18 Şubat 2010 05:00

HAYATIN İÇİNDEN

Yüksek Öğretim Kurumu ülkemizde en fazla yazı konusu olan kurumların başında geliyor.

Paylaş

Yüksek Öğretim Kurumu ülkemizde en fazla yazı konusu olan kurumların başında geliyor. Aslında kurumu yazı konusu yapan temel neden, eğitim, öğretim bilimi ve yöntemleri ile ilgili işlerle uğraşması gerekirken, bunun dışında ne iş varsa uğraşıyor olması.
Kurumun en tepesinde başkan var. YÖK Başkanlığı zor iş. Ne İsa’ya, ne Musa’ya yaranmak mümkün. İşin içinde “ipinin çekilmesi (!)” de var.
Bazı başkanlar katıydı. Bazıları “lale” lakabıyla tarihe geçti. Gençlerin sınırsız, yaratıcı ufku, önlerindeki özgürlük alanını kısıtlamayı temel hedef edinmiş YÖK için akla gelmez sıfatlar üretti. Başkanlar değişti. YÖK uygulamaları zaman zaman farklılıklar gösterdi ama hiç kimsenin aklına şu meşhur 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’nun çağ dışı disiplin yönetmeliğini değiştirmek gelmedi. Gelse de, iktidar olmanın verdiği zevk ve kudretle yasaların gücü gençleri paspas gibi ezmek için pekala kullanıldı.
TEKEL işçilerinin direnişi ülkede kalbi olan herkesin yüreğini sızlatıyor. Duyarlı ve vicdanlı insanlar geceleri uyuyamaz oldu. Üniversite gençliği de olan biteni izliyor ve üniversitelerde işçilere destek toplantıları düzenliyorlar. Hacettepe Üniversitesi’nde düzenlenen toplantı ve protesto gösterisinde öğrenciler sorumluluk sınırları içerisinde tepkilerini dile getiriyorlar, vuran, kıran yok. İsteyen dinler, istemeyen dinlemez. Bu sırada devreye “Güvenlik Birimi” giriyor. Adının önünde akademik unvanlar taşıyan güvenlikçiler (?) öğrencilerden savunma istiyor. Duy da inanma.
TEKEL işçilerine destek olan öğrenciler için “soruşturun” emri veren yönetim haksız mı? Haklı. Açın öğrenci disiplin yönetmeliğini okuyun.
Madde 8: Yükseköğretim kurumlarının sükun, huzur ve çalışma düzenini bozucu davranışlarda bulunanlar, yükseköğretim kurumu içinde bildiri dağıtanlar yükseköğretim kurumundan bir haftadan bir aya kadar uzaklaştırılır.
Madde 9: Yükseköğretim kurumunun hizmetlerini aksatacak davranışta bulunanlar yükseköğretim kurumundan bir veya iki yarıyıl için uzaklaştırılır.
Aslında disiplin yönetmeliğini okuyan sıradan biri dahi, değil öğrenci olmak, üniversitenin içinden dahi geçmeye cesaret edemez. Örneğin Madde 7. Öğrencilik sıfatının gerektirdiği itibarı sarsacak nitelikte davranışta bulunanlara kınama cezası. Şarkı söylemek; uyarı cezası. “Kahrolsun ABD” demek uzaklaştırma. Hırsızlık yapmak. Uzaklaştırma. Ha hırsızlık yapmışsın, ha “Kahrolsun ABD” demişsin.
Şimdi YÖK Başkanımız Hacettepe’li öğrencilerin TEKEL işçilerinin uğradığı zulmü protesto etmek için yaptıkları gösteri nedeni ile soruşturulmak istenmelerine karşı çıkıyor. İyi de yapıyor. Ancak Disiplin Yönetmeliği de orta yerde duruyor. İyi yöneticilerin (?) bu yönetmeliği görmezden gelmesi tamamen kişisel tavırları.
Yapılması gereken en önemli ve öncelikli iş Yüksek Öğretim Kanunu’nun toptan kaldırılması işine disiplin yönetmeliğinden başlanması ve gençlerimizin toplumsal, bilimsel, siyasal gelişmelerinin sağlanması önündeki en önemli engelin kaldırılması.
İstesek de, istemesek de bu ülkeyi gelecekte bu günün gençleri yönetecek. Korku ve baskı ile büyüyen gençlerin yönetecekleri ülkelerden baskı ve korku eksik olmaz ve bu ülkelerin dünya ülkeleri arasında saygın bir yer aldığı görülmemiştir.
ARİF NACAROĞLU
ÖNCEKİ HABER

Ramiz Dayı ne derse, ne dinlerse o!

SONRAKİ HABER

Suudi Arabistan: İran'ın yaptığı kanıtlanırsa savaş eylemi olarak değerlendirilecek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa