25 Şubat 2010 00:00

MERCEK

İki buçuk aydır direnişte olan TEKEL işçileri ve onları destekleyen emekçiler, 4 sendika konfederasyonu yönetimi tarafından alınan kararları yetersiz...

Paylaş

İki buçuk aydır direnişte olan TEKEL işçileri ve onları destekleyen emekçiler, 4 sendika konfederasyonu yönetimi tarafından alınan kararları yetersiz, ertelemeci, oyalayıcı ve etkisiz bularak protesto ettiler. İşçiler ve direnişi destekleyen emekçi kesimleri, Türk-İş yönetimi başta olmak üzere sendika ve konfederasyonlardan, işyerlerinde ve fabrikalarda iş bırakmayı ve alanlara taşan eylemleri içeren daha etkili ve ülke düzeyine yayılan eylemler için karar alınmasını bekliyorlardı. Hükümet ve sermaye saldırılarını püskürtmenin ancak bu yol izlenebilirse mümkün olabileceği, 70 günü geride bırakan direniş tarafından olduğu gibi, işçi ve emekçiler ile sermaye güçleri-kurumları ve hükümetlerinin taraf oldukları mücadele pratiği tarafından da kanıtlanmıştı. Oysa konfederasyonların yöneticileri, yeni bir genel iş bırakmadan bile ancak üç ay sonrası için söz ediyorlardı. Bu tutum ile iş güvencesini ve mücadele ile kazanılmış hakları korunmanın sağlanamayacağı; hükümetin açıkladığı saldırı planı ve saldırının kendisinin önlenemeyeceği ve püskürtülemeyeceği açıktı.
Oysa, TEKEL direnişi, sendika ve konfederasyon yöneticilerinin de kabul etmek zorunda kaldıkları gibi, direnişçilerin kararlılığı ve sermaye ve hükümetinin saldırılarına hedef olan işçi ve emekçi kitlelerinin küçümsenemez genişlikteki bir kesimi tarafından desteklenmesiyle iki buçuk ay gibi uzunca bir zamandır devam ediyor. Ülkenin çeşitli kentlerinde ve farklı sektörlerde çalışan işçi ve emekçiler, işyerlerinde ve sokakta bu direnişi destekleme eylemleri düzenliyorlar. 45. gününü geride bırakan Antep Çemen işletmesi işçilerinin direnişi, İzmir ve İstanbul’un bazı belediyelerinde çalışan işçi ve emekçilerin mücadelesi gibi sürmekte olan eylemler var. Antep’te yüzlerce işçinin katıldığı bir toplantıda sermaye saldırılarının tüm emekçileri hedeflediğine dikkat çekilerek, bu saldırıları püskürtmek için birleşik ve yaygın bir mücadeleye ihtiyaç olduğu üzerinde duruldu. İstanbul Maltepe’de TEKEL direnişine destek eylemi düzenlendi. Bu toplantı ve eylemlerin yapılmasını örgütleyen EMEK Partisi, Ankara başta olmak üzere ülkenin çeşitli diğer alanlarında da iş bırakma, grev, gösteri gibi eylemler üzerinden işçi ve emekçilerin ülke düzeyindeki bir genel grev ve direnişinin örgütlenmesi için çaba gösteriyor. Bazı başka ilerici örgüt/partinin aynı doğrultuda çabaları var. AKP’nin din istismarcılığı üzerinden etkilediği emekçi kesimleri içinde dahi, saldırıların haksızlığı ve bu aslında kendileri dahil tüm emekçileri hedeflediği düşüncesi giderek güç kazanıyor. Hükümetin ekonomi politikalarının ve siyasal tutum ve uygulamalarının halk kitlelerine yönelik saldırıların artırılmasını içerdiği, bunun üzerine inşa edildiği, hükümet sözcüleri/yöneticileriyle liberal çanak yalayıcı takımının ise bu azgın gerici saldırganlığı ikiyüzlü demokratikleşme söylemiyle örtmeye/gizlemeye çalıştıklarını giderek daha geniş kesimler algılama/anlamaya başlamışlardır.
Böylesi bir durumda, işçi sınıfının, emekçilerin ve TEKEL direnişçilerinin talepleri ve haklarından yana tutum, ancak direnişin güçlendirilmesine hizmet eden kararlarla ve bu kararların pratiğe geçirilmesini esas alan bir tutum ile mümkün olabilirdi. Sendika konfederasyonları yönetimlerinin kararları bundan uzaktır. “Meşaleli yürüyüşler” ve “Oturma eylemleri”yle iş geçiştirilmek isteniyor. “Kararın TEKEL işçilerine ve Tek Gıda-İş yönetimine bırakılması”, sorumluluktan kaçma ve “yükü” başkalarının sırtına yıkmaya çalışma “uyanıklılığı”dır(!)
Sorun bu ise eğer, TEKEL işçileri ve onların sendikal örgütü 75 günü geride bırakan direnişçi tutumuyla ortaya bir irade koymuşlardır. İşçilerin haklarını korumak ve taleplerinin karşılanmasını isteme iradesi ve kararlılığı da devam ediyor. Kaldı ki bu irade, emekçilerin ileri kesimleri başta olmak üzere çok daha geniş bir kesimin de iradesiyle birleşmiş durumdadır. Bu durumda yapılması gereken, direnişi “Kendi haline bırakarak” kırılmasına göz yummak değil, hükümet ve sermaye saldırılarını püskürtmeyi ve krizin yüklerini emekçilere yüklemeyi içeren hükümet uygulamalarını etkisiz kılacak bir mücadele hattında emekçileri harekete geçirmek olmalıdır. İleri, sınıf bilincine ulaşmış işçi ve emekçiler başta olmak üzere sömürülen ve baskı altında tutulanların talepleri için mücadeleden yana herkesin üzerinde birleşerek ilerlemeleri gereken hat bu olmalıdır. İşyerlerinde, fabrikalarda, ‘hizmet birimleri’nde, emekçi semtlerinde örgütlenen iş bırakmalar, mitingler, gösteriler, sendika şube platformlarının örgütleyecekleri yerel eylemler üzerinden birleşik genel direniş, genel grev ve eylemlerin gerçekleşmesi için çalışmak zorunludur. Saldırıları püskürtmenin, kapitalistler ile hükümetine ve öteki kurumlarına geri adım attırmanın yolu buradan geçmektedir. Bunun başında yürümesi gerekenler ise ileri işçi ve emekçiler ile sınıfın devrimci partisi olmak zorundadır.
A. Cihan Soylu
ÖNCEKİ HABER

Emekçilerin talepleri ortak

SONRAKİ HABER

Gazeteci örgütleri: Gazeteciler derhal serbest bırakılmalı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa