SADEDE GELELİM

  • Meslek liselerinde okuyan öğrencilerin aile sosyoekonomik verileri ile ‘düz’ tabir edilen liselerde okuyan öğrencilerin aile sosyoekonomik verileri araştırılıp ortaya dökülse...


    Meslek liselerinde okuyan öğrencilerin aile sosyoekonomik verileri ile ‘düz’ tabir edilen liselerde okuyan öğrencilerin aile sosyoekonomik verileri araştırılıp ortaya dökülse, katsayı kavgasının sınıfsal boyutu cascavlak görülebilirdi. İstatistiksiz de biliyoruz ki meslek liselerinde okuyan öğrencilerin büyük çoğunluğu emekçi aile çocuklarıdır; burjuva sınıfının çocukları ise düz liselerde (çoğunlukla özel düz liselerde) orta öğretim görmektedir. Düz liselerde emekçi çocukları da okumaktadır. Meslek liselerinde okuyan öğrencilere üniversite giriş sınavında başka bir mesleğe yönelmek istediklerinde puan zorlukları çıkarmak, üniversiteye girişte meslek lise mezunu emekçi çocuklarının düz lise mezunlarına (bu meyanda burjuva çocuklarına) karşı rekabet etmesini zorlaştırmaktadır. Üniversite giriş sınavında öğrencilere puan hesaplamada katsayı üzerinde dönen ihtilaf, büyük ölçüde kamunun sunduğu üniversite tahsil hizmetini paylaşma ihtilafıdır.
    Pedagojik açıdan, liseye 14-15 yaşında kaydolan öğrenciyi kaydolduğu liseye göre hayatta uzmanlaşmaya zorlamanın hiçbir gerekçesi olamaz. Öğrencilerin birçoğu hayatta ne okumak, ne ile meşgul olmak istediklerini üniversite sıralarında anlamaya başlıyor. 14-15 yaşında iken, çok ahvalde ailelerin müdahalesiyle yapılan lise seçimi nasıl zoraki uzmanlaşmaya, meslek seçimine dayanak olabilir? Farklı katsayı politikası akla mantığa sığmaz.
    Üniversiteye kaydolma hakkı neden sınavla belirleniyor? Sınav bilgi ve yetenek ölçüyor ise, sınavda aynı bilgiyi ve yeteneği gösteren öğrencilere neden eşit hak tanınmıyor?
    Ne yazık ki farklı katsayı uygulamasına karşı çıkan çevreler (başta AKP iktidarı), öğrenimde eşitlik sağlamak için karşı çıkmıyor. Çünkü bu konuda eşitliği savunur gibi görünürken başka birçok politikalarıyla eşitsizliği derinleştiriyorlar. Üniversite sınavına giren öğrenciler arasında liseye göre katsayı farkı uygulanmasa dahi, öğrencilerin öğrenim imkânında muazzam eşitsizlik ortadan kalkmaz. AKP iktidarının özelleştirilen Tekel fabrikalarındaki işçilerine dayattığı 4-C statüsünü işçiler kabul etse, bu statü işçilerin çocuklarını okutmasını maddî yönden zorlaştıracaktır. (Bunu işçiler söylüyor.)
    AKP iktidarının belirlediği asgari ücretle çalışan insanlar, velev ki karı koca çalışsa, bir çocuğu dershaneye gönderebilir mi? Diyelim ki böyle iki bordro ile asgari ücretle geçinmeye çalışan karı kocanın çocuğu dershaneye gitmeden bir üniversitede okuma hakkı kazandı; bu aile çocuğunu başka bir şehirde üniversitede nasıl okutabilir?
    Mevcut sosyo-ekonomik sistem (kapitalizm) ve onu yöneten devlet, 1980li yıllardan beri emekçi çocuklarının öğrenim görme, bireysel ‘sınıf atlama’ imkânlarını ceste ceste daraltmaktadır. YÖK ike yargı arasında katsayı konusunda karşılıklı hamleler, sistemin bütünlüğü içinde, emekçi çocuklarının tahsil görmesine sadece bir tanecik engel üzerinde dönmektedir. Ama bu karşılıklı hamleler, okumaya hevesli başarılı meslek lise öğrencilerine ve ailelerine manevî eziyet teşkil etmektedir.
    Burjuva sınıfının iktidarları sosyal ve iktisadî politikaları ile, üniversite sistemine yönelik (harç vs.) politikası ile emekçi çocuklarının okutma imkânlarını daralttıkça daraltmaktadır. Toplum olarak zamanla daha da katı hâle gelen, geçiş imkânları iyice azalan sınıflı bir yapıya doğru evriliyoruz. Burjuva sınıf hiziplerinin meslek lise öğrencilerinin ve imam hatip lise öğrencilerinin kaderi üzerindeki itişmesi nereye varırsa varsın, sosyal adalette ve öğrenim imkânlarında uçurumların büyüdüğü bir topluma dönüşüyoruz. Bütün insanî değerler adına bu adaletsiz evrimi durdurup, mutlak eşitliği hedef alan başka bir toplumsal evrimi başlatmak için mücadele etmek lazımdır.
    CEM SOMEL
    www.evrensel.net