Dört Aile, Bir hane, bir de söyleşi

Dört Aile, Bir hane, bir de söyleşi

“Anadolu’da resmi dil Türkçe dışında onlarca dil konuşuluyor. Dört farklı dil ailesine ait bu diller tek bir hanede yani Anadolu’da ikamet ediyor.


“Anadolu’da resmi dil Türkçe dışında onlarca dil konuşuluyor. Dört farklı dil ailesine ait bu diller tek bir hanede yani Anadolu’da ikamet ediyor. Bu dillerin bir kısmı bu coğrafyanın bir parçası haline gelmişken, bir kısmı göçlerle buraya kadar taşınmış. Bir kısmı geniş kitleler tarafından konuşulurken, bir kısmı sadece bir iki köyde kalmış. Bir kısmı yeni nesillere aktarılmıyor ya da aktarılamıyor.”
Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği (Çevbir), ortak bir dil işlevi gören Türkçenin dışında Anadolu’da şu anda konuşulmakta olan dillerin tarihlerini, hikayelerini öğrenmek için, insanın anadiliyle ilişkisini, bazen çok mahrem ve vazgeçilmez olan bu ilişkiyi anlamak için bir söyleşi dizisi düzenliyor. Dizinin ismi ise; Anadolu Dilleri, Dört aile bir hane.
Bilmedikleri bir dilin yabancılığını aşmanın, onu kullananları ötekileştirmeden bu zenginliği ve çeşitliliği yaşatmanın önemine inanan çevirmenler en iyi çevirilerin insanların kendi anadiline yaptıkları çeviriler olduğunu söylüyor. Çevbir, “Anadilimizin içinde o kadar rahat ve mutluyuz ki anadili konuşamamanın, kullanamamanın, onunla bir şeyler üretememenin ne büyük bir eksiklik olduğunu derinden hissediyoruz. Kaybolan diller için üzülüyoruz çünkü her dilde bambaşka durumları anlatan bambaşka kelimeler olduğunu, tercüme edilemeyen ifadeler olduğunu, dil olmayınca kültürün de en önemli taşıyıcısını kaybettiğini biliyoruz.” Diyor. Bu ülkede yaşayan insanların anadilleriyle ilişkilerini merak ettiklerini söyleyen çevirmenler; “Dil belli bir mekana, bir yere mi aittir, başka yerde ölür mü, yaşarsa nasıl yaşar, coğrafyaya ne ölçüde bağlıdır” sorularının yanıtlarını; “Dört Aile Bir Hane” söyleşi dizisinde bulmak istiyor.
DİLİN İÇİNDE YAŞAMAK
“İnsan olmak bir dil sahibi olmak, bir dilin içinde yaşamak demek. Belli bir yaşa kadar dil öğretilmeyen çocukların beyinlerinin gelişmediğini ve daha sonra ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın dil öğrenemediklerini biliyoruz. Bazı kelimeleri söylerken ya da duyduğumuzda, bir şiire ya da şarkıya kulak kabarttığımızda, çok sevdiğimiz bir yazarı okuduğumuzda, aileden biri başka kimselerin kullanmadığı bir kelime söylediğinde duyduğumuz hazzı biliyoruz.”
“Dört aile bir hane” söyleşilerinde konuşmacılar dilleriyle ilgili şahsi deneyimleri; büyüklerinden dinledikleri masalların, kolektif acı ve sevinçleri dışa vuran şarkıların kendilerindeki izlerini, kendilerinin ve parçası oldukları dil topluluklarının anadilleriyle ilişkilerini nasıl gördüklerini ve yaşadıklarını anlatacak. Bu dillerin tarihleri ve günümüzdeki durumları, birbirleriyle ve Türkçeyle alışverişleri, sözlü ve yazılı mirasları, edebiyatları hakkında bilgilendirecekler.
Konuşabilen, yazabilen, kelimeler üzerinden düşünebilen bir varlık olmanın ne manaya geldiğini biraz düşünmek istediklerini aktaran çevirmenler; “Hem pek çok güzelliğin ve hazzın, hem de şiddetin, milliyetçiliğin, ayrımcılığın taşıyıcısı olan dilin, aydınlık ve karanlık taraflarını görmeye çalışmak istiyoruz. Bu tanıma ve anlama gayretinde hepinizi bize katılmaya davet ediyoruz.”
Söyleşi dizisi sonunda, katılımcıların anadillerinde, kendi alfabeleriyle yazılmış birer öykü ya da masalın Türkçe çevirileriyle birlikte yer alacağı bir kitap oluşturmak tasarlanıyor. Ayrıca bu öykülerin kendi dillerinde okunmasından oluşan bir de CD’yi, mümkünse bilgilendirici görsel malzemeyle birlikte bu kitaba eklemek niyetindeler
İLK SÖYLEŞİ 20 ŞUBATTA
Dört hane, bir ev: Anadolu Dilleri isimli söyleşi dizisi 5 oturum sürecek. İlk oturum 20 Şubatta gerçekleşirken, ardından 6 ve 20 Mart, 3 ve 17Nisan’da sürecek. 20 Şubattaki ilk söyleşinin başlığı “Dil, mülklerin en tehlikelisi…” başlığını taşıyor. Tuncay Birken’in moderatorlüğünde sürecek söyleşiye Oruç Aruoba; “Dil varlığın evi”yse “İnsan [da] varlığın çobanı”ysa, o zaman...”, Metis Yayınları editörü Savaş Kılıç; “Dil Bizim Nemiz Olur?”, Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Bülent Bilmez; “Dilinizi Söyleyin Size Kim Olduğunuzu Söyleyeyim: Türkiye Dilleri ve Kimlikleri”, Uluslararası Azınlık Hakları Grubu, Türkiye/Kıbrıs Koordinatörü Nurcan Kaya; “Anadil ve İnsan Hakkı: Türkiye’de Mevzuat ve Uygulama”, Yazar Ayşegül Devecioğlu ise “Tütün Tabakasında ve Saç Örgüsündedir” başlıklı sunumlarla katılacak.
Diğer söyleşilerin başlıklarıysa şöyle; 6 Mart 2010 – Kafkaslar Kaf Dağının Ardında... Değil, 20 Mart 2010 – Babil Kulesinde Dört Komşu, 3 Nisan 2010 – Balkanlardan Sadece Soğuk Hava... Gelmez, 17 Nisan 2010 – Ebruli Bahçe. Söyleşiler Saat: 14.00–18.00 arası TMMOB Makine Mühendisleri Odası’nda gerçekleşecek.
(KÜLTÜR SERVİSİ)
Adres: Katip Mustafa Çelebi Mah. İpek Sokak 9/2 Beyoğlu


www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.