23 Şubat 2010 00:00

Perakende gıda piyasası kimin denetiminde?

Gıda sanayisinde şirket birleşmeleri ve satın almalarla birlikte yabancılaşma ve tekelleşme egemen bir durum aldı.

Paylaş

Gıda sanayisinde şirket birleşmeleri ve satın almalarla birlikte yabancılaşma ve tekelleşme egemen bir durum aldı. Bunların sonucu olarak gün geçmiyor, salt büyük kentlerimizde değil, küçük kentlerimizde bile, hiper marketler adı verilen büyük dev mağazalar açılıyor. Halkımız bunlara hücum ediyor, başta gıda olmak üzere bütün ihtiyaçlarını buradan karşılamaya çalışıyor.
Dev marketler, gıda sanayisinde meydana gelen yabancılaşma ve tekelleşmeden besleniyor. Bu sektörde durum ne? Birkaç örnek verelim;
l Süt ürünleri piyasasını yedi büyük şirket denetliyor. Sektörde Pınar, Ülker ve Danone en büyükleri. Daha sonra SEK, Yörsan ve Dimes geliyor.
l Makarna piyasasında dört şirket var. Sektörde Ankara, Filiz, Piyale ve Pastavilla ilk sıralarda yer alıyor. Payları yüzde 70’i geçiyor.
l Bebek mamasının yüzde 90’ı yabancıların. Bebeklerimizin beslenmesi yerli+yabancı ve yabancı firmaların eline geçmiş. Group Danone ve Ülker Hero Baby, bebek maması piyasasının en büyükleri.
l Sıvı yağlarda baş aktör, Suudi Savola Group. Yağ Sanayinde kurulu kapasitenin yüzde 65’i, pazarın yüzde 80’i yabancıların elinde. Ayçiçeği pazarının yüzde 40’ı ise Suudi Savola Group’a geçmiş bulunuyor.
l Bira pazarının hemen tümü yabancıların. Pazarın dörtte üçü, Efes Pilsen ve geriye kalan ise İsrail firmasının. Pazarın hacmi 2 milyar dolar civarında.
l Hazır kahvenin denetimi Neskafe’nin elinde. Neskafe pazarın üçte ikisine egemen.
l Margarinin yüzde 90’ına yakını üç büyük şirketin denetiminde. Bunlar, Ünilever, Ülker ve Marmara Gıda’ya ait firmalar.
l Çikolatanın egemeni Ülker, şekerleme ise Kent Gıda’dan Schwepps’e geçti.
(Bkn; N. Oral, Türkiye’de Tarım ve Gıda Sektöründe Yabancılaşma ve Tekelleşme, Mülkiye, Bahar, 2009 Cilt:23, Sayı 262)
Gıda sanayiinde meydana gelen tekelleşme ve yabancılaşmanın doğal sonucu olarak gıda perakendeciliği de tekelleşti ve yabancılaştı. Bugün, gıda perakendeciliğinin dört büyük yabancı tekelin, başta Fransız, Alman ve İngiliz kökenli firmaların (Carefoursa, Migros, Metro, Tesco gibi) denetimine girdiği biliniyor.
l Dünyanın her yerinde olduğu gibi, küçük ve orta ölçekli işletmeler yok olma sürecine girmiş, sektörde bakkal sayısı hızla azalmıştır. 1998 yılında 167 bin olan sayı, 2008’de 113 bine inmiştir.
l Perakendeci şirketlerin üretici şirketlere karşı pazarlık ve yaptırım güçleri artmıştır. Ürünlerin kalitesi, fiyatları, dağıtım ve ödeme koşulları ile raf alanı gibi konularda belirleyici, perakendeci sektör olmuştur. Bu durum, hem üreticinin, hem de tüketicinin perakendeciler tarafından aşırı sömürülmesine neden olmuştur.
l Perakendeci sektörün yabancılaşması, giderek üretim sektörünü de olumsuz etkilemeye başlamıştır. Bugün neredeyse perakendeci süper marketlerde pazarlanan ürünlerin yarısı yabancı ülkelerden gelmektedir. Durumun bu şekilde gelişmesi, bir yandan üretimi olumsuz olarak etkilemekte, diğer yandan işsizliği körüklemektedir. Yerli malların kullanılması unutulma sürecine girmiştir.
Yabancılaşan gıda perakendeciliğine karşı ne yapılabilir? Konu, özünde küresel kapitalizmin bir ürünüdür. Yeni-liberal politikalara karşı çıkılmaksızın, bırakınız dış pazarı, iç pazarı bile korumak olası değildir.
Kimileri çareyi; TBMM’de bekleyen Marketler Yasası’na bağlamış. Çare, üreticilerin, tüketicilerin ve de esnafın örgütlenmesinden, çare Ulusal Ekonomi Politikaları’ndan geçiyor. Bunlar gerçekleşmediği sürece, Marketler Yasası da çare olmayacaktır.
MUSTAFA KAYMAKÇI Prof. Dr. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi
ÖNCEKİ HABER

4-b ve 4-c öğrencileri okuldan mı atılacak?

SONRAKİ HABER

Düzce'de fındık işçilerini taşıyan traktör devrildi: 14 yaralı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa