BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • AKP Hükümeti; ekonomi, siyaset, diplomasi, ...alanlarında, Türkiye’nin başlıca sorunlarını çözme iddiası üstünden prim yapmada, yolun sonuna gelmiş görünüyor.


    AKP Hükümeti; ekonomi, siyaset, diplomasi, ...alanlarında, Türkiye’nin başlıca sorunlarını çözme iddiası üstünden prim yapmada, yolun sonuna gelmiş görünüyor.
    AKP Hükümeti, özellikle 2009 yılında; Kürt sorunu, Aleviler, laisizm ve inanç özgürlüğü sorunu, Kıbrıs sorunu, Emeni sorunu, AB ile ilişkiler, Ergenekon davası, faili meçhuller, ...gibi başlıca konuları sorun olmaktan çıkaracağını ilan etmişti.
    2009 bitti; şimdi 2010’un başındayız ama bütün bu konularda geçen yıla göre çözümden daha uzak olunduğu konusunda; hükümetin her söylediğinde keramet keşfeden aptal liberal takımı ve yandaş basını bir yana bırakırsak herkes hem fikirdir.
    Şöyle bir bakalım tabloya:
    * Geçen yılın martında büyük iddialarla ve “85 yıldır cumhuriyetin çözemediği sorunu çözeceğiz” diye yola çıkan AKP, bugün Türkiye Kürtlerini dışlayan ve Kürt sorununun çözümünü ABD’nin Ortadoğu stratejisine bağlayan, dolayısıyla da sorunun demokratik çözüm imkanlarını heba eden bir noktaya gelmiştir.
    * Laisizm, Alevilerin inanç özgürlüğü sorununda da iki-üç yıldan beri sorun etrafında dolaşan AKP Hükümeti, Alevilerin Aleviliğini beğenmeyip onlara yeni bir Alevilik tarif etmeye uğraşmaktadır. Şimdi gelinen yer, başlıca Alevi kesimlerinin dışlandığı bir “Alevlik çözümü”, yani “çözümsüzlük hali”dir.
    * Ermeni sorununda geçen yıl bu vakitler başlayan “Ermeni açılımı” da yeniden Ermenilerle ve Ermenistan’la atışmaya dönüşmüştür. Ve 24 Nisan’a doğru daha da gerilimli bir safhaya gireceğini şimdiden söyleyebiliriz.
    * AB sorunu, eninde sonunda geleceği yere gelmiş, Kıbrıs sorunuyla birleşmiştir. Ve Başbakan Erdoğan, “bayramlık ağzını” açmış; “Bu Avrupalılar kör mü ki bizim gayretlerimizi görmüyorlar” diyerek, sorunun boyutunu tarif etmiştir. Ve öyle anlaşılmaktadır ki; Kıbrıs sorunu üstünden hareket etmek AB’nin de işine gelen ve askerleri ve MHP-CHP gibi odakları da hükümetle çarpıştıracak bir sorundur.
    * Ergenekon davası, giderek sadece çizmeyi aşarken yüzüne gözüne bulaştıranlarla, AKP’ye karşı olan odakların yargılandığı ama gerçek darbecilerin, kontrgerillanın görmezden gelindiği bir davaya dönüşmüştür. Bu yüzden de AKP Hükümeti, en iddialı olduğu alanda traji-komik suikast planlarıyla, komplo teorileriyle kamuoyunu oyalayan bir konuma sürüklenmiştir. Öyle ki sonunda bu komplo paranoyası, TEKEL işçilerinin bile bu hükümete yönelik komplonun bir parçası olduğu iddiasına kadar varmıştır. Faili meçhul cinayet kurbanların aileleri de ellerinde kanlı gömleklerle Meclis kapısına dayanmıştır.
    * İslam dünyası ile ilişkilerde “cicim ayları” bitmiş; İran-ABD (AB, Rusya da var) çatışmasının geldiği boyut Türkiye’yi de yeni bir tutum almaya zorlamaktadır. Ve artık ABD, İsrail ya da batılılar karşısında “İslam koruyuculuğu” yaparak ABD stratejisiyle birleşmede hükümetin çok zorlanacağı bir döneme gelinmiştir.
    * Ekonomik politikalarda kimi göstergeler üstünden oyalama döneminde de sona yaklaşılmıştır. Halk, izlenen politikaların sadece bankaları, rantiyeyi ve en büyük sermaye çevrelerini tatmin etmeye yönelik olduğunu fark etmeye başlamıştır. TEKEL işçilerinin mücadelesi gerçekleri, kimin emek dostu, kimin düşmanı olduğunu göstermiştir. Dolayısıyla hükümetin emekçiler karşısında cilası dökülmüştür. Dahası memur, işçi her kesimden emekçilerin hakları için mücadelede yeni bir yol açılmıştır.
    AKP Hükümeti’ni sürüklendiği bu ayağının altındaki toprağın hızla kaydığı zeminden bir tek askerlerle cebelleşiyor görünmesi, “mağdur rolü” oynaması kurtarabilir. (8 yıldır iktidarda ama hala mağdur!) Ancak öyle anlaşılmaktadır ki; askerler de bunun farkındadır ve “Devlete ve hukuka saygımız var ama bunun da bir sınırı var. Sınır aşılırsa, elimizde çok dosya var, bildiklerimizi halkla paylaşmaya başlayacağız” diyerek, onlar da AKP’yi tehdit etmeye başlamışlardır.
    Belki burada AKP’ye kan ve can veren etkenlerden birisi de CHP ve MHP muhalefetidir. Ama buradan alacağı desteğin de AKP’yi bulunduğu “eğik düzlem”den kurtarması çok zordur.
    Bu tablo, AKP ve arkasındaki güçler için çok sıkıntılı bir tabloyken, emek ve demokrasi güçleri açısından ise; hem sermayenin saldırılarının püskürtülmesi hem de demokrasi mücadelesinin ayakları üstünde dikilmesi için sayısız fırsatlar sunmaktadır.
    Eğer ki kullanılabilirse!
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.