YEDİ İKLİM DÖRT BUCAK

YEDİ İKLİM DÖRT BUCAK

  • Geçen hafta uluslararası ilişkilerin gündemi önemli bir viraj aldı. Üst üste birkaç toplantıda ele alınan Afganistan sorunu hakkındaki tartışmalar NATO boyutunda devam ederken, iç olaylar dolayısıyla İran öne çıktı.


    Geçen hafta uluslararası ilişkilerin gündemi önemli bir viraj aldı. Üst üste birkaç toplantıda ele alınan Afganistan sorunu hakkındaki tartışmalar NATO boyutunda devam ederken, iç olaylar dolayısıyla İran öne çıktı. İran Devrimi’nin yıl dönümünde yapılan resmi ve muhalif gösteriler ve muhaliflere yapılan polis-besiç müdahalesi, İran’ın düşmanlarında yeni umutlar doğurdu. Başlıca Amerikan propaganda merkezleri ve “düşünce-strateji” kuruluşları, yeni İran senaryoları üretmeye koyuldular.
    Kuşkusuz, bu yenilenen “Soğuk Savaş” saldırısında, Ahmedinecad’ın nükleer çalışmalar konusundaki açıklamaları da önemli rol oynadı. Ahmedinecad’ın, İran’ın nükleer silah üretimindeki son aşamaya gelindiğini ima eden açıklamaları, Batı’da patlamaya hazır bir bomba etkisi yarattı.
    Aynı anda, uzun süredir sessizliğe bürünmüş olan muhalif sokak hareketi yeniden başladı.
    1997’de Hatemi’yle başlayan “reformcu” hareket, seçimlerde beklenmedik bir yenilgiye uğramış ve önemli iç tartışmalara dönmüştü. Hatemi hareketinin, uluslararası sermaye çevreleriyle ve İran petrolü üzerinde hesapları bulunan Avrupa sermayesi ile ilişkileri, reformcu cephe içinde esasen var olan çelişkileri kuşkulu ve güvensiz bir birlik haline getirmişti. Özellikle 2000’li yıllarda, Bush’un muhalefet hareketini desteklediği yönündeki açıklaması, sokak hareketlerinin durdurulmasına yol açmıştı. Çünkü açıkça, İran’da muhalefet hareketinin ana kitlesini oluşturan yığınlar, Amerika ile iş birliği içinde olmaktan ya da görünmekten kesinlikle uzak durmakta kararlıydı. Üstelik iktidar güçleri, muhalefet hareketini tümüyle bir dış müdahale biçiminde göstermeye yönelik propagandaya hız vermişken, sokakta güç toplamak imkanı kalmıyordu.
    Ezilen kitlelerin Ayetullah Humeyni’nin sosyal reformlar zamanında elde ettikleri kazanımlar (parasız eğitim ve sağlık, konut sorununun çözümünde atılan ciddi adımlar, yoksulluk ve işsizlik yardımı vb.) gün geçtikçe tırpanlanırken, muhalefet hareketi bu konuya hiç eğilmedi. Kadın hakları, siyasal özgürlükler, insan hakları ihlalleri gibi “yüksek düzey” sorunlara ağırlık veren bir muhalefetin başarılı olamayacağı, son on yılda görüldü. Bununla birlikte, muhalif hareket içindeki özelleştirmeci ve Batı sermayesiyle bütünleşme eğilimindeki güçler, muhalefetin toplumsal hak ve özgürlükler temelinde yükselmesinin önünde de engel teşkil ediyorlar.
    Bugün halk arasında hâlâ büyük bir sevgiyle anılan Musaddık hareketinin sempatizanları, daha çok Ahmedinecad taraftarları arasında bulunuyor. 1951’de Musaddık önderliğinde iktidara gelen Ulusal Cephe, bir dizi kamulaştırmaya girişmiş ve şahın görevlerine sınırlamalar getirerek toprak reformunu kapsayan bir kararname imzalamıştı. Ulusal Cephe hükümeti, 1953’te CIA destekli bir darbeyle devrildi. Başbakan Musaddık idam edildi.
    Halkın hafızasında derin izler bırakan bu acı tecrübe, bugün de yığınların gerçek taleplerinin ne olduğu yolunda bir işaret vermektedir.
    İran’ın, büyük bir bölgesel güç haline gelmesini önlemek, kuşkusuz emperyalistlerin önemli hedeflerinden birisidir. Ve bu yüzden, nükleer teknolojideki gelişmeler dahil, İran’ın kendi içinde ileriye doğru attığı her adımı engellemek için ellerinden geleni yapmaktadırlar.
    Bugün gelinen noktada, İran’ı, önce Afganistan ve Irak üzerinden kuşatmak, ikinci olarak da her türlü imkanı kullanarak iç karışıklığa sürüklemek, emperyalist planın iki ana dayanağıdır.
    İran’da özgürlüklerin elde edilmesi mücadelesi, emperyalizme karşı mücadeleden ayrılamaz ve bu birliği sağlayabilecek tek yol, halk yığınlarının gerçek taleplerini temel alan ve halkın esasen sahip olduğu büyük anti-emperyalist duyguyla birleşen bir yol izlemektir.
    Şu andaki muhalefet hareketi, daha çok “Kuzey Tahran” denilen petrol komisyoncularının ve zenginlerin oturduğu mahallelere dayanan bir nitelik göstermektedir ve halkın büyük çoğunluğunun desteğini sağlamak bakımından, en azından bu özelliği dolayısıyla uzaktır.
    AYDIN ÇUBUKÇU
    www.evrensel.net