22 Şubat 2010 05:00

TEKEL direnişi kardeşlik köprüsünün ismidir!

Son dönemlerde ülkeyi yönetenler her fırsatta ekonomide sosyal, siyasi, kültürel başarı nutukları atarak açılım, çalıştay, darbe, suikast ...

Paylaş

Son dönemlerde ülkeyi yönetenler her fırsatta ekonomide sosyal, siyasi, kültürel başarı nutukları atarak açılım, çalıştay, darbe, suikast söylentileriyle toplumun yaşamını etkileyen konuların üstünü örtme çabasındalar. Sistemin emekçiler üzerinde yarattığı olumsuz yaşam koşulları en üst düzeydedir. Ama emekçiler sistemin bu attığı nutukların boş olduğunu sömürücü sınıfın kendi saraylarında saltanatlarını sürdürmeleri ve suçluluklarını gizlemek için, toplumun yaşamı için gerekli olan her aracı ahlaksızca kullanıyor.
İstatistik kurumları bile ülkede nüfusun büyük bir bölümünün açlık sınırının altında yaşadığını açıklarken, az sayıda hanedanların ise ülkenin gelirinin büyük bir kısmını aldığını belirtiyor. Servetin azınlığın elinde olması gelirin adaletsiz dağılımında önemli bir etkendir. Yoksullukla mücadele etmek servete karşı mücadele etmek demektir, ama yöneticiler bunun tersini yapıyor. Emekçiler yüzde yüze varan zamlarla perişan edilirken patronların mallarının vergilerini düşürerek, bankalarda kredi aktararak, işsizlik fonunda biriken paraları bu emek sömürücülerine peşkeş çekerek bunlara boyun eğiyor.
Emekliye yüzde 1.83 işçiye yüzde 3, memura yüzde 2.5, asgari ücreti açlık sınırı altında bırakarak emekçilere karşı düşmanlığını bir kez daha ortaya koymuştur. Tespit edilen işsizlik yüzde 14.7’tir. Oysa gerçek rakam bunun çok üstündedir. Yüzde 22 seviyelerindedir. Önümüzdeki süreçlerde bunun daha da yukarılara çıkacağı AKP Hükümeti’nin tutarsız icraatlarıyla kaçınılmaz bir olgudur. Sadece 2009 yılında yaklaşık 800 bin insanı işsiz bıraktılar. Ülke sorunlarını çözme becerisi olmayan AKP Hükümeti saraylarında adeta kör ve sağır dolaşmaktalar. Söz konusu kendileri, yandaşları, emek düşmanları olunca kılı kırk yararak insanın temel değerlerini zorlayan bütün beceri ve hünerlerini sergiliyorlar. Devlet bankaların içini boşaltmaktan tutun da işsizlik fonundaki paralara, içerdeki kaynaklar yetersiz kaldığı yerde Katar Arap şıhlarına kadar gitti.
İktidara geldikleri günden beri sattıkları 700’ün üstündeki kuruluşların parası yetmedi. Daha düne kadar babalar gibi satarım diyen haydutların karşısına TEKEL’in emekçi babaları çıktı. AKP bu mücadeleyi boşa çıkarmak için her türlü şiddeti uyguladı, insani temel değerlerden uzak her türlü yalan iftirayı attı, her türlü onursuz yakıştırmayı yaptı. Mücadeleyi boşa çıkarmak için ahlaki sınırları olmayan becerilerini de sergiledi, olmadı.
Yaptıkları bu kadar ahlaksızlığa rağmen. TEKEL emekçisi, yapılan bütün bu olumsuzluklara karşı direniyor, mücadeleye devam ediyor, çünkü niye mücadele ettiğini, ne istediğini iyi biliyor, kendisine yapılan bu insanlık dışı uygulamaları da hak etmediğine inanıyor. Mücadelelerinin bu kadar ses getirmesi de haklı oluşlarından kaynaklanıyor. TEKEL işçisi kendisinin olanı istiyor, elinden zorla gasp edilmek istenen hakkını istiyor, var olup olmama mücadelesi veriyor. Yetim hakkı yeniyor demek ne kadar onursuzluksa ona inanmakta bir o kadar onursuzluktur. TEKEL emekçileri satılan kuruluşlardan pay mı almışlar? İşsizlik fonundan para mı verilmiş? Devlet bankalarından milyar dolar kredi mi verilmiş? Katar şeyhlerindan kredi mi alınıp verilmiş, yoksa Ankara da bağırıp da gemi, pırlanta magazinleri mi istiyorlar? Ya da bakanın çocukları gibi mısır, yün, kıl ithal edip trilyonlar mı istiyorlar. Yoksa hep beraber bağırıp devlet ihaleleri mi istiyorlar, hastalandığında Rabb’in rüyasında Amerika’da tedavi olmasını söylemesini mi istiyorlar, yoksa bir dönem milletvekilliği yapıp emekli olup o günün en yüksek memur maaşını mı istiyorlar. Bunları istemek yetim hakkı yiyenlerin işidir ve bunları isteyenler de saraylarında birbirinden farkı olmayan kardeş partilerdir.
TEKEL işçisi ve direnişi hak arama sembolüdür, sömürücü haydutlara karşı duruşun simgesidir, TEKEL direnişi halkların birlikte mücadele etmek, onurlu, özgürce yaşamanın ismidir. TEKEL direnişi kuzeyden güneye, doğudan batıya oluşturulan kardeşlik köprüsünün ismidir. Mücadele etmekle yaşam güzelleşir, özgürleşir.
Hüsnü Arslan (Derince-Kocaeli)
ÖNCEKİ HABER

MEDYATİK

SONRAKİ HABER

Mersin Valiliği kayyum eylemlerini 15 gün süreyle yasakladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa