kendisini halktan yana ve entelektüellere karşı gibi tanımlamaya çalışıyor. En büyük kozları da ilk iki filmin dörder milyonu aşan seyirci sayısı. “Daha 15 film çekeriz” dedikleri serinin üçüncü filmi de gayet iddialı, onu kaç kişinin izleyeceği de şimdiden merak konusu.
ÜÇÜN BİRİ BUNALIMDA
Recep İvedik filmleri hep bir arayış hikayesi oluyor, malum. Arayış sırasında Recep İvedik’i birtakım karikatürsel ortamlara oturtmak için. İlk filmde, cüzdanını bulduğu adamı aramak için Antalya’ya gidiyor, orada olmadık yerlere giriyordu. İkincisinde, iş aramak filmin önemli bir kısmını kapladı, sonra da hatun aramak.
Bunda da depresyona giriyor ve ondan kurtulmak için yollar arıyor. Konu bu... Önce mahallenin kadınları onu cinci hocaya götürüyor, arkadaş tavsiyesiyle ava çıkıyor, psikoloğa gidiyor; karateye, paintballa, kuaföre derken, bir kez daha Recep İvedik’in olmadık yerlere girip çıkması üstüne macerasını izlemeye başlıyoruz.
Üçüncü filmin ayırt edici bir yanı da, evinde, bir akrabasının kızının kalıyor olması. Recep İvedik yine de aseksüel, yani aralarında bir şeyler olmuyor tabii. Sonunda Recep’in sorununun yalnızlık olduğunun anlaşılmasıyla meseleyi bir yere getiriyorlar.
Böyle depresyona da yalnızlığa da can kurban. Bilmem kaç milyon kişi izleyecek, bir sürü para kazandıracak.
Züppeliğe isyanla, kıllı olanla dalga geçmenin birbirine karışması, en büyük Recep İvedik kafa karışıklığı, üçüncü filmde de baki. Bir de üçüncü filmde en çok yapılan şey, el hareketi.
RECEP VAR, RECEP VAR
Recep İvedik filmlerinin numarası hikayesi değil tabii, onun için bunu anlatmanın çok da bir anlamı yok. İlk iki film arasındaki kopukluk, bu filmde biraz aşılmış gibi; en azından büyükannenin bahsi var. Recep İvedik ise hem öyle hem böyle bir karakter olmayı sürdürüyor.
Recep İvedik filmleriyle ilgili iki uç yorum var. Bir tanesi, yapımcısının dediği gibi onun bir “halk kahramanı” olması. İkincisi de “Iyy, ayı gibi bir adamın nesine gülüyorlar, ben zaten hiç Recep İvedik izlemedim”... Recep İvedik bunların ikisi birden aslında, yani ikisi de değil. Çünkü, “kahramanlık” yaptığı yerler var, burjuvaya haddini bildirme kabilinden. Psikoloğun ücretinin pahalılığına ya da Nuri Bilge Ceylan sinemasının temposunun ağırlığına ilişkin, birçok kişinin gönülden katılabileceği yorumlar da yapıyor. Belki en çok alkışı hak edeni, eğitim sistemini eleştirdiği yerler. Ama diğer yandan, aynı Recep İvedik, dizüstü bilgisayarla sinek avlıyor, mütemadiyen hareket çekiyor, seviyesi en düşük komiklikleri yapıyor. Toplamda, mesele onun kahramanlığı değil, alay edilen malzemenin kendisi; kıllı, yıkanmayan, kaba bir adamdan ibaret. Arada yaptığı kendinden beklenmeyen çıkışlar ve espriler de işin ikramiyesi.
Recep İvedik’i seyreden, ne üstüne düşünüyor ne de tartışıyor. Sadece gülüyor zaten.
KİMSENİN TARTIŞTIĞI YOK YA, NEYSE
Espri düzeyinin toplamı hakkında yorum yapmak da güç, çünkü aslında farklı düzeylerde espriler var. Daha üstüne düşünülmüş şeyler de var, küfrederek güldürmeye çalışmak da...
Eskiden kötü espri yapana daha kötü davranırdık. Çıtanın düştüğünü en çok belli eden şey, Recep İvedik filmleri oldu. Eğer espri düzeyini en kötü ile tanımlamak gerekirse, espriler kötü. Ama işte, “kötüye tahammül” gücü artanlar için gülünecek malzeme, bu filmde belki daha da fazla.
Recep İvedik’teki bu çelişki, bir rastlantı, bir kaza değil; bizzat “başarı”nın nedeni. Başarı derken, çok sayıda izleyici çekmesi, izlenme rekorları kırması, etrafta Recep İvedik’i seven ve ona özenen insanların dolaşmasından söz ediyorum. Mesele, “hepimizin biraz Recep İvedik” olması değil; çünkü Recep İvedik’lik tanımını, sadece kabalık, hatta örneğin kıllılıkla da yapmak mümkün. Ama farklı Recepler, farklı izleyicilere hitap ediyor ve hikayenin zayıflığı, boşlukları, zaten bu seyircinin oraları doldurmasına olanak sağlıyor.
Züppelere, hatta sisteme haddini bildiren bir kahramana hâlâ ihtiyaç olduğuna göre Recep İvedik, üçüncü filmiyle de bu boşluğa oynayacak ve bilmem kaç milyon kişi tarafından izlenen bir “kahraman” olacak. Ancak halkı aşağılamayan; daha iyi, daha gerçek bir kahraman ortaya çıkarsa, Recep İvedik’i tartışmaya başlarız. Yoksa, güleceksek gülelim.

ÇAGDAŞ GÜNERBÜYÜK
ÖNCEKİ HABER

!f İstanbul: Film arası aktivizm

SONRAKİ HABER

Cannes Film Festivali'nde ödüller sahiplerini buldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa