22 Şubat 2010 00:00

‘ABD, El-Kaide’ye karşı değil demokrasiye karşı savaşıyor’

Detroit’teki uçak saldırısından sonra bütün gözler Yemen’e çevrildi. Detroit’te planlanan uçak saldırısı sonrası, Yemen manşet oldu.

Paylaş

Detroit’teki uçak saldırısından sonra bütün gözler Yemen’e çevrildi. Detroit’te planlanan uçak saldırısı sonrası, Yemen manşet oldu. Saldırı girişiminde bulunan genç Nijeryalı Ömer Faruk Abdul Muttallab’ın, Yemen’de eğitildiği ileri sürüldü. Kelebek etkisi dedikleri bu mu? Arap dünyasının jeopolitik durumu konusunda uzman olan Muhammed Hassan’a göre bu saldırı sadece bir bahane. Hassan, Yemen’in gerçekten büyük bir tehlikede olduğunu söylüyor. Körfez’deki petrol üzerinde kontrolü elde etmek için demokrasinin altının oyulması gibi.

El-Kaide’nin, ABD müttefiki Yemen’de varlığı ülkeyi nasıl etkiliyor?
İlk olarak bu olayların sürekli tekrarlanmasını ele almalıyız: Ne zaman Washington rejiminden tehdit gelse, teröristler ortaya çıkar. El-Kaide suçlanır. Bu hayalet terör örgütü, nerede emperyalizm karşıtı veya ulusalcı bir durum olsa ortaya çıkmaktadır. ABD, bu durumu sadece bir gerekçe olarak kullanmaktadır. Tıpkı şu anda Yemen’de olduğu gibi. Bu yozlaşmış ülke, Washington rejimi tarafından yönetiliyor. Fakat bu rejim, direnişçiler tarafından tehdit ediliyor.
Ve bakın şu işe ki genç bir Nijeryalı, Detroit’te bir uçağı havaya uçurmayı planlıyor ve uçağa kadar girebiliyor. Ayrıca daha önce, çocuğun babası, ABD makamlarına oğlunun bir terör saldırısı düzenleyebileceğini bildirmiş. İşin tuhaf tarafı, ABD ordusunun en son teknolojik aletleri var, mesela uydudan ton balıklı ya da tavuklu hamburger yediğini bile ayırt edebiliyor. Yani, ABD’nin eline büyük bir koz geçmiştir; Nijeryalı teröristin saldırı planı engellenseydi, ABD kendi çıkarlarını tehlikeye atmış olurdu.
Yemen, Washington için neden bu kadar önemli?
Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Saleh, 20 yıldır iktidarda. Rejim bozuk fakat ABD’yle uyumlu. Ancak ülkenin güneyinde ve kuzeyinde bulunan direnişçiler, hükümetin istikrarını tehdit etmekte. Eğer bir devrimci hareket Saleh rejimini devirirse, bütün ülkede etkisini gösterebilir. Ayrıca ne zaman güney direnişçilerin Yemen mücadelesi yükselse, Arap Birliği, Mısır liderliği altında, isyancıları kınadı ve hükümete destek verdi. Suudi Arabistan, Washington’ın petrol ihtiyacının önemli bölümünü sağlar ve Körfez’de değerli bir müttefik oluşturmaktadır. Eğer bölgede kararsız hale gelirse, ABD’yi büyük ekonomik sorunlar beklemektedir.

Kuzey direniş savaşçıları kimdir? Talepleri neler?
Ülkenin kuzeyinde, birkaç yıldır Hüseyin el-Houti yönetiminde Houthiler adında silahlı örgüt kuruldu. Dört yıl önce Hüseyin, çatışma esnasında öldü ve kardeşi onun yerini aldı. Yemen’in kuzeyinde çoğunluk olarak, Houthiler gibi Zeydiler de bulunmakta. Müslümanlar ise Sünni ve Şiilerden oluşmaktadır. Bu tarikatlar farklı dallara ayrılmıştır, fakat Zeydilik ve Şiilik aynı gurupta yer almaktadır. Başkan Saleh’in kendisi de Zeydi ve Houthiler, Başkan Saleh’in yönetimini benimsemiyor. Gerçek şu ki, Yemen yoksul bir ülke. Ekonomisi çok zayıf. Yemen halkı gelirini, tarımcılık ve balıkçılığın yanı sıra uluslararası yardım ve gurbetçilerin ailelerine gönderdiği yardımlarla sağlamaktadır. Yemen’de yaşayan insanların çoğu 30 yaşın altında, fakat onların geleceğe dair hiçbir beklentileri yok. 2009’dan itibaren işsizlik yüzde 40’a ulaştı ve hâlâ olumlu bir değişiklik olmamakta. Houthiler bu konuda hükümeti sorguluyor; işsizliğin, su kıtlığının ve altyapı sorunlarının nedenlerinin, yanlış yönetim stratejisinde olduğunu söylüyorlar. Fakat Başkan Saleh, onlara net bir açıklamada bulunuyor. Bu olumsuzluklar Houthilerin silahlı mücadeleye başlamasında temel bir adım oldu. Houthilerin ana merkezi, Saada şehridir.

Yemen hükümeti, direnişçileri desteklediği için İran’ı suçluyor...
Bu bilgi yanlıştır. İran’da Şiiler çoğunluktadır, Yemen’deki Zeydiler ise ibadetleri ve bazı farklı sebeplerden dolayı Sünnilere daha yakındırlar. Houthi direnişçilerin, önümüzdeki 10 yıl boyunca mücadelelerini sürdürmek için yeterli silahları var. Ayrıca Yemen ordusundan yardım alıyorlar. Bölgede 150 bin mülteci ve Zeydi bulunmakta, bunlar direniş için birleşmektedir. Başkan Saleh’in amacı, kuzey direniş mücadelesi nedeniyle, orduda daha çok oportünist Sünnileri seferber etmektir. Fakat buna yetkisi olmadığından, böyle bir şey söz konusu olamaz. Saleh, dini inançları da kullanıyor. Sünnilere, Zeydileri yenmek için çağrıda bulunuyor. Bu nedenle Saleh, ülkenin kuzeyinde her türlü desteği kaybetmektedir.

Yemen başkanı gerçekten kötü konumda görünüyor...
Bugün neler olup bittiğini anlamak için Yemen tarihini anlamak önemli. Ülkenin şu anki durumu 1990’dan sonra, güneydeki Demokratik Yemen Cumhuriyeti ve kuzeydeki Arap Cumhuriyeti’nin birleşmesiyle ortaya çıktı. Bu iki devletin farklı geçmişi vardır. Kuzeyin tarihi 10. yüzyıla dayanmaktadır, Saada’ya ilk ayak basanlar Zeydilerdir. Fakat 1962 yılında feodal rejim yıkıldı ve bir cumhuriyet kuruldu. Mısır Devlet Başkanı ve Arap bağımsızlığını savunan Nasır, devrimci hareketi destekledi. ABD, İngiltere ve Suudi Arabistan, Iran Şahı Nasır rejimini yok etmek ve feodal rejimi sürdürmek için paralı asker gönderdi. Bu savaşta 10 bin Mısır askeri hayatını kaybetti. Cumhuriyet devrilmedi ama savaştan sonra gücünü yitirdi. Dolayısıyla demokratik cumhuriyet kurmak için yeterince para ve olumlu bir strateji planı yoktu. Yemen’in kuzeyinin büyük bir bölümü hâlâ feodal yapıya sahip.
Ya güney?
Güneyin tarihi daha farklı. Güney Yemen, İngiltere tarafından işgal edilmiştir, Fransızların işgal ettiği Cibuti’nin ötesine ilerlemelerini engellemek için İngilizler seferber olmuştur; ayrıca Ruslar, Orta Asya’ya kadar ilerlemekteydi. İngilizler, Fars körfezi’ni ve Hürmüz sularını kendi kontrolü altına almak için çok önemli bir strateji izledi. İngiltere, Güney Yemen’de liman inşa etti. Bu, İngiliz imparatorluğu için önemli bir adım oldu. Sosyal piramidin en üstünde İngiltere efendileri vardı, bir alt kategoride Somali ve Hindistan toplulukları vardı, en alt tabakadaysa Yemen halkı yer almaktaydı. Bu, klasik bir sömürge stratejisiydi; kendi çıkarlarını korumak için birbirilerine karşı savaşan gruplar oluşturmak...

Somali’de olduğu gibi politik tutukluların, bölgedeki gelişmelerde etkisi oldu mu?
Elbette. 1967’de bağımsızlıkçı hareketler, İngiliz sömürgecilerini ülkeden atmayı başardı. Bundan yaklaşık 1 yıl sonra, Yemen’de demokratik halk cumhuriyeti kuruldu. Yemen Sosyalist Partisi, çeşitli ilerici unsurlar tarafından yönetiliyordu. Orada komünist, ulusalcı, liberalleri ve Irak ve Suriye’den gelen Baasçıları bulabilirsiniz. Bütün bu farklılıklar, Sosyalist Parti çatısı altında birleşmişti. Güney Yemen böylece bölgede en ilerici Arap ülkesi olmuştu. Kadın-erkek arasında eşitlik vardı.
Sosyalist Parti’nin kökeninde farklı unsurlar bulunmakla birlikte, komünistler, partinin omurgası oldu ve uyum için belirli uygulamalarda bulundurlar. Fakat her bir ihtiyaç zorlu engellerle karşılaştı. Böylece çelişkiler açığa çıktı. Örgüt üyeliği adına birbirilerini öldürdüler. Sonuç olarak üç kanlı iç isyan yaşandı. En sonuncusu en kanlısı oldu, partinin ideolojik liderlerinin çoğu suikast sonucu hayatını kaybetti. Bu nedenle 1990’lar Sosyalist Parti için güçsüz bir dönem oldu. Kuzey ve batının farklı bir geçmişi olmasına rağmen, birliktelik için mücadele eden kuruluşlar ve politik partiler vardı. Soğuk savaş’ın en acımasız yanı, düşman görülen fakat suçsuz olanların karantinaya alınmasıydı.
Neden güney ve batının birleşmesi için 1990’a kadar beklenmesi gerekiyordu?
Savaş sonrası Kuzey, çok zayıf bir hükümet haline geldi, devrimci faaliyetlerden yoksundu. Özellikle körfez ülkeleri, Suudi Arabistan tarafından kontrol altına alındı. Suudi komşu, feodal sınıf hükümetinin daha da zayıflaması için silah ve para temin etti. Suudi Arabistan için kuzeyi kontrol altına almak daha kolaydı, güney bölgesiyse tam aksine, sürekli ilerici fikirlerle ilerliyordu. Fakat ‘90’lı yılların başında birçok şey değişmekteydi. Sovyetler Birliği dağıldı ve soğuk savaş sona erdi. Bunun üzerine Yemen Sosyalist Partisi ön plana çıktı ve tekrar tehlike olarak görüldü. Batı çıkarları için Yemen’in tekrar birleşmesi tehlike olarak görülüyordu. Ali Abdullah Saleh, 1978 yılından itibaren Yemen Arap Cumhuriyet Başkanı olarak ülkenin yönetimini ele geçirdi ve bugün hâlâ iktidarda.

15 yıl sonra, güney tekrar ayrılmayı talep ediyor. Sizce bunun tekrar gerçekleşmesi mümkün mü?
Muhtemelen hayır. Saleh her fırsatta başka engeller getiriyor. Güneyin tekrar güçlenmesi için yönetimden adil bir pay istiyor. Güney Yemen’in ileri düşünceli olarak bilinen bir geçmişi var; bu olaylar, onlar için kabul edilemez. Kuzeydeki Houthiler için de kabul edilebilir bir durum değil. Başkan Saleh’in, bu durumda kendi dini inançlarına insanları ve orduyu inandırması mümkün değil. Yemen halkı neler olup bittiğini çok iyi anlıyor ve bu hoşnutsuzluk giderek büyümekte.

Yemen halkının öfkesinin nedenleri nelerdir?
Ekonomik ve sosyal sorunlar başta geliyor. Yönetim, Yemen halkını giderek fakirleştiriyor. Ayrıca ABD emperyalizmi, teröre karşı savaş gerekçesiyle Yemen’i işgal etmeyi hedefliyor. Yemen halkı Afganistan’da, Pakistan’da ve Irak’ta olup biteni gördü. Onlar için bu işgaller, Müslümanlığı hedef almış eylemlerdir. ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama’nın Müslüman bir adı olabilir ya da Müslümanlar hakkında olumlu konuşmalar yapabilir, fakat savaşın sona ermesine dair hiçbir cümle sarf etmemektedir. Bunun üzerine Yemen hükümeti kendi milletini koruyamamakta.
11 Eylül sonrasında birçok kişi sebepsiz yere kaçırıldı ya da ortadan kaldırıldı. Benzeri bir olay, seçkin bir din liderinin başına da geldi. Dini lider, ABD’deki oğlunu ziyaret ettiğinde, sebepsiz yere Guantanamo’ya gönderildi. Altı yıl sonra serbest bırakıldı, fakat 3 hafta sonra hapishanenin kötü koşulları sebebiyle hastalığa yakalandı ve öldü. Bu, Yemen halkı tarafından kabul edilir bir durum değil.

ÜÇÜNCÜ CEPHE YEMEN Mİ

Afganistan ve Irak saldırısından sonra ABD’nin üçüncü hedefi Yemen mi?
Bence şu anda bu gerçekleşmiş durumda. ABD ordusu, füze ve özel askerlerini Yemen’e gönderdi bile. Fakat Yemen çok büyük güce sahip, Zeydiler Yemen ordusundan destek alıyor, dolayısıyla direnci ellerinden bırakmayacaklar. Altı aydır Başkan Saleh Houthileri yenmeye çalışıyor. Başkan Saleh, Suudi Arabistan ve ABD ordusuna takviye için çağrıda bulundu. Açıkçası İsrail’in de çok yakın zamanda bu savaşa katılmasına hiç şaşırmam. Fakat Houthi direnişçileri, kendi dağlık arazilerinde durdurmak mümkün olmayacaktır. Ayrıca Houthiler iyi kuşanmıştır; gerekli silahlara sahipler, uzun süre savaşma güçleri var.
ABD, başka bir yenilgiyle karşı karşıya kalır mı?
ABD tarihinin bugüne kadar sürekli tekrarladığını görüyoruz. ABD tarafından işgal edilen bütün ülkeler bugün hâlâ Müslüman liderler tarafından yönetiliyor. Sonuç olarak hiçbir değişiklik elde edilmedi. ABD Başkanı Obama, sürekli olarak eski Başkan George Bush’un konuşmalarını tekrarlıyor. Her fırsatta teröre karşı mücadele sözü veriyor. Yemen dağlarında El-Kaide’nin barındığını söylüyor, fakat asıl olan Yemen direnişçilerine karşı yapılan bir savaş planıdır. Bush, aynı şeyi sekiz yıl önce Afganistan’ı işgal ederek yapmıştı ve bu işgal günümüze kadar devam etmekte. Tarihçi Paul Kennedy, bize açık bir şekilde anlatıyor; ekonominin zayıflaması ve ordunun büyümesi, imparatorluğun güçlenmesi için en büyük temellerden biridir. Ekonomi giderek kötüleşiyor, fakat orduya uçuk rakamlarda harcamalar yapılıyor. Bu durumu bugün ABD hükümetinde görüyoruz.
Gregoire Lalieu - Michel Collon
ÖNCEKİ HABER

Afganistan sorunu Hollanda’da hükümet devirdi

SONRAKİ HABER

Bursa Tabip Odası Başkanı'ndan şehir hastaneleri yorumu: Yol yakınken vazgeçin

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa