25 Şubat 2010 05:00

TEK EL olarak kazanacağız

20 Şubat sabah saat 5’de sendika binamız önünden Niğde KESK Şubeler Platformu’nu temsilen 25 emekçi ...

Paylaş

20 Şubat sabah saat 5’de sendika binamız önünden Niğde KESK Şubeler Platformu’nu temsilen 25 emekçi arkadaşla birlikte Ankara’ya doğru hareket ettik. Saat 11 sularında Ankara Kurtuluş Park toplantı yerine varıp, Niğde’den dayanışma için toplanan iç çamaşırı, çorap kolilerini alarak ve KESK Niğde Şubeler Platformu pankartımızı açarak yürüyüş kortejindeki yerimizi alıp yürümeye başladık.
40 binin üzerindeki emekçi seli yavaş ve emin adımlarla Kızılay’a doğru yürüyüşle birlikte hep bir ağızdan TEKEL direnişine destek sloganları atmaya, emekçilerin TEK EL olduklarını bağırmaya kısacası emeğin senfonisi Ankara caddelerinde çalmaya hem de son sürat çalmaya başladı.
Biz Niğdeli emekçiler de bu coşkun emek selindeki yerimizden gücümüz ölçüsünde destek sunmaya çalışarak yürümeye başladık. Hemen belirtmeliyim ki yürüyüş kollarının en güzel anı Niğde’de emek mücadelesine görev sürecinde destek olmuş ve sonra tayin olarak yurdun diğer illerine giden arkadaşlarla kucaklaşma anlarıdır. Biz de bu anları sıkça yaşadık. Eski Niğde Eğitim Sen Yönetim Kurulu Üyelerinden Hüseyin Erenler’le karşılaşmak, Eski Şube Başkanımız Haluk Yüce ile kucaklaşmak Niğdeli olup başka başka illerde görevleri gereği bulunan Gürsel Özkan ve İsmail Demir’le kucaklaşma onlarla Niğde kortejinde yürümek, beraber ve omuz omuza emeğin türküsünü söylemek ayrı bir enerji ayrı bir sevinç yaşatıyor.
Saatler 12.00’yi gösterdiğinde TEKEL işçileriyle dayanışma eylemimin başladığı anonsu yapılıyor ses araçlarından, dört konfederasyonun genel sekreterleri Sakarya Meydanı’nı dolduran ve Ankara halkının destekleriyle 50 bini aşan kalabalık yüzünden tüm alanın ve ülkenin TEKEL olduğunu, Türk-İş önündeki çadırlara ulaşmak için çabalanmaması gerektiğini, izdihamdan dolayı emekçilerin bulundukları yerden dayanışma eylemine başlamaları anonsunu sıkça yapmak durumunda kalıyorlardı.
Ve oturma eylemimiz başlıyor. Zorlukla 4-5 kişilik Niğde ekibini Türk-İş önündeki çadır kente kadar varmasını sağlayıp Niğde’den toplanan iç çamaşırı ve çorapları Direniş Komitesi’ne teslim ederek “Adana Çadırına” konuk ediliyoruz. Sac soba üzerinde demlenmiş çaylar içilirken sohbetlerle kaynaşıveriyoruz. Neden mi? Çünkü emeğin emekçinin dili tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ortak da ondan. Emek dili ve kardeşliği o kadar belirleyici ki Adıyamanlısı, Bursalısı, Diyarbakırlısı, İzmirlisi, Samsunlusu, Adanalısı sınıf kardeşliğini en belirgin şekilde ifade eden sloganlar atıyor ve attırıyorlar.
Akşama doğru daha da artan kitlenin içinde bin bir güçlükle tam Türk-İş Genel Merkezi Ana Giriş Kapısı karşısında ki eczanenin önüne Niğde KESK Şubeler Platformu pankartımızı asarak topladığımız karton mukavva ve kontra plaklardan oluşturduğumuz oturma yerlerimize geçerek akşam yemeği için dağıtılan kumanyalarımızı alıp yiyerek sabaha kakar sürecek eylemin enerjisini toplamaya çalışıyoruz. (Belirtmeden geçemeyeceğim: Yemek hikaye normalde üste para verseler yenmeyecek cinsten. Ama on binlerce emekçiyle yediğin zaman akıllara durgunluk verecek güzellikte nefis bir yemek oluyor. Yediğimiz ekmek arası tavuk döner ve içtiğimiz ayranı lezzetli kılan on binlerin bir arada olmasıydı.)
Çadır Kent ve ülkenin dört bir yanından gelen misafirleri sabaha kadar kah halayla, kah müzikle, türkülerle ve sohbetlerle geceden günün ilk saatlerine kadar coşkuyu artarak sürüklediler. Kurduğumuz mütevazı standa gelen ziyaretçilerimizin arasında sürpriz Niğde’deki işleri nedeniyle otobüsle gelemeyen Ahmet Ulucan, Mehmet Varol, Aytaç Harmancı ve Hüseyin Demirbaş’ın ziyaretleriydi. Özveriyle 3 saatliğine de olsa aramızda bulunup sabah 4 gibi tekrar Niğde’ye döndüler. Bizler ise dayanışma çaylarıyla peynirli sandviçlerimizden oluşan mükellef kahvaltımızı saat 7 gibi yapıp tekrar kardeşlik halayına durduk.
Saatler 12’ye yaklaşırken vedalaşma ve kararlılık konuşmalarıyla ayrılık zamanının geldiğini anladık. Toplanıp otobüslerimize doğru yürürken bu inanç ve kararlılık oldukça, TEK EL olundukça kazanamayacağımız hiçbir mücadele olamayacağı inancının perçinlenmiş durumda yorgunluğumuzu unutarak türküler eşliğinde Niğde’ye doğru hareket ettik. Çadırkent direniyor, direnecek de bizlerin desteğiyle tüm emekçilerin TEK EL olmasıyla da kazanacaklar yani biz kazanacağız.
GÖKSEL RIZA ÖZKAN Niğde Eğitim Sen Bşk., KESK Niğde Dönem Szc.
ÖNCEKİ HABER

Tarihe kaybedilmiş bir hak mücadelesi olarak geçecek

SONRAKİ HABER

KHK ile ihraç edilen kanser hastası Haluk Savaş, pasaportunu aldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa