20 Şubat 2010 05:00

Şimdi değilse ne zaman?

AKP’nin emekçi düşmanı yüzünü bir kez daha TEKEL işçilerinin haklı ve meşru talepleri karşısındaki tutumlarıyla gördük.

Paylaş

AKP’nin emekçi düşmanı yüzünü bir kez daha TEKEL işçilerinin haklı ve meşru talepleri karşısındaki tutumlarıyla gördük. Gerici ve saldırgan tutum almakta hiçbir tereddüt göstermediler. İki ayı aşan bir süredir kararlı bir direniş sergileyen TEKEL işçileri, topyekun saldırılar karşısında gösterdikleri örnek duruşları ile kararsızlık ve sessizlik gösteren emekçilerin de bir anlamda gözünü açtı. Parçalı ve lokal karşı koyuşları TEKEL işçilerinin mücadelesi aracılığıyla eş zamanlı birleşti ve genel bir cephe karakteri kazandı… Eksiklik ve zayıflıklara karşın giderek siyası iktidarı korkutan bir nitelik kazanma yoluna girdi. Başbakan ve diğer yetkililerin son zamanlarda artan tehdit ve saldırgan üsluplarının ardında yatan da bu gerçektir. Emek mücadelesi 25 Kasım’la başlayan ve 4 Şubat’la devam eden süreçte yeni bir düzleme evrilmiştir. AKP’nin direncini ve inadını kırmak için düne göre daha fazla güç toplamak ve hükümete birlikte yüklenmek gerekmektedir. Yıllardır zayıf, parçalı ve dayanışmadan yoksun bir seyir izleyen sınıf hareketi TEKEL direnişiyle biriktirdiği mücadele isteğini dışa vurdu. Yeni bir düzleme evrildi. Diş ile tırnak ile kazılan kuyudan su çıktı. Artık bu suyun borulardan geri kaçmasına izin vermemeliyiz. Yakalanmış ortak mücadele hattından ısrarla yürümeliyiz. 4 Şubat dayanışma grevinde bazı zayıflıklar, yasak savmacı tutumlar yaşansa da bunlar aşılabilir zaaflar olarak görüp, birlikteliğe zarar verecek tarz ve üsluplardan kaçınmalıyız. Son 15-20 yıldır sürekli hak gaspları yaşadığımız düşünülürse ilk kez kazanmak bu kadar yakın ve güçlü bir seçenek haline geldi. İşsizlik, güvencesizlik, zamlar, pahalılık vb. saldırılar TEKEL direnişinde kristalize oldu. Yılların birikimi patlama olarak açığa çıkabilir. Girdiğimiz mücadele yolundan ısrarla yürümeliyiz. 4-c sadece işçiler için değil, sağlıkçı, öğretmen, tüm emekçiler için bir kölelik rejimi anlamına geliyor. Hükümetin de gelecekteki istihdam politikalarına işaret ediyor. Bu açıdan reel taktiğimiz 4-c saldırısının püskürtülmesi ve iş güvencesine sahip çıkılması olmalıdır. KESK olarak; hiçbir mücadele biçimini küçümsemeden ama esas olarak siyasi iktidarın direncini kıracak çapta büyük-etkili, üretimi durduracak-hayatı durduracak eylem kararları alınmasında çaba sarf etmeli ve altını doldurmalıyız. 22 Şubat’ta konfederasyonların toplantısında KESK olarak genel grev kararının alınmasında ısrarcı ve ikna edici olmalıyız, grevi anlamına uygun şekilde örgütlemeli ve başarmalıyız. Daha büyük bir güçle, daha kararlı bir şekilde hükümete yüklenmezsek geri adım atılması zor görülüyor. Yıllar sonra hak alıcı bir platform yakaladık bu fırsatı ve olanakları değerlendirmek için tüm enerjimizi, gücümüzü samimiyetle ortaya koymalıyız.
Eylem kararları, sadece konfederasyonlar ve genel merkezlerden beklenmemeli, genel eylemler dışında fiili ve meşru direnme hakkımızı illerde, şubeler platformlarında sürdürmeliyiz. İş yerlerinde TEK-EL olup TEKEL’i anlatmalıyız. İş çıkışlarında, işyeri önlerinde, meydanlarda emekçi semtlerinde yürüyüşler, AKP önlerinde basın açıklamaları yapmalıyız. Bu etkinlikler sürerken, yeniden etkili, kapsamlı, işyeri merkezli, üretimi durdurmayı hedefleyen genel eylem perspektifini zayıflatmadan sürdürmeliyiz.
Aslında; TEKEL işçileri her durumda kazandılar, aynı zamanda sınıf hareketine de kazandırdılar… “5-10 günde çözülür, dağılırlar” diyen sermaye ve iktidarı AKP’ye işçi sınıfının son yıllarda unutulmuş; azim, kararlılık ve direnme ruhunu yeniden gösterdiler… Diğer özelleştirmeleri sorunsuz atlatan sermaye ve iktidarları bu kez sert kayaya çarptı. Osmanlı’dan bugüne, tarlada fabrikada, dükkanda yüz binlerce insanın ekmeği ve geçim kaynağı olmuş TEKEL’in el çabukluğu marifetiyle sermayeye peşkeş çekilmesi olayı bu kez AKP’nin başını ağrıttı. Uyuyan dev uyandı… Hikayenin sonunun nasıl getirileceği ise birleşik emek hareketinin ortaya koyacağı güç ve istikrara bağlı gözüküyor...
TEKEL kazanırsa biz kazanacağız. Şimdi değilse ne zaman?
NEBAT BUKREK Eğitim Sen İs. 3 No’lu Şube Başkanı
ÖNCEKİ HABER

TEKEL işçilerine selamlar!

SONRAKİ HABER

Kadıköy Belediyesinde anlaşma sağlandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa