Eczacı ‘takip edilen’ ilaçları satmıyor

Eczacı ‘takip edilen’ ilaçları satmıyor

Ocak ayında yürürlüğe gireceği açıklanan İlaç Takip Sistemi henüz uygulamaya konulamadı.


Ocak ayında yürürlüğe gireceği açıklanan İlaç Takip Sistemi henüz uygulamaya konulamadı. İlaçların fabrikadan çıktığı andan hastanın evine girene kadar izlenmesini sağlayan sistemde ilaçların üzerinde fiyat küpürü yerine “karekod” bulunuyor. Karekodlu ilaçlar eczanelere gelmeye başladı, ancak eczacılar henüz bu ilaçları satmıyorlar.
Çünkü ilgili yasa ve yönetmeliklere göre, “Üzerinde fiyat küpürü olmayan” ilacın satılması yasal değil. Hükümet yasal olmayan bir uygulamayı başlatadursun eczacıların ise kafası karışık.
‘ECZACILIK SON GÜNLERİNİ YAŞIYOR’
Perihan Bilir 37 yıllık eczacı. İstanbul Eczacı Odası’nın hazırladığı afişi eczanesine asmış. Odanın kararlarını destekliyor. Özellikle de sistemin maliyeti konusunda endişeleri var: “Yeni bilgisayarlar, kasa, barkod okuyucusu... Bunların hepsi çok büyük bir mali külfet olacak. O yüzden buna şiddetle karşıyım ve İstanbul Eczacı Odası’nın dediği gibi kesinlikle bu iş olmasın istiyorum”
Hükümetin “sahteciliği önleme” gerekçesine karşı çıkan Bilir, bu sorunun eczanelerle ilgili bir sorun olmadığına değiniyor. Bilir, eczaneye gelen karekodlu ilaçları ise satmayarak depolara iade ediyor: “Yavaş yavaş karekodlu ilaç geliyor ama bunları elimizden geldiği kadar depolara iade ediyoruz ama nasıl baş edeceğimizi bilmiyoruz yağmur gibi geliyor”
Ecz. Perihan Bilir, “Eczacı olarak ölmek” istiyor. Ancak son birkaç yılda uygulanan sağlık politikaları ile artık kredilerle ayakta kalabilen 37 yıllık Eczacı Bilir, “Eczacılık artık son günlerini yaşıyor. Biz de istiyoruz ki eczacı olarak ölelim. Ama bu sistem beni bıktırdı, kapatabilirim” diyor.
CEREMESİNİ ECZACI ÇEKECEK
26 yıllık Eczacı Zafer Akyüzlü de İTS’yi savunduğu halde, “Bunun yükünü de eczacılar çekecek” demekten de geri durmuyor. “Birer ikişer gelmeye başladı karekodlu ilaçlar, ama vermemeye çalışıyoruz. Henüz tam oturmadı sistem. Biz de detaylarını bilmiyoruz”
Eczanelerde sahte ilaç satıldığının doğru olduğunu savunan Akyüzlü, “Bence faydası olacak bu sistem, ama uygulamada sıkıntıları var” diyor.
Sıkıntıları ise şöyle sıralıyor: “Bir eleman daha belki bulundurmak zorunda kalacağız, biraz daha vakit kaybı olacak. İlaç stoklarımız daha fazla olmak zorunda kalacak ve satamadığımız ilaçlar elimizde kalacak. Yan eczaneden bile borç ilaç alamayacağız. Bir çok canımızı sıkacak uygulamaları var ama memlekete hayrı olacaksa katlanacağız. Temelde yardımcı olacağını düşünüyorum ama bunun da ceremesini her zaman olduğu gibi yine eczacılar çekecek”
ANLAYANA AŞK OLSUN!
Ecz. Araksi Dipgir genç bir eczacı. İlaç Yönetmeliğinde “Fiyat küpürü olmayan ilaç satılamaz” yazarken, küpürsüz ilaçların eczanelere gönderilmesindeki soruna dikkat çekiyor: “SGK barkodla gelen ilaçları sisteme bildirerek satabileceğimizi söylüyor ama bir yandan yönetmelik ‘küpürsüz’ ilaç veremeyeceğimizi söylüyor. Çok karışık bir durum. Sistemle ilgili herhangi bir eğitimimiz yok. Kitapçıklarımız var ama onları anlayana aşk olsun! İlk önce hasta, sonra eczane, daha sonra sistem etkilenecek bundan. Ne olacağını bilmiyoruz.
Hükümetin “sahtecilik” gerekçesini bir de Ecz. Dipgir’e soruyoruz. O da bunu önlemenin başka yolları olduğuna değiniyor. “Sahteciliğin önüne çok farklı uygulamalarla geçilebilir. Eğitim verilebilir. Sahtecilik nereden başlıyorsa orası kontrol edilebilir” diyen Dipgir, başka ülkelerde bu uygulamanın sorunlar nedeniyle hayata geçirilmediğini hatırlatıyor: “Ne İtalya ne ABD, ne Almanya; hiçbir ülke uygulayamamış durumda. Benim kuzenim Almanya’da eczacılık yapıyor ve ‘Biz yapamadık siz hiç yapamazsınız’ diyor.”
MESLEĞİMİZİ YAPAMIYORUZ
Araksi Dipgir, son birkaç yılda yapılan yasa değişiklikleriyle eczacıların başına açılan diğer dertlere de değiniyor. En büyük problem hastanelerde yapılan muayenelerin ücretlerinin eczanelerden alınmaya başlanması. Eczacıların hastalara yeni sistemi anlatmaktan ilaçları anlatmaya vakit bulamamalarından şikayetçi: “İnsanlar bize hırsız muamelesi yapıyor. Hasta, ‘Sen beni muayene mi ettin, niye alıyorsun bu parayı’ diyor. Çok zor durumlarla karşı karşıya kalıyoruz. Bir de üzerine bu yeni sistem gelecek. Ben burada her hastama aynı şeyi anlatmak zorunda kalıyorum. Bu sistemin neden böyle olduğunu anlatmaktan o ilacı nasıl kullanacağını anlatmaya fırsat kalmıyor. Bu benim işim değil benim işim ilaçla, hasta reçeteyi getirir ben ilacı anlatırım nasıl kullanması gerektiğini anlatırım. Ben sistemle uğraşmaktan anlatmam gereken püf noktaları, kullanım bilgilerini veremiyorum bazen ve bu beni çok üzüyor. Çünkü sistemle uğraşmaktan ben işimi yapamıyorum.”
(İstanbul/EVRENSEL)

ECZACI ÖRGÜTLERİ KARŞI
İstanbul Eczacı Odası yaptığı açıklamalarda, İlaç Takip Sistemi’ne karşı çıkma nedenlerini şöyle sıralıyor:
*İlaç Takip Sistemi’nin ülkemizde ilaçta sahteciliği önleyeceği söylenmektedir, ancak Türkiye’de sahte ilaç yoktur ve bu durum bizzat Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanmıştır.
*İlaç Takip Sistemi dünyanın hiçbir ülkesinde uygulanan bir sistem değildir ve uygulanabilirliği de tartışma götüren bir sistemdir. Ayrıca böyle bir sistemin hangi toplumsal ve sosyal ihtiyaca yanıt verdiği de açıklanabilmiş değildir.
*İlacı hastaya ulaştırmada kullanılan provizyon sisteminin, sürekli sorun yaşatan yapısı ile İlaç Takip Sistemi’nin yükünü taşıması mümkün olmadığından uygulamanın başlayacağı ilk gün ülkemizdeki ilaç hizmetinde yeni bir kaos oluşacağı açıktır.
*İlaç Takip Sistemi, ekonomileri son derece kırılgan hale gelmiş bulunan küçük ve orta ölçekli eczanelerimizin iflas sürecini hızlandıracaktır.
*Ülkemizde ilacın imalatından ithalatına ve halka ulaşmasına kadar izlenmesi sonucu oluşacak olan tüm veriler, uluslararası ilaç tekellerine pazarlanacaktır.
Elif Görgü
www.evrensel.net