GÜNCEL

GÜNCEL

  • AKP ile asker-sivil bürokrasinin bir kesimi arasındaki çatışma, son günlerde yeniden şiddetlendi.


    AKP ile asker-sivil bürokrasinin bir kesimi arasındaki çatışma, son günlerde yeniden şiddetlendi.
    HSYK kararı, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin açıklamaları, AKP’ye karşı güçlü bir çıkış oldu.
    Kısa süre sonra ise emekli ordu komutanları, emekli ve muvazzaf subaylar gözaltına alınmaya başladı.
    Askerler darbe yapamadıkları için sivil bürokrasi, medyanın bir kısmı ve CHP desteği ile AKP’yi bertaraf etmeye çalışıyor. AKP ise kontrollü bir şekilde bürokrasi içinde güçlenmeye çalışırken, medya aracılığı ve Ergenekon davası ile karşı tarafı etkisiz hale getirmeye çalışıyor.
    Hemen hemen bütün devlet daireleri; bürokratlar, AKP yanlıları ve asker yanlıları olarak bölünmüş durumda. TSK içinde dahi AKP yanlıları var ki, buradan sık sık belge ve bilgi sızdırılıyor. Genelkurmay başkanının az sayıda yüksek rütbeli subaya yaptığı konuşma kaydedildi ve internetten yayınlandı. En son Erdek Deniz Komutanlığı’nda bir nöbet çizelgesinde “Adi Başbakan” şeklinde bir parola-işaret kararlaştırıldığı ortaya çıktı.
    Bu kavga nasıl sonuçlanacak?
    Asker darbe yapamıyor. Fakat, çok da sıkışırsa her şeye rağmen böyle bir girişimde bulunabilir mi?
    AKP, yeniçeri ordusunun tasfiye edilişi gibi askerleri zorla hükümetin emrine sokamayacağına göre onları nasıl etkisizleştirecek?
    Bazı kişiler, seçimin kavgayı en azından bir süre durduracağını ileri sürüyor.
    CHP ve MHP, seçimden sonra AKP’nin yeniden hükümet kuracak kadar oy alamayacağını iddia ediyorlar.
    Seçimlerde AKP’ye alternatif olarak çıkarılmaya çalışılan DP, TDH gibi partiler ise renksiz ve alternatif olabilecek kapasitede partiler değil.
    Bazı çevreler, bir CHP-MHP koalisyonunu şimdiden alternatif olarak sunmaya soyunuyor.
    Burjuvazinin duruma müdahale edip, tarafları uzlaştıracağı beklentisine karşı, başta TÜSİAD olmak üzere büyük patronlardan yüksek sesle duruma müdahale eden yok gibi.
    Yeni bir kapatma davasının gündemde olduğu da konuşuluyor. Belki de, sivil-asker bürokrasi için en akla yakın çözüm, seçimlere çok az bir süre kala AKP’nin kapatılması olacak.
    AKP, Yargıtay cumhuriyet başsavcısı ve Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkilerinde değişiklik yapacak anayasa değişikliği ile böyle bir ihtimali ortadan kaldırabilir mi?
    AKP’nin Anayasa’da referandumlar yoluyla yapmayı düşündüğü değişiklikler ise çatışmanın AKP karşıtı güçlerini etkisiz kılacak nitelikte değişiklikler değil. Örneğin, AKP’nin yapmayı düşündüğü anayasa değişikliklerinde askerle ilgili pek bir şey yok. Henüz Anayasa Mahkemesi’nin yapısının değiştirilmesi de gündeme getirilmiyor AKP tarafından.
    Demokratik halk güçleri hâlâ birleşememiş ve dağınık. Alternatif olarak öne çıkamıyor.
    TEKEL işçilerinin direnişi, halk güçlerinin en ileri kesimlerini etrafında toparladı ama bu direnişin kendi başına demokrasi mücadelesine önderlik etme yeteneği yok.
    Kavga nasıl sonuçlanacak? Ya da kısa zamanda bir sonuç beklenebilir mi?
    Bir büyük rakı açıp “Ne olacak bu memleketin hali?” muhabbeti, bu soruların yanıtını bulmak için iyi bir yöntem değil.
    Demokrasi güçlerinin birliğinin sağlanmasından başka bir alternatif gelmiyor akla.
    KAMİL TEKİN SÜREK
    www.evrensel.net