Farklılıklar ülkenin zenginliğidir

Farklılıklar ülkenin zenginliğidir

Batman’da yaptığı resim çalışmalarıyla tanınan Ressam Fevzi Bilge İstanbul’da resim sergisini açtı. Sergide Kürt Ressam Bilge’nin farklı zamanlarda yaptığı 32 resmi yer alıyor.


Batman’da yaptığı resim çalışmalarıyla tanınan Ressam Fevzi Bilge İstanbul’da resim sergisini açtı. Sergide Kürt Ressam Bilge’nin farklı zamanlarda yaptığı 32 resmi yer alıyor. Teknik olarak farklı sergi açan Bilge, kendisinin Kürt kimliğinin yok sayılarak, sadece ressam olarak yansıtıldığını söyledi. İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerinde farklı kültürlerdeki sanatçıların farklılıklarıyla çağrılması gerektiğini söyleyen Bilge, farklı kültürlerin ülkenin zenginliği olduğuna dikkat çekti.
“Çeliğin İzleri” başlıklı sergi 28 Şubat’ta kadar açık kalacak. Bilge ile açtığı resim sergisi ve kültürel çalışmalar üzerine konuştuk.
Çalışmalarınızın İstanbul’da sergilenmesi hangi vesile ile oldu?
Hatırladığım kadarıyla 4-5 yıl önce Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’ne sergi açmak için başvurmuş, olumlu-olumsuz hiçbir cevap alamamış ve artık unutmuştum. Çünkü 10 yıldır çalışmalarımı Batman’da sürdürüyor ve daha çok bölge şehirlerinde sergiler düzenliyordum. Bir ay önce galeriden beni arayıp daha önce başvuru yaptığımı ve sergi açabileceğimi söylediler. Açıkçası bende uzun bir süredir İstanbul’da sergi açmak istiyordum. En son 2000 yılından önce de Kadıköy Belediyesi Sanat Galerisi’nde, Mezopotamya Kültür Merkezi’nde, Med-Kom ve BEKSAV’da resimlerimi sergilemiştim.
Önerilerini kabul ettim ama bana İstanbul Kültür Başkenti etkinlikleri çerçevesinde olacağından ya da başka bir şeyden bahsetmediler.
Serginizde yer alan 32 resim nasıl bir süreçte ortaya çıkan ürünlerdir?
Farklı süreçlerde yapılan resimlerdir. Bu sergimin diğer açtığım tüm sergilerden farkı içerikten çok, teknik bir konseptte yapılmış olmalarıdır.
Sizin serginiz İstanbul’un kültür başkenti olduğu bir dönemde açıldı. Bu konuda neler diyeceksiniz?
Afiş ve davetiyeleri gördükten sonra serginin İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Kültürel Sosyal İşler Başkanlığı’nca hazırlandığını fark ettim. Ama beni kimliğimle değil sadece bir ressam olarak lanse ettiler.
İmkanların çoğu sadece bir kültürün korunması, gelişmesi için harcanıyor. Hatta diğer kültürler hâlâ yasaklı. Böyle bir durumda tabii ki diğer kültürlerin gelişme zeminleri çok kısıtlı oluyor. Hatta kültürlerini korumak için büyük çabalar, savaşlar, bedeller veriliyor. Bu gerçeklikten olaya baktığımızda büyük farklar var. Ama kimse de onlardan bir şey dilenmiyor. Gereken neyse yapıyor, yapmaya çalışıyorlar. Bu farkı resim konusuna indirgeyip örneklersek bölgede bulunan şehirlerin çoğunda hâlâ bir tek resim galerisi bile yok.
İmkanlar yaşam kavgası, var olma kavgası içinde sanat üretmeye, kültürlerini yok imkanlarla korumaya çalıyorlar. Redde, asimilasyon ve dejenerasyona karşı insanlar (sanatçılar) kaleler inşa etmeye çalışıyorlar. Bu anlamda iki bölge arasında hem nitel hem nicel anlamda fark var.
Bölgeyi bilen bir sanatçı olarak, orada yapılan kültür ve sanat etkinlikleri ile İstanbul’da yapılanları karşılaştırdığınızda neler diyeceksiniz?
Güzel, doğru ve demokratik olan farklılıkların fark edilmesidir. Bu ülkede farklı kültürlere sahip insanlar var dolayısıyla sanatçıları var. Bu farklı kültürlere ait sanatçılar farklılıklarıyla kabul görürlerse bu ülke daha güzel, daha yaşanılır hale gelir. Herkes kendi rengiyle yan yana yaşayabilir ve güzelliği yakalamak mümkün olur. Yüzyıllardır yasaklanmış yok edilmeye çalışılmış bir kültür ile tersine tüm imkanların harcanarak geliştirilmeye çalışılan kültürler. Yani nitel anlamda başka bir fark yok.
Keşke diğer farklı kültürlere sahip sanatçılar davet edildiğinde tekçi bir anlayış ya da oldu bitti gibi yaklaşımlarla değil de kendi kimlikleriyle ve bu kimliklere saygı göstererek davet edilselerdi. Belki o zaman farklı bir şeylerin olduğunu değiştiğini görürdük.
(İstanbulEVRENSEL)
Şerif Karataş
www.evrensel.net