19 Şubat 2010 00:00

Kentsel dönüşüm ve 73. madde tuzağı

Kentsel dönüşüm projelerinin ve uygulamalarının tartışıldığı günden bu yana bu politikanın ne olduğu konusunda epey bir tecrübe birikimine sahibiz.

Paylaş

Kentsel dönüşüm projelerinin ve uygulamalarının tartışıldığı günden bu yana bu politikanın ne olduğu konusunda epey bir tecrübe birikimine sahibiz. Bu uygulamanın başlatıldığı bütün kentlerde büyük inşaat tekelleri ve mütahitlik firmaları önemli rantlar elde ettiler. Görünüşte kentin ekonomisinin canlanacağı ve önemli istihdam olanakları yaratılacağını var sayarız. Peki gerçekten, işsizlerin iş bulması için bir çalışma mı var? Burada kendimize sormamız gereken kentin dönüşümü mü, yoksa paylaşımı ve yağması mı sorusudur. 5393 sayılı belediye kanununun içeriğine ve 73. maddesinin değiştirilmek istenmesine baktığımızda bu yasanın ve uygulamanın ne kadar antidemokratik ve emekçi karşıtı olduğunu görürüz. Kentsel dönüşüm ve gelişim alanlarının ilan edildiği alanlarda yerel yönetim erkinin ve ilçe belediyelerinin görüşünün alınmaması, yerel halkın katılımı ve temsiliyetinin tümden göz ardı edilmesi, bölgenin dönüşümü ve gelişimi ile ilgili kararının Büyükşehir Belediyesi’ne ait olması kabul edilemez bir olgudur. Bu anlayış bölge ile ilgili yerel halkın tüm tasarruf ve hakları böylelikle bir çırpıda tümden gasp ediliyor.
Kentsel dönüşüm alanları sadece atık sanayi alanları gibi işlevsiz boş alanlar değildir. Örneğin Kartal Kentsel Dönüşüm Alanı’nda 12 bin 500 kişi yaşamaktadır. Burada yaşayan binlerce emekçinin kentle ve ilçe ile ilgili demokratik hakları gasp ediliyor. Kentle ilgili tüm tasarruflar ilçe yerel yönetiminden Büyükşehir Belediyesi’ne transfer edilmektedir. Yasa bununla da kalmıyor. Yürütmeyi durdurma ve iptal davaları açma konusunda da bu yasa kabul edilemez. Bu madde de yapılmak istenen değişiklikle bireysel özgürlükler ve haklarda yok sayılıyor. Bu yasaya dayanarak kentsel dönüşüm kararları ile oluşabilecek ekolojik ve çevresel zararlara karşı durabilmek için eğer hukuksal bir karar elinizde yoksa, ya da Türk hukuk sistemi Kyoto ya da AB ile ilgili evrensel çevre hakları uhdesine almamış ise birey kentsel dönüşüm ve gelişimi ile ilgili yürütmeği durdurma kararına bu haliyle gidemez. Ayrıca şayet 73. madde yasallaşırsa ön gördüğü uygulamalarda büyükşehir belediyesine verilecek yetki ile halk mağdur olacak. Yeni tasarı ile büyükşehir belediyelerine yetkilerin verilmesi, boşaltılması gereken ya da üzerinde herhangi bir uygulama düşünülen yerlerin tüm giderleri mal sahiplerine yükleniyor. Adı geçen yasa uygulayıcıları canının istediği yerde, tarihi, turizm, ticari, teknolojik park gibi bir çok isim oluşturan vatandaşın kendi yaşadığı bölgeden başka bir yere özellikle şehrin atıl bölgelerine göç ettirmek ve bu yerlerin hatırlı ve siyasi gücü elinde bulunduran TOKİ ve benzeri yapım lobi ve tekellerine devretmektedir. Kısacası rant paylaşımıdır bu yasa değişimi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi ve Kartal Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Doğan’ın şehir parkı arazisinin yağmalanması ve imara açılmasının hukuka aykırı olduğunu yönündeki açıklamasına bakmak bile yeterlidir. Söz konusu yerin imara açılması plan ilkelerine de aykırıdır. Kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulundan görüş alınması lazım. Çünkü Roma ve Erken dönem Bizans kalıntıları var. Bu arazinin olduğu bölge adeta yeşil bir vadidir ve oksijen deposudur. Hava sirkülasyonu ile bölgede yaşayanlar rahat bir nefes alabiliyorlar. Öte yandan tarihi kalıntılar olduğunda da burası SİT alanı ilan edilmiştir. Kartal halkı adına Kartal Belediyesi’nin burayı almak girişimi ve tarihi kazıların yapılmasının üstlenmesi teklifi görmezden gelinerek, Kartal Belediyesi’nin ve halkının düşüncesi hiçe sayılıyor. Kartal Belediyesi buranın sosyal, kültürel tesisler ve gezi alanları olması için baş vuruda bulunmasına rağmen, bu başvuruyu dikkate alamayan AKP Hükümeti kendi yandaşlarına burayı peşkeş çekmek istiyor. 49 yıllığına buranın özel bir vakfa verilmesi gündemde. Bugün Uğur Mumcu ve Aydos’ta bulunan ormanlık alanlarda hedefte. Vasfını yitirmiş ormanlık alanlar kılıflı kanuna dayanarak bu ormanlık alanlar kentsel dönüşüm uygulamalarına kurban edilmek isteniyor. Kartallı emekçiler, muhtarlar, belediye, kitle örgütleri, mimar mühendis odaları, emekten yana siyasi partiler boşuna hazırlık yapmıyorlar. Çünkü Kartal’ın bir çok bölgesi kentsel dönüşüm kapsamındadır. Hazırlıklar Maltepe Başıbüyük halkının yürüttüğü mücadeleyi aşacak türdendir. Kartal halkı ne TOKİ, ne Albayrak, Ne Ağaoğlu, ne de Tefken gibi rantiyeci vurguncu şirketler istemiyor.
HAŞİM DEMİR Gazeteci
ÖNCEKİ HABER

Ümraniye Elmalıkent’te sorunların bini bir para

SONRAKİ HABER

Diyarbakır’da kayyum protestosu sürüyor: Amed bizimdir bizim kalacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa