28 Şubat 2010 05:00

SADEDE GELELİM

1970li ülkelerden bu yana az gelişmiş ülkelerde ve gelişmiş ülkelerde yani Küba gibi bir iki ülke hariç bütün kapitalist dünyada emekçilerin geçim düzeyine düşürmeye ve çalışma şartlarının ağırlaştırmaya yönelik politikalar uygulanmaktır.

Paylaş

1970li ülkelerden bu yana az gelişmiş ülkelerde ve gelişmiş ülkelerde yani Küba gibi bir iki ülke hariç bütün kapitalist dünyada emekçilerin geçim düzeyine düşürmeye ve çalışma şartlarının ağırlaştırmaya yönelik politikalar uygulanmaktır. Kapitalizm yeryüzünde herşeyi metalaştırılmakta, özelleştirilmektedir. Günün birinde insanların bedenlerinin ve beyinlerinin satışa çıkarılarak elektronik aygıtlarla kontrol edildiği yüksek teknolojili bir kölelik kurumu geliştirilmeyeceğini kim iddia edebilir?
Hatırlayalım: Burjuva sınıfı 30 yıl içinde KİTlerde bütün memurları sözleşmeli statüye geçirdi. KİTleri peyderpey özelleştirdi; kelepir fiyata ona buna peşkeş çekti. SSKyı tasfiye edip emeklenme yaşını artırdı, prim ödeme gün sayılarını artırdı. Yeni çalışma yasalarıyla esnek çalışmayı, alt işverenden işçi kiralamayı kurumlaştırdı. Köylüden fiyat destekleme alımlarını kaldırdı. Vergilerde gelir ve servetten alınan doğrudan vergilerin payını azaltarak burjuvaların vergi yükünü hafifletti; buna karşılık alışverişte kesilen vergilerin payı artarak emekçilerin vergi yükünü atırdı.
Burjuva iktidarları emekçilerin yararlanageldiği kamu kesiminde sunulan sağlık hizmetlerini özelleştirmektedir.
Burjuva iktidarları eğitim sistemini bir yanda özel kurumlar, öte yanda finansmansız, perişan devlet kurumları şeklinde iki kesime ayırmaktadır.
Saldırının özü, emekçilerin ürettiği hâsılada emekçilerin maaş, ücret, emekli aylığı ve kamu hizmeti olarak yararlandığı payı azaltmak, burjuvaların gelirlerini artırmaktır. Tekel işçilerine hükûmetin 4-C statüsü dayatmaya çalışması bu sürecin devamıdır.
Fakirlerin daha da fakirleşmesi, ezilenlerin daha da ezilmesi ne Allah’ın emridir; ne tabiat kanunudur, ne de insan fıtratından çıkan bir durumdur. Üretilen hâsılada emekçilerin payı ile haramzadelerin payını belirleyen, bu sınıfların örgütlü mücadelesinin vardığı sonuçtur.
Şimdilerde ülkemizde derin devletçi, vesayetçi burjuva kesimi ile cemaatçi muhafazakâr burjuva kesiminin mücadelesi sertleşmektedir. Bu kapışma, iktidarın emekçilerle daha az uğraşabileceği bir ortam oluşturmaktadır. Unutmamak gerekir ki burjuva siyasetçileri ve bürokratları (tür olarak) insandır ve dikkatleri ve enerjileri sınırlıdır.
Tekel işçileri etrafında güçlenmeye başlayan sınıf dayanışması, iş ve ekmek talepleri etrafında birleşerek güçlenme ümidi doğurmaktadır. Yukarıda saydığımız saldırı dönüşümlerinin her biriyle ilgili somut talepler yazılabilir. Örneğin özelleştirmelerin durdurulup yasaklanması. Örneğin alt işverenden istihdamın yasaklanması. Bu talepler burjuva sınıfından yapması istenen ‘talepler’ değil, siyasî hedefler olarak algılanır ise bir siyasî hamle, bir siyasî baskı teşkil edebilir. Emekçileri bu hedefler etrafında birleştirmek zor olmasa gerek. KİTlerin özelleştirilmesinin devamını hangi emekçi ister? Taşeron şirketlerden işçi istihdam sistemini savunacak emekçi çıkar mı?
Emekçileri kim örgütleyecek? Tekel işçilerinin gösterdikleri metanetle kazandıkları sevgi ve destek, bir dönemece geldiğimizi hissettirmektedir. Ancak Tekel direnişinde işçiler sendikalarını ve konfederasyonu peşlerinden sürüklemektedir. Bu manzaradan herkes bir hisse çıkarmalıdır. Sendikalı işçilerden ve şube yöneticilerinden, ortamdan yararlanarak emekçilerin mücadelesini, mevcudu müdafaadan yeni haklar kazanmaya ilerletme inisiyatifi gösterecek yeni önderlerin çıkmasının zamandır.
CEM SOMEL
ÖNCEKİ HABER

Antalya’da ‘kader’e tepki

SONRAKİ HABER

Cannes Film Festivali'nde ödüller sahiplerini buldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa