19 Şubat 2010 05:00

Matbaa ve tekstil işçileri TEKEL işçilerinin yanında

İstanbul Bahçelievler’de çalışan matbaa ve tekstil işçilerine TEKEL işçilerinin direnişi ve mücadele hakkındaki görüşlerini sorduk.

Paylaş

İstanbul Bahçelievler’de çalışan matbaa ve tekstil işçilerine TEKEL işçilerinin direnişi ve mücadele hakkındaki görüşlerini sorduk. Görüşlerini aldığımız işçiler, toplumun diğer kesimleri gibi bu direnişi sahiplendiklerini söylediler.
EKMEKLERİ İÇİN MÜCADELE EDİYORLAR
Ahmet Durmuş 31 yaşında, 2 çocuk babası 2 yıldır matbaa işçiliği yaparak geçimini sağlamaya çalışıyor. Durmuş, TEKEL işçilerinin mücadelesini desteklediğini belirterek “İşçiler bu mücadelelerinde sonuna kadar haklılar. En önemlisi de Tokat’tan, Erzincan’a, Sinop’tan Diyarbakır’a direniş çadırlarının kurulmuş olması. Yani Türkiye’nin dört bir yanından işçiler birlikte mücadele ediyor. Bu birleşme de şunu ortaya koyuyor ki halkımız birlikte yaşamaktan, birlikte mücadele etmekten yana. Demek ki bölücülüğü yapan halk değil devletin bizzat kendisidir. Polisin ilk günlerde işçilere yaptığı müdahalede de bunu açık bir şekilde gördük. Başbakan, bağırarak çağırarak bu mücadeleyi bitirebileceğini sanıyor. Ancak mücadelenin bu şekilde sona ereceğini düşünmüyorum. İnsanlar orada açlık grevine girmiş durumdalar, ailesini göremeyenler var. İşçiler, haklarının ve ekmeklerinin uğruna mücadele ediyorlar. Başbakan hesaplarına para yatırdığını söylüyor. Ne kadar yatırırsa yatırsın, bu bir hak mücadelesidir, emek mücadelesidir. Dilerdim ki ülkemizde böyle olaylar yaşanmasın, ama Tekel işçilerini bu mücadelelerinde sonuna kadar destekliyorum. İnşallah mücadelelerinde başarılı olup, haklarını kazanırlar” dedi.
TEKEL EMSALDİR
Hüseyin Arapoğlu, 44 yaşında. Ahmet Durmuş gibi 2 çocuk babası olan Arapoğlu TEKEL işçilerine destek olduğunu belirterek şöyle devam etti. “Emekçiler bu mücadelelerinde kesinlikle haklılar. Devlet bu işçilerin haklarını gasp ediyor ve bu hakların işçilere geri verilmesi lazım. Kâr eden bir kurumun satılması zaten en büyük hataydı. Aslen Samsun, Bafralıyım. Bafra’da zamanında 3 bine yakın TEKEL işçisi varken, şu anda 30 işçi bile yok. Kâr eden bir kurumun kapatılması ve oradaki insanların işsiz bırakılmasıyla, insanlar göçe zorlanmış durumda. Bu göç, dolaylı olarak tüm halkı etkilemiş durumda. Bafra demek TEKEL demekti, şimdi tüm depolar bomboş. Dili, dini ne olursa olsun tüm emekçiler kendilerini işsiz bırakan kapitalist sisteme karşı birleşmiş durumda. İşçiler eylemlerinde, mücadelelerinde ısrarcı olduğu sürece bu durumun onların lehine sonuçlanacağına inanıyorum. Bu mücadelenin, sonucu ne olursa olsun biz işçilere kazandıracağı, öğreteceği çok şey olduğuna inanıyorum. Bence bu eylem, hakları ellerinden alınan herkes için bir emsal teşkil etmektedir. Son olarak inşallah kazanırlar ve Allah yardımcıları olsun diyorum” dedi.
EVİMİZE EKMEK GÖTÜREMEZSEK...
Eşi de kendisi gibi matbaa işçisi olan Ülkü Kök 1 kız çocuğu annesi. TEKEL işçilerinin grevini herkesin desteklemesini söyleyen Kök, “TEKEL işçilerinin grevi şu anda bütün halkın grevidir. Memur, işçi, sağlıkçı vs. bunun desteklenmemesi diye bir şey söz konusu olamaz. Başbakan’ın tavırlarından ötürü ümidim azalmasına rağmen, ülkemizde fazla haber olmayan TEKEL işçilerinin eylemine, yurtdışından gelen destekler biraz da olsa politik açıdan iyi olacak. İşçiler mücadelelerinde sonuna kadar haklılar. Burada bir politik görüş, dindarlık, laiklik diye bir ayrım yok. Çalışan herkesi ilgilendiren bir konu olduğu için herkes tarafından destekleniyor. Bugün ülkemizde çalışan hangi işçi, memur, sağlıkçı kendisine sağlanan haklardan memnun? Bu nedenle, TEKEL’de çalışmayan kişiler bile bu grevi destekliyor. Bence bu bir haykırış. Belki de TEKEL işçileri sayesinde bir kanun değişecek. Ama birlik olmadan başarılı olamayız. Bu yüzden sesimizi ancak birlik olarak duyurabiliriz. Bu ülke kimsenin tekelinde değildir. Kimsenin koltuğu kalıcı değildir. Bizler birer eşya değiliz. Yeri geldiğinde gözdağı vermesini de biliriz. Bunu da en iyi grevlerle, yürüyüşlerle, protestolarla gösterebiliriz. Bu grev her kesimin ortak noktada nasıl birlik olduğunu gösterdi. Çünkü bu sol, sağ, ya da mezhep kavgası değil. Bu bir ekmek kavgası. Bu, dişiyle tırnağıyla çalışıp para kazanan, sonra da elinden bu hakkı alınan işçilerin, yani hepimizin kavgasıdır. Evimize ekmek götüremezsek biz ne yapacağız bu ülkede? Umarım TEKEL işçileri bu haklı mücadelelerini kazanırlar” dedi.
BEN İŞÇİYİM BENİM DE SORUNUMDUR
Mehmet Alptekin 38 yaşında. 24 yıldır tekstil işinde çalışan 1 çocuk sahibi olan Alptekin, “Tekel işçilerinin ekmeğini ellerinden aldılar. İnsanlar çalıştığı yere güvenerek borç altına girmiş. Yarın işsiz kalır, istedikleri ücreti alamazlarsa yaşamları zorlaşacaktır. Ben ve ailem sürekli basında izliyoruz ve bu duruma çok üzülüyoruz. TEKEL işçileri eşleri ve çocuklarıyla bu kış ayında orada duruyorlarsa bunun bir sebebi vardır. Yoksa kim ister o soğukta barakalarda gece gündüz durmayı? Bu insanların yaşadıkları ortadadır. Bu insanların çoğu ailesinden uzak; bu ister istemez ailelerine de yansıyor. İşçilerin okula giden çocukları o psikolojiyle nasıl kafalarını derse verebilirler. Bu sorun sadece TEKEL işçilerinin sorunu değil ben de işçiyim benim de sorunumdur. Yarın işsiz kalmayacağımızın hiçbir garantisi yok. TEKEL işçilerine destek verilmelidir, çünkü onların taleplerine ilişkin kazanımları tüm çalışanların kazanımı olacak” diye konuştu.
(İstanbul/EVRENSEL)
Tolga Okhan
ÖNCEKİ HABER

Körfez’den TEKEL işçisine destek

SONRAKİ HABER

Suudi Arabistan: İran'ın yaptığı kanıtlanırsa savaş eylemi olarak değerlendirilecek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa