14 Şubat 2010 00:00

NOT

İç ve dış dinamiklerin koşulladığı geleneksel statükoda “restorasyon” ihtiyacına yanıt verme misyonuyla işbaşına gelen AKP iktidarı giderek sıkışıyor.

Paylaş

İç ve dış dinamiklerin koşulladığı geleneksel statükoda “restorasyon” ihtiyacına yanıt verme misyonuyla işbaşına gelen AKP iktidarı giderek sıkışıyor.
Ülkenin bütün sorunlu siyasal-toplumsal alanlarına el atarak yarattığı ‘çözüm arayıcı’ imajının biriktirdikleri hızla tükeniyor.
Bu hamlelerinde, AKP’nin elinde, sorunları gerçekten çözmeden sadece “çözmeye çalışan” görüntüsüyle yetinmesinin temel nedeni ise çok açık aslında. Önünde duran ve kendisine endeksli liberallerce “statükoyla radikal hesaplaşma” diye beklentiler yaratılan ‘reform rezervi’, hiç de öyle “hesaplaşma” ölçeğinde değildi. Sistemin, günün koşullarına uyarlanarak aşınmışlıklarını törpüleme ihtiyacına dönük pansuman rötuşlardı sözkonusu olan.
Kurumlar arasında “uyum içerisinde çatışma” diye tanımlayabileceğimiz bir süreci de içeren bu kısmi ‘tadilat’, AKP’ye, imaj rantiyerliğinden kazandırabildi ancak. Bu da az sayılmazdı gerçi, ama neylersin ki, imaj ilelebet karın doyurmuyor işte!
Yıllardır hükümette olan AKP’nin, sık sık “mağdur bir muhalif parti” konumunda değerlendirilmek istemesi de bu “cilalı imaj dönemi”nin rantçılığına alışmışlığındandır. Ülkenin toplumsal-siyasal sorunları tam da “AKP’ci sivilcilik” ile “Ergenekoncu militarizm” arasındaki dar eksene sıkıştırıldığı içindir ki, “muhalefet” denilen şey de bu alana tıkıştırılmaktadır. Böyle olduğu içindir ki, hükümetteki AKP, bu dar alanda bolca “muhalefetçilik” oynayabilmiştir.
Karşısında CHP-MHP gibi zır-zop statükocular olması ise AKP hükümetinin bu “devlete muhalefet” imajını güçlendiren en önemli etkendi hiç kuşkusuz.
İşte ‘muhalefet’ denilen siyasal faaliyet, sistem ve iktidar güçlerinin kendi özel hesap ve ilişkileriyle sınırlı bu dar denklemin dışında tezahür ettiğinde, AKP’nin nasırına basılmış olması bundandır. Muhalefeti, AKP ile (bugün ‘sevgililer günü’ne birlikte girdikleri!) liberal çevresinin tarif ettiği sınırların dışında aramak, oyunbozanlık sayılmakta; açıkça “statükoculuk”, ya da “Ergenekonculara alet olmakla” itham edilebilmektedir.
Gerçek muhalefeti yasaklayan ve yine aslında “muhalefetsizlik” öngören bir yaklaşımdır bu.
Seçimler yaklaşırken AKP’nin kullanacağı en temel strateji de böyle şekillenmektedir.
Örneğin, “Asit kuyularını ne çabuk unuttunuz, şimdi kelepçeyi mi sorguluyorsunuz!” diye Kürde çıkışan Tarım Bakanı Diyarbakır’lı Mehdi efendinin ifade ettiği tam da buydu işte:
‘Asit kuyusu’ ile ‘kelepçe’ arasında bir demokrasiye razı edilecek olan Kürdün, AKP dışında ayrı bir muhalif adres olmasına da ihtiyaç kalmayacaktır zaten!
“Mevcut duruma razı ol” dayatması, o başdöndürücü liberal değişimciliğin nasıl zıddına dönüştüğünü de gösteriyor aslında.
Liberalin dili, gerçek muhalefeti gördüğünde hemen statükocunun diline dönüşüveriyor:
“CHP-MHP mi gelsin… Darbe mi özlediniz yoksa… Ergenekoncuları unutmayın ha…Var olanla yetinin!...”
Tam da, kendisini pazarlarken, sistem dışı muhalefetin zeminini korkuyla iptal ettirmeye çalışan bir statükocu dilden, AKP’ciliğin pazarlama argümanları bunlar…
Daha kötüsünü hatırlatarak korkutmak ve ‘var olan’a razı etmek!
Tıpkı, 62 gündür, emekçi sınıflar cephesinin “sinir ucu” mevzisinde şimdiden tarihselleşen bir direniş destanı yazan Tekel işçisine yapılmak istendiği gibi:
Milyonlarca işsiz kapıda bekliyor, 4-C’ye razı ol!
Yine aynı aşağılık denklem…
İşçileri açlığa, güvencesizliğe ve de örgütsüzlüğe razı etmek için işsizlik korkusuyla ve işsizlerle tehdit etmek!
En taviz vermez haliyle kendisini gösteren vahşi kapitalist bir patron dilinden hem de…
AKP’nin gerçek yüzü de budur işte.
Onu sıkıştıran gerçek muhalefet alanlarında çırılçıplak ortaya çıkarak ‘varolana’ mahküm etmeye zorlayan liberal-statükoculuğu budur.
Tekel işçisine 4-C’yi, Kürde kelepçeyi dayatan (ve yine, örgütlü kesimlerinin irade ve taleplerini hiçe sayarak kendince Aleviliği tanımlayan ve bu tanım üzerinden Alevileri “tanımaya” hazırlanan) bu pervasızlık, AKP’nin sıkışmışlığının da resmidir…
Muhalifçilik oyununun sonu gelmiştir…
VEDAT İLBEYOĞLU
ÖNCEKİ HABER

İHD, hukuksuzluğu dünya gündemine taşıyacak

SONRAKİ HABER

Mansur Yavaş'ın istifa çağrısı yaptığı Halk Ekmek Genel Müdürü istifa etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa