Güney Özkılınç’a mektup

Güney Özkılınç’a mektup

Merhaba Güney Özkılınç,


Merhaba Güney Özkılınç,
Nâzım’ın Bursa Yılları’nı okudum. Emeğini, Nâzım Hikmet’e, modern Türk şiirinin ustasına duyduğun saygının bu somut göstergesini kutlarım. Bursa’nın daha doğrusu Bursalıların yıllar önce yapması gerekeni yapmışsın. Ataol Behramoğlu’nun sunusunda duyulan heyecanın bir nedeni de bu olmalı. Çünkü o da gençliğinin bir bölümünü Bursa’da yaşadı.
Bursa, bütün şehirler gibi, eski çizgilerini yitiriyor. Bugün Keşiş Dağı’nın daha doğrusu Uludağ’ın bile eski görünüşü yitti. Yalnızca Nâzım’ın şiirlerinde soluk alıyor. Nâzım Hikmet’in, Orhan Kemal’in Balaban’ın yattığı Bursa Kalesi de artık yok. Kale sözcüğünün hapishane anlamına geldiğini Karslı hapis Şair Bülent Şamcı’dan öğrendiğimde şaşırmamıştım. Nâzım Hikmet, ana dilinin bu ayrıntısını yıllar önce fısıldamıştı bana:
“Sevdalınız komünisttir
on yıldan beri hapistir yatar Bursa Kalesinde
Hapis ammâ zincirini kırmış yatar
en âlâ bir mertebeye ermiş yatar
yatar Bursa Kalesinde”
Nâzım Hikmet’in “Bedreddin gibi taşıyıp yükü” yattığı hapishane artık yok. Keşke bir kültür merkezi olarak korunsaydı.
Kardeşim Güney, Nâzım Hikmet’in Bursa ve çevresindeki izlerini sürmen de önemli, dinlediklerini, bulduklarını bir arşiv malzemesi haline getirmen de. Halkımızın efsaneyle yetinen bir yanı vardır. Yazılı belgemiz yoktur pek. Sebebi malum. Anılar yazılmaz, kimi kez anı yazma yaşı geldiğinde bellekler arızalanır kimi kez birilerini incitmeme gayreti yüzünden yazılmaz anılar. Kimi anılar ise yalnızca yazanı yansıtan bir aynadır. Düzeltilemez, gerçeğin bir yanını yansıtsa da, yanlışları olsa da yazıldığı gibi kalır. Ama en sağlam izler edebiyatçıların yazdıklarındadır. Edebiyat tarihi kadar gayri resmi tarih de edebiyata başvurmalı. Nâzım Hikmet için en sağlam anlatılardan biri Peride Celal’in Kurtları’dır Nâzım’ın o yasa dışı biçimde askere çağrılışında serbest bırakılması için, bir kefil gerekişi, Genç Peride Celal’in kefilliği üstlenişini romanında da okudum, kendi ağzından da dinledim. Peride’nin Nâzım’ın eşlerinden Münevver’in arkadaşı da olduğunu bilir misin? Münevver Bursa’ya giderken yanına almış Peride Celal’i. Ama Nâzım’ı görmeye giderken yanına almamış, otelde bırakmış.
Kitabında Cahit Sıtkı Tarancı’nın Bir Şey şiirini görünce sarsıldım. Cahit Sıtkı o şiirin sonlarında Nâzım’ın adını anar. Cahit Sıtkı bu şiiri Varlık dergisine yollar ama “Edebiyatımızın en yavuz evladı Nâzım Ağabey hapislerde çürür” dizeleri Varlık’ta yayımlanmaz.
Sesini yükseltmeyi bilmek iyi şairlerin başarabileceği bir iştir. Cahit Sıtkı’yı bütün iyi şiirleri bir yana bu yüzden severim. Kadirbilirliği yüzünden. Seni de kitabındaki ayrıntılar yüzünden bir kez daha sevdim. Nâzım Hikmet’e emek verenleri örneğin Aydın Aydemir’i Kemal Sülker’i unutmayışından. Nâzım Hikmet’e avludan ot toplayıp hindibağ salatası yapan genç cezaevi aşçısından söz edişinden. (Aklıma takıldı sıralanan bu sebzeler, kabak, ıspanak kökü salataları hep bir perhizi düşündürüyor… Usta’nın karaciğerinden sıkıntısı yüzünden miydi, kalbinden mi?)
Nâzım Hikmet hem yazdıklarıyla hem yaşamıyla benzeri olmayan bir öğreticidir. Ona verilen emek, emek vereni yüceltir. Nâzım’ın Bursa Yılları’nı kutluyor, sana nice araştırma diliyorum. Dilerim senin gibi genç arkadaşların sayısı artar.
Sevgilerimle
Sennur Sezer
www.evrensel.net