13 Şubat 2010 05:00

Çay başında su nöbeti

Muğla’nın Köyceğiz ilçesi Beyobası beldesini geçip Yuvarlakçay Nehri kenarında uzanan yolu izlerseniz küçük bir tepenin üzerinde “Akfen anıt ağaç mezarlığına hoş geldiniz” pankartını görürsünüz.

Paylaş

Muğla’nın Köyceğiz ilçesi Beyobası beldesini geçip Yuvarlakçay Nehri kenarında uzanan yolu izlerseniz küçük bir tepenin üzerinde “Akfen anıt ağaç mezarlığına hoş geldiniz” pankartını görürsünüz. “Suyumuzu vermeyeceğiz”, “Ağaçlarımız katledilmesin”, “Anıt ağaçlara kıymayın” gibi iletiler bulunan yazılar, yörede iki aydır süren önemli bir direnişin izleri aslında…
Beyobası beldesine bağlı Pınarköy yakınlarından çıkan Yuvarlakçay üzerinde kurulmak istenen Hidro Elektrik Santrali (HES) yöre insanını ayağa kaldırmış durumda. Yuvarlakçay üzerinde HES yapılacağından kendilerine tebliğ edilen kamulaştırma kararları ile haberdar olan köylüler, olayın ciddiyetini ise bir gecede bine yakın ağacın kesilmesi ile anlamışlar. Ağaç kesiminin ertesi günü Yuvarlakçay’ın çıktığı gözelerin yakınlarına çadırlarını kuran köylüler o günden bu yana gece gündüz çadırlarda nöbet bekliyorlar.
BÖLGENİN CAN DAMARI
HES’e karşı kurulan Yuvarlakçay’ı Koruma Platformu Sözcüsü Murat Demirci, köylülerin kesilen ağaçları vermek istememesini iki nedene bağlıyor. “Köylülerin yıllardır mesire yeri burası. Duygusal bir bağları var. İkincisi bu ağaçların alınmasından sonraki adımın şirketin bölgeye gelmesi olacağını düşünüyorlar” Yuvarlakçay’ın bölgenin can damarı olduğunu söyleyen Demirci, köylülerin sularını ve ağaçlarını korumak için direndiklerini söyledi. HES’in yapımı gerçekleşirse Yuvarlakçay’da can suyu dışında suyun akmayacağını aktaran Demirci kesilen yüzlerce ağacı göstererek, “Projede daha bir tane bile çivi çakılmamış olmasına rağmen manzarayı görüyorsunuz. Ağaç üzerinde bu kadar çok durmamızın en önemli nedeni olayın görünen kısmının şu an için bu olmasıdır.” dedi.
SIĞLA AĞAÇLARI KURUYACAK
Yuvarlakçay kıyısında kesilen ağaçların arasında 10 kadar “anıt ağaç” olarak tescillenmiş 300-400 yıllık çınarlar da bulunmakta. Bu anıt ağaçların çürük olduğu yönündeki resmi yazılar inandırıcı bulunmuyor. Platform üyeleri bu resmi raporlara güvenmediklerini “Her ne hikmetse tam santralin yapılacağı yerdeki ağaçlar çürük, diğerleri sağlammış!” sözleriyle dile getiriyorlar. Bölgede kızılçam ve çınarların dışında koruma altına alınmış Sığla (Günlük) ağaçları da bulunmakta. Demirci Yuvarlakçay’ın suyunun HES’ne akıtılması durumunda bu Sığla ağaçlarının kuruyacağını belirterek, “Dünya üzerinde 65 milyon yıldır var olan, her türlü badireleri atlatan Sığla ağaçları bu HES’ten kurtulamayacak gibi” diye konuşuyor.
ORTAK PAYDAMIZ SU
Köylülerin direnişine iktidar yetkililerinin “siyasi şov” dediklerini kaydeden Demirci, “Burada ortak payda siyasi şov değil, su. Halk istemiyor, yerel yöneticiler istemiyor, kanunlar buna izin vermiyor da burada hâlâ bu işin peşi bırakılmıyorsa, demek ki buraların gücü bu işe yetmiyor. Bu gücün yetmediği bir ortamda da nasıl demokrasiden bahsedilir onu da anlayamıyoruz.” Diye konuştu. HES’ten 3.4 MW elektrik enerjisi üretileceği söylevinin de gerçeği yansıtmadığını aktaran Demirci, yapılan hesapların buradan üretilecek elektriğin en fazla 1 MW olabileceğini ortaya koyduğunu dile getirdi.
KARADENİZLİLER BİZE ÖRNEK OLUYOR
Yöre köylüleri ve yerel yöneticiler Yuvarlakçay üzerinde kurulacak HES’in elektrik üretiminden çok çayın suyunu satma amacını taşıdığını düşünüyorlar. Yakın zamanlarda bu suyun şişelenip satılması için yapılan başvurular da bunu doğrular nitelikte.
HES’e karşı verilen mücadelenin hukuki boyutunu yürüten Av. Berna Babaoğlu Ulutaş 500 kadar köylünün verdiği vekaletle çeşitli davalar açtıklarını belirterek, yapılmak istenen HES’in hukuki olarak birçok aykırılıklarının olduğunu dile getirdi. İl Genel Meclisinde yapılan oylamada oybirliği ile HES’in yapılmaması kararının çıktığını hatırlatan Ulutaş, “Karadenizdeki çevrecilerin hukuk mücadeleleri bize örnek oluyor. Bu yüzden hukuki mücadeleyi kazanacağımızı düşünüyoruz” diyor.
(Köyceğiz/EVRENSEL)

IŞIKSIZ DURURUZ AMA SUSUZ ASLA DURAMAYIZ

Durkadın Yorulmaz: (Pınarköy): Valimizi buraya davet etmemize rağmen valimiz gelmedi. Onun yerine üç dört araba askeri tim geldi. Biz köylü olarak karşı çıktık, çıkmaya da devam edeceğiz. Kanımızın son damlasına kadar da savaşmaya hazırız, biz burayı vermeyeceğiz. Işıksız dururuz ama susuz asla duramayız. Bizim çocuklarımızın da geleceği buraya bağlı.
Teslime Aslan (Pınarköy): Biz suyumuza sahip çıkıyoruz, santrale kesinlikle karşıyız. Bu su yazın bize yetmiyor zaten. İki ay oldu buraya geleli. Gece gündüz buradayız.
Dilara Demirel: (Beyobası): Jandarma komutanı sen ne sıfatla konuşuyorsun diye sordu bana. Ben vatandaş olarak konuştuğumu söyledim. İnsanları kışkırttığımı söyledi. İl Genel Meclisi’nde AKP’li üyeler resmen santrali yapacak olan Afken şirketine taraf olduklarını gösterdiler. Bize kışkırtılıyorsunuz, tamamen siyaset yapıyorsunuz diyorlar. Bizim buranın geçim kaynağı toprak ve su.
Besim Özbek (Beyobası Belediye Başkanı): 55 gündür burada bir dram yaşanıyor. Burada ciddi bir sorun var. İnsanların özel yaşamı kalmadı. Devlet eliyle bu projeden acilen vazgeçilmesi gerekiyor. TEKEL işçilerinin yaşadığı durum burada da söz konusu. Onlar hak arayışı içerisinde, bizim halkımız da sularının hakkını arıyor. Sonuçta halkın galip geleciğine inanıyorum. Buradaki insanlar canımızı veririz suyumuzu vermeyiz diyorlar. Yerel yöneticiler olarak halkımızla beraber olmak durumundayız.
Perihan Belkıran: Yüksek tansiyondan yattım 40 gün. Suyumuza sahip çıkmak için buradayım. Biz suyumuzun savaşını yapıyoruz.
Nurşen Yıldırım: Suyumuz için ölmeye bile razıyız. Kimseye suyumuzu vermek istemiyoruz, kimse buna cesaret etmesin.
Suna Taşkın: Biz elektriğe ihtiyacımız yok, suya ihtiyacımız var. Santrali istemiyoruz.
Durkadın Dağdelen: Her şeyimizi bu suya borçluyuz. Biz suyumuzu vermeyiz. Bizi öldürsünler de alsınlar.
Döndü Üstüntaş: Gece gündüz burada kalıyoruz. Malı maşatı her şeyi bıraktık. Suyumuz için buradayız. Soğuğu sıcağı hissetmiyoruz. Evimizdeyken sık sık hasta olurduk. Burada ne hastalık kaldı ne bir şey. 60 yaşındayım, çelik gibi oldum burada su bekler iken. Bir yıl olsa da bekleriz burada.
Cansu Taşkın: 15 tatilimi burada geçiriyorum. Test çözüyoruz, kitap getiriyoruz nöbet tutarak burada okuyoruz. Babannemler gece burada yatıyor. Onu da özüyoruz. Bence amacımıza ulaşacağız. Boşuna uğraşmasınlar, çünkü köylü direniyor.
Teslime Sivrikaya (Pınarköy): İlkokul 5. sınıfa gidiyorum. Annemlerin yanına geliyorum. Ağaçlarımızı korumak için buradayız.
Hüseyin Tilki: Emekli Edebiyat Öğretmeniyim. Beyobasında yaşıyorum. Bulunduğumuz yerin adı Topgözü. Yıllar önce bu çayın kuruduğu, hiç akmadığı söyleniyor. Ben yetkililere soruyorum. Bu suyun geri gitme olasılığı var mı. Bunrada bir araştırma yapılmış mı? Bu sudan yararlanan 6 köy, 14 bin nüfus var.

Özer Akdemir
ÖNCEKİ HABER

7 gün saat 24’e kadar katkı payı alınır!

SONRAKİ HABER

Bursa Demokrasi Güçleri ulaşım zammını ve YSK kararını protesto etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa