18 Şubat 2010 00:00

‘Dersimiz TEKEL’

Eğitim Sen üyesi öğretmenler bugün İstanbul’da öğrencilerine TEKEL’i anlatacak. KESK’e bağlı sendikalar ise işyerlerinde 1 saat boyunca TEKEL’i konuşacaklar.

Paylaş

Eğitim Sen üyesi öğretmenler bugün İstanbul’da öğrencilerine TEKEL’i anlatacak. KESK’e bağlı sendikalar ise işyerlerinde 1 saat boyunca TEKEL’i konuşacaklar.
TEKEL işçilerine nasıl destek vereceğini konuşmak için bir araya gelen KESK İstanbul Şubeler Platformu bazı eylem kararları aldı. Buna göre KESK üyeleri bugün tüm işyerlerinde çalışanlarla 1 saat TEKEL’i konuşacak ve ‘TEK-EL olalım’ başlıklı bildirileri okuyacaklar.
Eğitim Sen üyesi öğretmenler ise 1 derslerinde TEKEL işçilerini öğrencilere anlatacaklar. Eğitim Sen üyeleri ayrıca velilere de ‘TEK-EL olalım’ başlıklı bildirileri dağıtacaklar. (İstanbul/EVRENSEL)


Öğretmenler kampanyayı sürdürüyor

TEKEL işçilerini yakından izleyen eğitim emekçileri ve onların sendikaları, yaptıkları eylemler ve destek kampanyaları ile verilen mücadelenin önemine işaret ediyorlar. Eğitim Sen İstanbul 3 No’lu Şube de “TEKEL İşçileri İle 1 Liranı Paylaş” kampanyası çerçevesinde 1 haftada topladığı 3 bin TL’yi direnişçi işçilere ulaştırdı. İşçilerin en çok sıcak yemeğe ihtiyaç duymaları nedeniyle toplanan parayla işçilere 1500 kişilik yemek dağıtımı yapıldı. Okullarında bu kampanyayı yürüten eğitim emekçileriyle direnişi ve destek kampanyalarını görüştük.
“Ben Sümerbank işçilerinin yaşadığı süreci de takip etmiştim. Orda da bu özelleştirme ve kapatma sürecinde işçiler yan gelip yatıyorlar propagandası yapılmıştı” diyen Eğitim Sen İşyeri Temsilcisi Aliye Dülger, sendikaların halka meselenin gerçek yüzünü anlatmakta geciktiğini söyledi.
Eğitim Sen İşyeri Temsilcisi Gökmen Ayaz da mücadelenin özelleştirme süreciyle birlikte başlamış olması gerektiğini vurgulayarak, “Bu süreçte yalnız işçi değil memur sendikalarına da görev düşüyordu. KESK’in de mücadeleyi birleştirmede yeterince çaba harcadığını düşünmüyorum. Sendikalar daha fazla ortak mücadele hattına yönelmeli” dedi.
“Bu meselenin politik bir yönü var. Muhalefet mesela, TEKEL işçileri üzerinden muhalefet yapmaya çalıyor ama bunu sırf oy toplamak için yapıyor” diyen Eğitim Sen İşyeri Temsilcisi Gülen Yıldırım onların bu sözde desteklerinin direnişe zarar verdiğini ifade etti.
Eğitim Sen İşyeri Temsilcisi Fisun Aykır, Ankara’da verilen mücadeleye çevresindeki insanların genelde vicdani yaklaştıklarına dikkat çekerek,. “Oysa bunun ötesinde bir tavır almak, gerek maddi gerek manevi desteklere önem vermek veya 4-c’nin ne demek olduğunu anlatmak gerek insanlara” dedi.
(İstanbul/EVRENSEL)

4-c’nin ne olduğunu anlattılar

Eğitim Sen İzmir 1 No’lu Şube dün yaptığı bir basın toplantısı ile “ücretli öğretmen” olarak ifade edilen “ Kısmi Zamanlı Geçici Öğreticiler”in statü farklılığı yüzünden, iş güvencesi, ücret, sosyal haklar başta olmak üzere yaşadıkları eşitsizliklere dikkat çekti. Yapılan toplantıya, Eğitim Sen Şube yöneticilerinin yanı sıra farklı eğitim kurumlarında 4-c statüsünde çalışanlar da katılarak mağduriyetlerini dile getirdiler.
Eğitim Sen 1 No’lu Şube Başkanı Ali Rıza Kılınç’ ın okuduğu basın metninde, bütün kamu kurumlarında yaygınlaştırılan 4-c uygulamasının, görev tanımının belirsizliğini vurgulayarak, memur ya da işçi statüsüne oturmayan 4-c’lilerin bu yüzden sendikal haklarını da kullanamadıklarını belirtti.
Basın metnin okunmasının ardından 4-c statüsü ile Milli Eğitim’de çalışan Müzeyyen Alpşen şunları söyledi: “Buraya sağlık kurumlarında ve okullarda çalışan arkadaşlarımız gelemedi, çünkü öğle paydosları yok. Okullarda ikili eğitim olması nedeni ile öğle arası olamıyor arkadaşlarımızın. Çoğu zaten okulu açma-kapama görevlisi. Mesaisi iş bitince yani.”
Başka bir okulda çalışan Hatice Akın ise, “Sabah ne kadar erken gelirsen, akşam ne kadar geç çıkar çıkarsan o kadar iyi. Sesini çıkarmayacaksın, ne iş derlerse diplerinden ayrılmayıp yapacaksın. İlk ben işe başladığımda öğle yemeği aramı bile vermiyorlardı, “Burada ye işte” diyorlardı. Ben dedim hakkım bu benim. Sınıf temizliği, idare odalarının, öğretmenler odası ve tuvaletlerin bakımı, evrak getir-götür işlerini biz yapıyoruz. Akşam 19.30-20.30’dan önce çıkamıyoruz. Bir de bu emeğimizin karşılığı ücretlerimize yansımıyor, yok yani öyle bir hakkımız dahi yok, talep edemiyoruz” dedi. (İzmir/EVRENSEL)
ÖNCEKİ HABER

HAYATIN İÇİNDEN

SONRAKİ HABER

UNISON Konferansı'nda Türkiye'deki baskılar konuşuldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa